Belge Özgürlüğü Günü

2008 yılından itibaren, Mart ayının son çarşambası Belge Özgürlüğü Günü (Document Freedom Day – http://documentfreedom.org/) olarak kutlanıyor. Belge Özgürlüğü Günü (BÖG), FSFE’nin (Free Software Foundation Europe – Avrupa Özgür Yazılım Vakfı) öncülüğünde düzenleniyor ve kullanıcıları açık standartlar ve açık belge biçimleri (formatları) konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyor. BÖG, hedef kitlesinin özellikle teknik olmayan kullanıcılar olduğunu söylüyor. Ancak ülkemizde başta Türk bilişimcileri olmak üzere teknik olarak nitelendirilebilecek kesimlerin de açık standartlar konusunda duyarsız davrandığının altını çizmek gerekiyor.

Belge özgürlüğü, en başta kendi bilgisayarımızda bulunan belgelere erişim hakkını içerir. Şunu iddia edebilirsiniz: “Bir belge bilgisayarımda bulunuyorsa, zaten erişim hakkım vardır.”. Fakat başta .doc uzantılı belgeleriniz olmak üzere bilgisayarınızdaki birçok dosya tam anlamıyla sizin olmayabilir. “İstediğim zaman değiştirebildiğim, gerektiğinde silebildiğim bu dosyalar benim değilse, kimin?” diye sorabilirsiniz.

Bu soruya yanıt verebilmek için bilişim teknolojilerinde biçim terimini açıklamak gerekiyor. Metin, ses ve/veya görüntü içeren belgelerin bilgisayar ortamında kullanılabilmesi için bilgisayarların anlayabileceği şekilde 1ler ve 0lar ile ifade edilmesi gerekir. Buna dosya biçimi deriz. Bilgisayarımda bulunan dosya biçimlerinin standart olması gerekir. Özel bir biçimde kodlanmış, sadece kendi bilgisayarımda okuyup yazabildiğim bir dosyayı diğer bilgisayar kullanıcılarıyla paylaşamam. Dosyam sadece belirli bir uygulamanın okuyabileceği şekilde kodlanmışsa dosyayı paylaşacağım kişinin de aynı uygulamaya sahip olmasını ummaktan başka çarem yoktur.

Bilişimsel çağ, paylaşım çağıdır. Bilgisayarlar asıl niteliksel sıçramayı 1990ların ikinci yarısında, internetin yaygınlaşmasıyla beraber yapmıştır. Bilgisayarlar birbirlerine bağlandıkça bilginin paylaşımı da artmıştır. Bilgisayarlar arası paylaşımın sağlanabilmesi bilgisayarların üç temel koşul üzerinde anlaşması gerekir:

  1. İletişim protokolleri
  2. Teknik arayüzler
  3. Enformasyon biçimleri

Bu nedenle ağ üzerinden iletişim ve paylaşım belirli standartlar çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Standartları iktisadi bir bakış açısıyla değerlendiren Ghosh’a göre standart, üzerinde hemfikir olunan ya da seçilen ve kullanımı önemli dışsallıklara neden olan teknolojidir[1]. Lemley ise daha genel bir standart tanımı yapar. Lemley’e göre standart [2], “bir ürünün ya da sürecin yaygın tasarımı için sunulan ya da sunulmaya çalışılan belirtimler (specification) kümesidir.” Ancak her iki yazar da bu standartların oluşum sürecine değinmezler [3]. Standartlar farklı mekanizmalarla oluşup yaygınlaşabilirler. Örneğin, bir standart aşağıdan yukarıya kamudan ve özel sektörden kişilerin eşgüdümlü çalışmalarıyla oluşabileceği gibi yukarıdan aşağıya bir hükumetin ya da uluslararası bir örgütün zorlamasıyla da olabilir. Ya da bilişim sektöründe çok sık olduğu gibi, sektöre ilk giren standartları belirlemeye çalışır ve bu girişimini ağ dışsallığından faydalanarak yapar. Ağ dışsallığı, bir ürünün değerinin ya da kullanımının kullanan sayısıyla doğru orantılı olarak artmasıdır. 100 kişi dosyalarını Microsoft Word’un .doc uzantısıyla kaydedip paylaşıyorsa bu durum 101. kişi üzerinde de baskı oluşturacak ve o da dosyalarını Microsoft Word ile okuyup yazmak ve .doc uzantısıyla dağıtmak zorunda kalacaktır.

