"Enter"a basıp içeriğe geçin

YARIMADA Yazılar

Yemleme Nedir ve Oltaya Gelmemek İçin Ne Yapmalı?

Üniversitedeki ilk yılımdı ve öncesinde değil internet, Commodore 64’ü saymazsak bilgisayar bile kullanmamıştım. İnternet büyüleyiciydi. O zamanlar birçok öğrenci gibi boş vakit ve laboratuvarda boş bilgisayar buldukça internette dolaşıyordum. Bir gün laboratuvarın kalabalık olmamasından yararlanıp sol içerikli bir siteye bakarken bir e-posta geldi. E-postada “çeteci güçlerin” peşimizde olduğu ve dikkatli olmam gerektiği yazıyordu. Kullandığım teknolojiyi yeterince tanımıyordum. Sistem yöneticilerinin kimin, ne zaman, hangi sitelere girdiğini bilebildiğini tahmin edebiliyordum ama “Zeki Müren de bizi görecek mi”de olduğu gibi ziyaret edilen sitenin sahibinin ziyaretçiye erişip erişemeyeceğini ya da ziyaretçi hakkında hangi verileri elde edebileceğini bilmiyordum. Birkaç saniyelik bir paniğin ardından, nasıl yaptığını anlamasam da e-postanın laboratuvara beraber geldiğim arkadaşım tarafından gönderilmiş olabileceğini tahmin ettim. Ona döndüğümde sırıtıyordu. E-postanın gönderen kısmını değiştirip ziyaret ettiğim siteden gönderildiği izlenimi yaratarak beni yemlemiş ama yemi yutmamıştım. Belirttiğim gibi teknik bilgim son derece sınırlıydı. Yemi yutmamamın nedeni çok uyanık olmam da değildi. Nitekim bu olaydan yıllar sonra, yemleme (phishing) saldırıları hakkında bilgim olmasına karşın yemi yuttuğum da oldu. Neyse ki hemen ardından ayılarak gerekli önlemleri aldım. İtiraf etmek gerekirse arkadaşım mesajı daha özenli yazmış olsaydı, örneğin o zamanki Susurluk haberlerinden etkilenerek yazdığı “çeteci güçler” yerine oligarşi, faşist diktatörlük vb ifadeler kullanmış olsaydı daha inandırıcı olacak ve belki oltaya gelecektim.

Devamını okuyun Yemleme Nedir ve Oltaya Gelmemek İçin Ne Yapmalı?

Bilgisayarlar işimizi elimizden mi alıyor?

George Orwell’in 1984’ü en çok satılan kitaplar listesinden düşmüyor. İnternet’in yaygınlaşmadığı ve kişisel bilgisayarların henüz belirmediği yıllarda 1984, toplumdaki bazı eğilimleri abartan bir roman olarak algılanabiliyordu. Örneğin sosyolog James B. Rule, 1973 yılında artan gözetim sistemleri üzerine oluşturulan korku hikayelerinin abartılı bir yaklaşım sergilediğini söylüyor ve bu hikayelerin gerçek olabilmesi için önünde dört büyük engelin olduğunu vurguluyordu. Birinci olarak, kişisel bilgilerin saklanması ve daha sonra bunlardan anlamlı bilgi kümeleri oluşturulabilmesi için teknik yetersizlikler vardı. İkincisi, farklı yerlerdeki bilgiyi birleştirecek merkezi bir sistem yoktu. Üçüncüsü, Orwell’in 1984’ünde bilgisayar sistemleri anlık durumları analiz edip anında yanıtlar verebiliyordu. Zamanın bilgisayarlarının gelişmişlik seviyesi düşünüldüğünde bu tamamen olanaksızdı. Dördüncüsü, 1984’de bilgisayarlar insanların her anlarını gözetleyebiliyordu ama bu 1970lerin teknolojisi için hayal bile edilemez bir durumdu.

Devamını okuyun Bilgisayarlar işimizi elimizden mi alıyor?

Bildiğimiz İnternet’in sonu mu?

