Dijital Egemenlikten Yapay Zekâ Egemenliğine: “İlerleyelim, Yükselelim, Kalkınalım”ın Ötesi

Mart ayında, yapay zekâ alanında atılacak adımların belirlenmesi, hukuki altyapının oluşturulması ve risklerin önlenmesine yönelik kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun raporu yayımlandı. Rapor beş ana bölümden oluşuyor. “Yapay Zekâ ve Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemi” başlıklı ilk bölümde yapay zekânın tanımı yapılıyor, tarihsel gelişimi ele alınıyor. Ayrıca Türkiye’deki kamu destekleri, teşvik mekanizmaları, yatırımlar ve diğer çalışmalar hakkında bilgi veriliyor. İkinci ve üçüncü bölümler sırasıyla “Yapay Zekânın Kazanımları” ve “Yapay Zekânın Riskleri”ne ayrılıyor. Dördüncü bölümde “Yapay Zekânın Hukuki Çerçevesi ve Mevzuat” inceleniyor. Son bölümde ise “Sonuç ve Öneriler”e yer veriliyor.

Devamını oku

Dijital Kamu Altyapıları

2000’li yılların başında her şeyin başına e harfi getirmek modaydı. E harfiyle nesnelerin, hizmetlerin, toplumsal ilişkilerin ve süreçlerin dijitalleşmesine işaret ediliyordu. E harfi sihirliydi. Dijitalleşmenin dokunduğu yerleri değiştirip dönüştüreceği ve bunun da yararlı sonuçları olacağı beklentisi yaygındı. Beklentilerin en fazla olduğu yerlerin başında ise e-devlet hizmetleri vardı. Vatandaşlara devlet tarafından verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması olarak tanımlayabileceğimiz e-devletle, yurttaşlar devlet kurumları tarafından sunulan hizmetlere internet üzerinden erişebilecek ve farklı devlet kurumları elektronik olarak birbirine bağlanabilecekti.

Devamını oku

Yerel Yönetimlerde Teknolojik Egemenlik

On yıl önce, eski bir NSA (National Security Agency – ABD Ulusal Güvenlik Ajansı) çalışanı olan Edward Snowden’ın sızdırdığı verilerden söz ediyorduk. Snowden’a göre NSA, yasaların izin verdiğinden çok daha fazlasını yapıyordu. Suçlu veya şüpheli olmasına bakmaksızın toplumun geneline ait verileri topluyor, filtreliyor ve analiz ediyordu. Snowden’ın ifşaatlarına göre ABD, bilişim şirketlerinden belirli kişilere ait verileri alabiliyordu. ABD’li yetkililer, bunun sadece kanunlar çerçevesinde ve mahkeme kararıyla gerçekleştiğini söylüyorlardı. Fakat NSA’nın bu şirketlerin sunucularına doğrudan erişebildiğini gösteren belgeler vardı. Bu ifşaatlar karşısında bir çoğumuz huzur içinde sıradanlığımıza sığınmıştık. Sonuçta istihbarat örgütleri için sıradan insanlardık; telefonumuzu dinleseler veya e-postalarımız okusalar ne olurdu?

Devamını oku