Google Her Yerde!

Google ilk başta bir arama motoruydu. Arama sayfasının son derece sade ve reklamsız olması, arama sonuçlarının isabetliliği internet kullanıcılarını kendine bağladı. Arama motorunu gmail, youtube, google maps, android, hangouts vd. (http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Google_products) izledi. Şöyle düşünülüyordu:

Google farklıdır. Google vizyon sahibidir. Google sadece bir şirketten daha fazlasıdır. Google topluluktan aldığını geri verir. Google iyiliğin gücüdür (Assange, 2014 : 46).

Şirketin sloganı “Kötü olmayın”dı (Don’t be evil). PRISM programı çerçevesinde kullanıcı bilgilerini ABD istihbaratına servis ederken suçüstü yakalandığında bile şirketle özdeşleşmiş olan “Kötü olmayın” sloganını gönül rahatlığı ile kullanmaya devam ettiler.

Devamını Oku →

İnternet: Son Söz Söylenmedi

Günlerdir iPhone’un yeni modeli konuşuluyor. Gazeteler ve haber portalları reklam kokan haberlerden geçilmiyor. İnsanlar iPhone’un yeni modelini bir an önce satın alabilmek için türlü çılgınlıklar yapıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu durumu eleştiriyor [1]:

İnsanlar o marka telefonu alabilmek için gece dahi saatlerce kuyrukta bekliyorlar. Bu marka her yıl model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Tanınmışlık sayesinde bu uzun kuyrukları oluşturabiliyorlar. Burada bir çok arkadaşımız da bunu biliyor. Aslında satılan telefon değil, satılan o telefonun markası. ‘Bak yenisini aldım, bu.’

Devamını Oku →

Sosyal Medyanın Sosyalliği

Facebook’a herhangi bir eleştiri getirdiğimde önce karşıma Arap Baharı çıkardı; şimdi de Gezi çıkıyor. Tepki çoğunlukla aynı oluyor; sosyal ağların hükümetlerin etki alanının dışında özerk bir iletişim alanı yarattığıyla başlanıp Wall Street’ten, Tahrir’den ve Taksim’den dem vuruluyor. Sosyal medyanın isyanların nedeni olduğunu düşünene pek rastlamıyorum. Ama genellikle dünyanın dört bir yanındaki toplumsal hareketlerle sosyal medya kullanımı arasında bir bağ kuruluyor ve Facebook’u ya da Twitter’ı eleştirdiğinizde sosyal medya savunucularının gözünde teknoloji karşıtı bir makine kırıcısına dönüşüyorsunuz.

Devamını Oku →

Bildiğimiz sosyal bilimlerin sonu mu?

Abdurrahman Dilipak’ın bir konferansta söylediği sözler sosyal medyada alay konusu oldu. Dilipak, kredi kartı harcamalarımızın analistlere çok önemli ipuçları sunduğunu söylüyor ve insanları buna ilgisiz kalmamaları konusunda uyarıyordu. Dilipak’ı sosyal medyada alay konusu yapan ise verdiği örnekti [1]:

…kırmızı renk otomobil alan kadınlar genellikle üniversiteli kadınlardır. Kırmızı renk otomobil alan kadınlar sert sigara kullanıyorlar, içki kullanıyorlar. Bu kadınlar evlenemiyorlar ya da evliliklerini sürdüremiyorlar. Bu kadınlar kavgacı çok kaza yapıyorlar ve CHP’ye oy veriyorlar.

Devamını Oku →

Veri, Bilgi, Eylem

5 Şubat 2014 tarihinde mecliste kabul edilen yeni internet yasasının en önemli gerekçelerinden biri özel hayatın korunmasıydı. Bu yeni düzenlemeyle, “özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Başkanlığa (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.”