Bir bilgisayar kullanıcısının Microsoft Word kullanarak bir belge oluşturduğunu varsayalım. Microsoft kendi belirlediği özel bir standart çerçevesinde belgeleri biçimlendirir. Doğal olarak kendi oluşturduğu belgeyi yine en iyi kendi açacaktır. Microsoft Word’den başka yazılımlarla (ör: LibreOffice) da kaydedilen belge açılabilir. Fakat belgenin yüzde yüz, kaydedildiği gibi açılabilmesi her zaman olanaklı olmayabilir. Ufak tefek farklılar olabilir. Sorun, Microsoft’un belgelerini kendi belirlediği bir standarda göre kaydediyor olmasıdır. Yukarıdaki soruya dönersek…

Eğer bilgisayarınızdaki belgeleri sadece bir şirketin yazılımıyla tam doğru şekilde açıp değiştirebiliyorsanız, gönül rahatlığıyla bilgisayarınızdaki belgelerin sizin olduğunuzu söyleyebilir misiniz? 10 yıl sonra, Microsoft kullandığınız belge biçimini desteklemekten vazgeçmiş, eski Microsoft Word programınız yeni işletim sisteminizde çalıştırılamıyor olabilir… Belki de artık korsan yazılım kullanmanız engellenmiştir; dosyalarınıza tekrar kavuşabilmek için Microsoft’a lisans parası ödemenizden başka çare kalmamıştır. Hani belgeler sizindi?

Bu sorun, sadece kelime işlem programlarıyla da sınırlı değildir. “Bu web sitesi en iyi en iyi Intermet Explorer’ın 7.x sürümünde görüntülenmektedir.” uyarılarına rastlamışsınızdır. Bir web sitesi sadece Internet Explorer’da düzgün çalışıp Firefox, Chrome, Safari vb. tarayıcılarda hiç gösterilemiyor olabilir. Eğer sorun kamuya ait web sitelerinde oluyorsa durum daha da ciddileşir.

Bu konu genellikle serbest rekabet bağlamında tartışılmaktadır. Bir firma, kendi oluşturduğu standartlarla sektörde tekel durumuna gelip diğer firmaların ürünlerin kullanımını engelleyebilir ve kullanıcıları kendi ürünlerini kullanmaya zorlayabilir. Kullanıcı, içine düştüğü bağımlılık ilişkisi sonucunda kendisi için daha uygun olsa da başka firmaların ürünlerini seçemez.

Ancak daha vahim olaylar da yaşanabilir. 2005 yılındaki Katrina Hortumu’nda olduğu gibi…Kazazedeler yardım için web üzerinden FEMA’ya (Federal Emergency Management Agency – Federal Acil Yönetim Ajansı) erişmek istediklerinde acı bir sürprizle karşılaştılar: Çevrimiçi kayıt merkezi sadece Microsoft Internet Explorer’da çalışmaktadır!

Kullanıcıların firmalara bağımlı kalmaması ve kamu belgelerine eşit erişim hakkı için açık standartlara uyum zorunludur. Fakat farklı açık standart tanımları olduğuna da dikkat etmek gerekir.

Avrupa Birliği’nce hazırlanan “Avrupa Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi” adlı raporda açık standartlar için asgari gereklilikler belirtilmektedir. Buna göre:

  • Standart, kar amacı olmayan bir örgüt tarafından benimsenip devam ettirilmeli, karar alma süreçleri tüm ilgililere açık olmalıdır.
  • Yayımlanan standart ücretsiz ya da sembolik bir ücretle sunulmalıdır. Standardın kopyalanıp dağıtılması da ücretsiz ya da sembolik bir ücretle olmalıdır.
  • Standardın, telif ya da patent içeren herhangi bir bölümü varsa, bu da herhangi bir ücret ödenmeden kullanılabilmelidir.