Ağustos ayı sonunda BBC Türkçe’de “İran milli internet ağı kurdu” başlıklı bir haber yayımlandı. Haberin devamında ise İran’ın milli internet kurma projesinin bütününün değil ama ilk aşamasının tamamlandığı belirtiliyordu. Milli internet fikri ilk kez 2010’da ortaya atılmış ve projenin 2015 yılında tamamlanması hedeflenmişti. Haberde İran hükümetinin ve muhaliflerin proje hakkındaki görüşlerine de yer veriliyordu. İran hükümeti, milli internetin “yüksek kalitede, hızlı ve az maliyetli” internet bağlantısı sağlayacağını iddia ederken muhalifler projenin iktidarın gözetim olanaklarını artıracağına dikkati çekiyorlardı (http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37212801). Yalnız İran’ın değil, yazının devamında tartışılan diğer aktörlerin de girişimleriyle İnternet yerini internetlere bırakıyor.

Devamını okuyun Bildiğimiz İnternet’in sonu mu?

Haziran’dan Sonra Sosyal Medya’ya “Eleştirel” Bir Giriş

Haziran’ın üzerinden üç yıl geçti ve sosyal medyanın altından çok sular aktı. Daha 2013 sona ermeden ses kayıtları art arda sosyal medyada dolaşıma sokuldu. Belki ses kayıtlarını dolaşıma sokanlar ikinci bir Gezi yaratmak, insanları tekrar sokağa dökmek istiyorlardı. Ama tam tersi oldu; sokağa dökülmek istenen kitle bir sonraki ses kaydını beklemek için bilgisayar başında çakılıp kaldı. Aynı eylemsizlik hali fuatavni’nin tweetleri sonrasında da görüldü. Bu süreçte, Haziran’dan sonra iktidarın dersine iyi çalıştığı ve sosyal medyayı başarılı bir biçimde yönettiği fark ediliyordu. Kriz anlarında son derece akıllıca bir hamleyle sosyal ağı ağırlaştırdı, bazı haber sitelerine erişimi engelledi. Ancak daha önemlisi, sosyal medyada Haziran’a karşı bir hegemonya oluşturmayı başarabildi.

Devamını okuyun Haziran’dan Sonra Sosyal Medya’ya “Eleştirel” Bir Giriş

Cam Fanusta Yazılım Olmaz

2000 yılında bir arkadaşım, kasabalarındaki kömürcünün bir yazılım yaptırmak istediğini söylemişti. Kömürcü, komşusu bakkalı kıskanmıştı. Bakkal, borcuna itiraz eden bir müşteri olduğunda “Ben söylemiyorum, bak bilgisayara” diyerek bilgisayarında çalışan yazılımı gösteriyor, bilgisayarın hikmetinden sual olunamayacağından müşteri uysalca borcunu ödüyordu. Kömürcü de daha sorunsuz müşteri ilişkileri yönetimi için komşusu gibi veresiye defterini atmak ve yerine bilgisayar koymak istiyordu.

Devamını okuyun Cam Fanusta Yazılım Olmaz

Yazılım Nedir?

Skandalı bol ülkemizin nisan ayındaki skandallarından biri ortalığa saçılan kişisel verilerdi. 2009 yerel seçimlerinde oy kullanan vatandaşların verilerini içeren veritabanı ilk kez şubat ayında paylaşılmış, 4 Nisan’da da şifresiz olarak dolaşıma girmişti. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın belirttiği gibi verilerin çalınması yeni bir olay değildi. 2010 yılında kişisel verilerin bir DVD içinde satıldığına dair haberler yayımlanmıştı. Fakat internet kullanıcıları sosyal medyadan duyurulan bir web sitesinde, ad soyad bilgileriyle sorgulama yaptıklarında durumun vahametini daha net gördüler. Yapılan sorgulamalarda herhangi bir kişinin TC kimlik numarası, anne adı, baba adı, cinsiyet, doğum yılı, doğum yeri, nüfus kayıt yeri bilgilerinin yanı sıra adres bilgilerine de erişilebiliyordu. Bu bilgilerin dolandırıcılık ve sahtecilik amaçlı kullanılabilecek olması insanları ürküttü.