Ancak iddia edilenin aksine yeni düzenleme özel hayatın ihlali konusunda önemli riskler içeriyor. 5651 sayılı yasanın eski halinde erişim sağlayıcılar, sağladıkları “hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla” yükümlüydüler. Yeni düzenlemede ise yer sağlayıcıların “yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklama”sı da eklendi. Fakat daha da önemlisi, “Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etme” yükümlülüğü getirildi. Böylece özel hayatı koruyayım derken internet kullanıcıları için daha ciddi bir tehdit ortaya çıktı. Trafik bilgisi kanunda, “internet ortamında gerçekleştirilen her türlü erişime ilişkin olarak taraflar, zaman, süre, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve bağlantı noktaları gibi değerleri” ifade ediyor. Saklanan ve talep edildiği taktirde teslim edilmesi gereken trafik bilgileri çok masumane görünüyor. Devamını Oku →

GnuPG: Güvenli E-Posta Kullanımı

Telefon dinlemeleri, izinsiz kaydedilen konuşmalar ve görüntüler Türk siyasi hayatının bir parçası haline geldi. Ses ve görüntü kayıtlarının internete sızdırılmasından sonra kayıtlar sosyal ağlar üzerinden hızla yayılıyor. Hükümetler enformasyonun yayılımını kontrol etmekte zorlanıyorlar. Bu da hükümetleri, hem hukuksal hem de teknik önlemler almaya zorluyor. Bu bağlamda, internete yönelik yeni düzenlemelerin, sosyal ağlarda dolaşan ses ve görüntü kayıtlarının arttığı ve insanların yeni kasetler beklediği bir dönemde gündeme gelmesi manidardır. Mağdur olan kim olursa olsun (Deniz Baykal, MHPli ya da AKPli siyasetçiler) kişilerin mahremiyetlerinin ihlal edilmesi çirkindir, kabul edilemez. Ancak bu internet sansürünü haklı çıkarmaz. İnternete yönelik yeni düzenlemeler korkutucudur (bkz. http://bmo.org.tr/2014/01/08/daha-cok-denetim-daha-cok-sansur/, http://www.alternatifbilisim.org/w/images/Internet_sansuru_derinlesiyor_ocak2014.pdf).

Devamını Oku →

Facebook’ta Olmak ya da Olmamak

Birkaç ay öncesine kadar çoğunlukla magazin haberleriyle gündeme gelen sosyal ağlar1, şimdi çetin bir politik mücadelenin alanı haline gelmiş durumda. İktidar, her yeri Taksim yapan sosyal ağların gücünün farkında ve haziran günlerinden beri sosyal ağları kontrol etmeye yönelik çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalar, sosyal ağlarda hegemonya oluşturma girişimlerinden eylemcilerin gözetimine kadar geniş bir yelpazede gerçekleşiyor.

Devamını Oku →

PRISM, Büyük Veri ve Direniş

Sıcak haziran günlerinde patlak veren PRISM skandalı ABD’de ve Avrupa’da büyük tartışmalara ve diplomatik krizlere neden oldu. Basınımızda ise sadece sansasyonel bir haber olarak yer aldı. Çeşitli muhalif hesapların kapatılmasına karşı. Facebook ve Twitter eleştirildi, belirli bir zaman diliminde Facebook kullanmama gibi protestolar yapıldı. Radikal’den Ezgi Başaran, “Facebook dükkânı Kürt siyasetine kapadı” yazısında PRISM skandalına ve Facebook’un ABD ile olan işbirliğine değindi. Ama sadece değindi… Başaran’ın PRISM’i algılayışı da sanki yeni bir Watergate skandalıyla karşı karşıyaymışız gibiydi. Yoksa Kürt siyasetinin Facebook hesaplarının kapatılmasını memnuniyetle karşılaması gerekirdi. Devamını Oku →

#direninternet

Yaklaşık 10 yıl önce, bilgisayarın gerçekten verimliliği arttırıp arttırmadığının tartışıldığı yıllarda İngiltere’de bilgisayar kullanımı ile ilgili bir habere rastlamıştım. Haberde, iş süreçlerinin sayısallaşmasının kağıt tüketimini azaltması beklenirken tam tersi bir durumun yaşandığı anlatılıyordu. Gerekçe olarak da çalışanların, belgelerin yazıcıdan çıktısını birkaç kez almaları gösteriliyordu. Devamını Oku →

P2P Ağlarda Dosya Paylaşımı

Bilgisayar ağları, iki ya da daha çok bilgisayarın enformasyon değişimi, kaynak veya uygulama paylaşımı amacıyla birbirleriyle bağlanmasından oluşur. Bilgisayarların birbirleriyle bağlanmasından söz ediyor olsak da bilgisayar kavramının kapsayıcılığını, telefonların, televizyonların ve film oynatıcıların bilgisayarlaştığını unutmamak gerekir. Devamını Oku →