Özellikle standart oluşum sürecine, standardın bağımsız ve katılımcı bir şekilde oluşturulmasına yönelik vurgu önemlidir. Fakat patentlerle ilgili olan gereklilik, patentin standart çerçevesinde uygulanması durumunda ücretsiz olması, yarattıkları bağımlılık ilişkilerinden para kazanan şirketlerin tepkisine neden olmuştur. Patentlerin ücretsiz kullanımı yerine RAND adı verilen (Reasonable And Non-Discriminatory – Makul ve Adil) lisanslamalar önerilmiştir. Fakat neyin makul ve adil olacağı belirsizdir.

FSFE’nin (Avrupa Özgür Yazılım Vakfı) açık standart tanımı Avrupa Birliği’ninkine benzemekle beraber özellikle telif ve patentler konusunda daha hassastır. Ayrıca, Avrupa Özgür Yazılım Vakfı’na göre bir standardın açık bir standart sayılabilmesi için gerekli olanlar şunlardır:

  • Tüm tarafların değerlendirmesine ve kullanımına hiçbir sınırlama olmaksızın eşit olanak verilmelidir.
  • Herhangi bir bileşeni ya da eklentisi, açık standart tanımına uymayan biçim veya protokoller içermemelidir.
  • Bir tarafın veya herhangi iş modelinde kullanımını engelleyecek yasal veya teknik cümleler içermemelidir.
  • Tek bir satıcıdan bağımsız, herkese açık ve tüm rakiplerin ve üçüncü tarafların katılımına eşit olanak verecek şekilde yönetilmeli ve geliştirilmelidir.
  • Rakip satıcılar tarafından çok sayıda gerçekleştirimi veya tüm taraflar için aynı elverişilikte tamamlanmış bir gerçekleştirimi olmalıdır.

FSFE’nin rekabete yaptığı vurgunun temelinde özgür yazılımların kullanımı için gerekli koşulları sağlama gayreti vardır. FSFE’ye göre, bilgisayarlara ve enformasyona kimin sahip olacağı önemli bir mücadele alanıdır. Bilişim tekelleri, bilgisayarları ve enformasyonu kimi zaman teknik kimi zaman da hukuksal yöntemlerle kontrol etme çabası içindedirler. Buna karşılık, özgür yazılım ve açık standartlar, bilgisayarlarımızı ve enformasyona eşit erişim hakkımızı savunmanın, geliştirmenin iki önemli aracıdır. Özgür yazılım ve açık standartlar iki ayrı konu değildir; birbiriyle ilişkilidir. Açık standartlar yaygınlaşmadan, özgür yazılım kullanımı artamaz. Özgür yazılımlar olmadan ise açık standartlar tam anlamıyla uygulanamaz.

ITU’nun (International Telecommunications Union – Uluslararası Telekomünikasyon Birliği) açık standart tanımında da standart oluşumunda katılımcılığa ve şeffaflığa vurgu vardır. Krechmer ise açık standartlar konusunda bir başka önemli konuya işaret etmektedir: Standardın, geriye dönük de uyumlu olması [4].

Bu tanımlardan yola çıkarak, standardın açık olmasını üç başlık altında özetleyebiliriz [3].

Geliştirmede Açıklık:

Açık standartların geliştirilmesi, tüm tarafların katılımına açık ve şeffaf olmalıdır. İşleyiş tanımlanmış ve belgelenmiş olmalı, karar verme süreçleri taraflardan herhangi birini ayrıcalıklı hale getirmeyecek şekilde düzenlenmelidir.

Gerçekleştirimde Açıklık:

Belirtimler, standartları uygulamak isteyenlere ve kamuya açık ve ücretsiz olmalıdır. Ayrıca bu belirtimlerin gerçekleştirimi için telif ve patent ücreti ödenmemelidir.

Kullanımda Açıklık:

Standart, kullanıcıyı bir satıcının bir ürününü satın almaya zorlamamalıdır. Örneğin, A ürünü sadece B ile çalışabilir diyerek kullanıcının hakları kısıtlanmamalıdır. Bunun yanında, standartlar daha sonra geliştirilse bile eski sürümlerine göre gerçekleştirilmiş ürünlerin kullanımını kısıtlamamalı ve kullanıcıyı elinde daha eski sürümlere göre gerçekleştirimi bulunan ürününü yükseltmeye zorlamamalıdır.