Devamını okuyun Yazılım Nedir?

Okullarda Kodlama Dersi – 2

Geçen yazıda çocuklara yönelik kodlama eğitimini tartışmış ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kodlama dersinin ortaokul ve lise müfredatına alınması için yapacağı çalışmaları desteklediğimi belirtmiştim. Desteğimi de üç maddeyle açıklamıştım: Berimsel (computational) okuryazarlığın (literacy) yaygınlaşıyor olması, günümüzde toplumsal düzenlemelerin giderek artan biçimde kodla yapılması (“Kod kanundur”) ve programcılığın eğlenceli olması. Bu yazıda da aynı konuya devam etmek istiyorum. Ama önce kodlama ile programlama arasındaki farka açıklık getirmek gerekiyor. Kodlama, analiz, tasarım, test gibi yazılım geliştirmenin aşamalarından biridir. Programlama ise daha geniş anlamda kullanılmaktadır. Kodlamanın yanında diğer aşamaları da içerebilmektedir. Kodlama eğitimi ile ilgili yazılarda (bu yazıda da) aslında çoğu zaman programlamadan söz edilmektedir. Bakanlığın hedefleri ve planladığı kodlama eğitiminin kapsamı hakkında bilgim yok fakat başta İngiltere olmak üzere birçok ülkedeki müfredat değişikliğinde hedeflenen öğrencilerin belirli bir programlama diline özgü komutları alt alta sıralamayı öğrenmesi değildir. Eğer Türkiye’deki eğitim müfredatı bir ya da birkaç programlama dilinin öğretimi ile sınırlandırılırsa sonuç pek parlak olmayacaktır. Yurt dışındaki örneklerde öğrencilere belirli bir aracın (örneğin programlama dilini) kullanımının öğretilmesi değil, berimsel okuryazarlık (DiSessa, 2001) ya da berimsel düşünme (Wing, 2006) denilen yetinin kazandırılması hedeflenmektedir.

Devamını okuyun Okullarda Kodlama Dersi – 2

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine: Debian

Debian GNU/Linux dağıtımının kurucusu Ian Murdock 28 Aralık 2015’te, 42 yaşında aramızdan ayrıldı. Ölüm nedeni hakkında fazla bilgi sahibi değilim. Sadece San Francisco’da yaşayan Ian Murdock’un polis şiddetine maruz kaldığını ve sonrasında intihar ettiğini biliyorum (http://techaeris.com/2015/12/28/debian-founder-ian-murdocks-tweets-raising-eyebrows/). Ian Murdock bir Steve Jobs değildi. Ölümünün o kadar haber değeri yoktu. Okullarda onun için anma törenleri de düzenlenmedi (bkz. http://www.kartalgazetesi.com/15679-ahmet-simsek-koleji-teknoloji-kulubu-mr-steve-jobs%E2%80%99u-anma-toreni-duzenledi). GNU/Linux’u biraz duymuş olanlar içinse Ian Murdock sadece yüzlerce dağıtımdan biri olan Debian’ın kurucusuydu.

Devamını okuyun Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine: Debian

Kesin Bilgi Mi?

Hatırlanacağı üzere 6 Şubat 2014 yılında kabul edilen 6518 sayılı torba kanunla (https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k6518.html) 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununun bazı maddeleri yeniden düzenlenmiş ve genişletilmişti. CHP de 1,5 yıl önce bu düzenlemelerin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Mahkeme kararını açıkladı. 6518’in bazı hükümlerini iptal ederken bazılarının iptal istemini reddetti. İptal istemi reddedilenler arasında TİB’e (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) hakim kararı olmaksızın erişim engelleme yetkisi veren düzenleme de vardı. TİB önümüzdeki günlerde de mahkeme kararı olmaksızın site engellemeye devam edebilecek!

Devamını okuyun Kesin Bilgi Mi?