E-Devlet uygulamalarının yaygınlaşması, bilişim teknolojilerinin hayatın her alanına girmesiyle beraber hükumetler açık standartları uygulamaya yönelmişlerdir. Başta Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülkede, bilişim sistemlerinin birlikte çalışabilirliğini (bir sistemin ya da sürecin, ortak standartlar çerçevesinde bir diğer sistemin ya da sürecin bilgisini ve/veya işlevlerini kullanabilme yeteneği ) sağlamak için düzenlemeler yapılmıştır.

İlk sürümü 2005 yılında duyurulan, 2009 yılında 2 nolu, 2012 yılında da 2.1 nolu sürümü yayımlanan (http://www.bilgitoplumu.gov.tr/Documents/1/Yayinlar/birlikte_calisabilirlik_esaslari_rehberi_2.1.pdf) Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi ise ülkemizde açık standartlar konusunda atılmış önemli bir adımdır. Belge, bilişim sistemlerinin nasıl sorunsuz olarak birbirleriyle beraber çalışabileceği konusunda öneriler getirmektedir. Bu öneriler, yalnız kamu bilişim sistemlerinden sorumlu olan yöneticiler için değil gündelik bilgisayar kullanımı için de önemlidir. Dosyaları paylaşırken, hangi şartlarda hangi biçimlerin kullanılabileceğine yönelik öneriler vardır. Örneğin, resim dosyaları .bmp, .gif, png ya da .jpg uzantısıyla kaydedilebilir. Fakat her birinin özelliği farklıdır. .bmp uzantılı dosyalar kayıpsızdır; görüntü kalitesinden ödün verilmez. .gif, fazla detay içermeyen görüntülerin sıkıştırılmasında kullanılır. .png ise .gif yerine kullanılabilir; bazı kısımları saydam olan resimlerin sıkıştırılmasında daha iyi sonuç verebilir. .jpeg renk duyarlılığı gerektiren, fakat veri kaybının (.bmp’nin tersine) kabul edilebilir olduğu durumlarda kullanılabilir.

Rehberin, kelime işlem belgeleri bölümü ise tartışmalıdır. Rehberin başında, “birlikte çalışabilirliği mümkün kılma ve rekabeti artırma hedefi kapsamında açık standartların kullanımı”nın benimsendiği belirtilmesine rağmen rehberde Microsoft Word’e de yer verilmiştir. Rehberin, 1. ve 2. sürümlerinde yer almamasına karşın 2.1’de, açık standartlar doğrultusunda geliştirilmiş ODF’ye ek olarak (OpenDocument – Açık Belge) Microsoft’un OOXML (Office Open XML) standardı da eklenmiştir.

Hem ODF hem de OOXML, sayısal ortamda metin, hesap tablosu, çizim ve sunu gibi belgelerini saklamaya yarayan belge standartlarıdır. ODF, 2006’da ISO/IEC 26300 adıyla bir ISO standardı olarak kabul edilirken OOXML 2008’de ISO standardı olmuştur (ISO/IEC 29500).

Belge standardı olarak ODF varken, Microsoft neden yeni bir dosya standardına gereksinim duymuştur? 2008 yılında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan görüş yazısında, “Yeni bir standarda gerek duyulması eski standardın tamamen eksik ve yetersiz kalması ve gelişen teknolojiye ayak uyduramaması ile söz konusu olmalıdır. ODF durumunda bu durum söz konusu değildir.” denilmektedir [5].

2000li yıllardaki birlikte çalışabilirlik tartışmalarına bakıldığında, Microsoft’a bu konuda önemli eleştiriler getirildiği, bu eleştirilerden yola çıkarak ODF’yi tercih eden kuruluşların sayısının arttığını, Microsoft Office’ten OpenOffice’e göçlerin hızlandığını görürüz. Bu bağlamda, Microsoft’un ODF’ye karşı OOXML’i bir standart olarak öne sürmesi stratejik bir karardır. OOXML savunucularının en büyük savlarından biri de var olan belgelerin büyük bir kısmının Microsoft Office belgesi olması, bunların ODF’ye çevrilirken kimi zaman ufak da olsa sorunların çıkmasıdır. OOXML, Microsoft Office belgelerine tam uyumludur! Aslında bir standardın kullanılan eski bir ürünün özelliklerine göre oluşturulması garip bir durumdur. OOXML’in Microsoft dışı taraflarca yapılan gerçekleştirimlerinde farklı algoritmaların kullanılması durumunda benzer sorunlar yaşanıp yaşanmayacağı da belirsizdir [5].

Standardın, tam bağımsız ve demokratik geliştirilmemiş oluşu, teknolojik tercihlere de yansımıştır. Örneğin, matematiksel formüller için genel bir standart ve W3C’nin (World Wide Web Consortium) önerisi olan MathML değil de Microsoft Office’den türetilen bir standart tercih edilmiştir.

En önemlisi de Microsoft’un daha önceki pratikleri göz önünde bulundurulduğunda OOXML’in çeşitli eklentilerle platform ve ürün bağımlılığı oluşturma yönünde adımlar atıp atmayacağı konusu endişe vericidir. Bu nedenle geleceğe yönelik hazırlanan bir rehberin, toplumsal bilginin geleceği için büyük risk taşıyan OOXML konusunda daha hassas olması, gerçek bir açık standart olan ODF’yi tercih etmesi gerekirdi.

Karar vericilerin tercihi böyle…

Biz ne yapabiliriz?

Aşağıdaki adresten LibreOffice’i indirmekle başlayabiliriz:

http://tr.libreoffice.org/download/

.odt uzantılı dosya gördüğümüzde, “bu dosyayı düzgün açamıyorum. .doc uzantılı gönder.” demekten vazgeçip, kendi dosyalarımızı ODF biçiminde saklayıp, zorunlu durumlarda .doc uzantısıyla paylaşabiliriz.

Bu zahmete (sadece şimdilik zahmet, ağ etkisiyle değişebilir) neden gireyim derseniz…

Çünkü açık standartlar sizin,

  • Kullanılan yazılımdan bağımsız olarak diğerleriyle haberleşebilmenizi ve bilgiyi paylaşabilmenizi,
  • Eski dosyalarımı açıp düzenleyebilecek miyim kaygısı olmadan yazılımınızı veya donanımınızı yükseltebilmenizi,
  • Uyumluluk kaygısı taşımadan istediğiniz telefonu, tableti veya bilgisayarı kullanabilmenizi,
    sağlar.

Çünkü açık standartlar toplumun,

  • Daha başarılı yazılımlar ve teknik ürünler kullanabilmesini,
  • e-Devlet sistemlerinin ve servislerinin daha verimli olmasını,
  • İnnovasyon ve deneyim için daha kaliteli yazılımların daha erişilebilir olmasını,

sağlar.

Belge Özgürlüğü Gününüz kutlu olsun!

Kaynaklar:

[1] Ghosh , R. (2005), An Economic Basis for Open Standards, http://www.intgovforum.org/Substantive_1st_IGF/openstandards-IGF.pdf, son erişim 16/02/2013

[2] Lemley, M. (2002), Intellectual Property Rights and Standard-Setting Organizations, BOALT WORKING PAPERS IN PUBLIC LAW, Paper 24, 7-8 .

[3] de Nardis, L. ve Tam, E. (2007), Open Documents and Democracy a Political Basis For Open Document Standards, Yale Information Society Project

[4] Krechmer, K. (2005), The Meaning of Open Standards, The International Journal of IT Standards and Standardization Research, Vol. 4 No. 1, http://www.csrstds.com/openstds.pdf, son erişim 17/02/2013

[5] Üçoluk G., Şehitoğlu O.T., Çallı, G. ve Karadağ G. (2008), Office Open XML Formatı Hakkında Görüş, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-content/uploads/2008/03/ooxml-rapor.pdf, son erişim 19/02/2013

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir