Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre nüfusumuzun %12’si engellidir. Renk körü olanları saymazsak, 420 bin kişi görme engellidir. Bu sayılara, yaşlılıktan kaynaklı oluşan doğal engeller dahil değildir. 2005 yılı itibariyle yaşlı nüfusun (65 yaş üstü) toplam nüfusun %5,7’sini oluşturduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla, var olan toplumsal yapıda doğal bir eşitsizlik vardır. Ülkemizde engellilere ve yaşlılara dair sorunlar daha çok kişisel olarak algılanmakta ve “yardımseverlik” odaklı çözümlerle aşılmaya çalışılmaktadır. Sosyal devletin gereği olan en temel hakların yok edilmesiyle, toplumsal ilişkiler, “sadaka kültürü” ile örülmektedir. Bunun sonucunda da, yardım eden (yardımsever) ile yardım alan (engelli) arasındaki ilişki, engellilerin, her geçen gün “yardımseverlere”
Devamını okuWEB 1, 2, 3…
Dergimizin Aralık sayısında Dikizleme Günlüğü [1] adlı kitabın yazarı, Niedzviecki’nin sorusuna yer vermiştik: “Biz bu ağın üzerinde örümcek miyiz, yoksa ağa yakalanmış sinekten başka bir şey değil miyiz?” Web’deki eylemlerimizle, boyutunu ve kapsamını tam olarak bilemesek de, fişleniyoruz. Ayrıca İnternet’in her geçen gün ticarileştiğini ve hükümetlerin kontrolüne girdiğini de biliyoruz. Facebook, Google, Oracle, Microsoft gibi şirketler İnternet’i kendi çıkarları etrafında şekillendirmek için büyük çaba harcıyorlar. Fakat İnternet’in 1960’lı yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nca yürütülen ARPANET adlı askeri projenin bir devamı olarak ortaya çıktığını hatırlayalım. Sürekli bir oluşum halinde olan İnternet bugün ilk kuruluş amacının çok çok ötesinde bir yerde. Bu nedenle,
Devamını okuSanal Eylemler
Kuşkusuz 2010 yılının en önemli olaylarından biri Wikileaks belgeleri oldu. Belgeler birçok ülkenin istihbarat kayıtlarını ve yakın tarihteki savaşlarla ilgili gizli bilgileri içeriyordu. Kimileri Wikileaks’i ayakta alkışlarken, kimileri de Wikileaks hakkındaki kuşkularını dile getirdi. Belgelerin doğruluğu ya da bu bilgilerin bilinçli olarak sızdırılıp sızdırılmadığı ayrı bir tartışmanın konusu. Ancak Wikileaks’ın 2010 yılı sonunda maruz kaldığı çeşitli yaptırımlar birçok insan tarafından ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlama olarak nitelendirildi. Wikileaks’i sunucularından kaldıran Amazon’ıun yanı sıra Wikileaks’e yapılan bağışları engelleyen PayPal, Mastercard ve Visa şirketleri İnternet aktivistlerinin hedefi haline geldi. Bu şirketlere İnternet üzerinden örgütlü saldırılar düzenlendi. Amazon’a yapılması planlanan saldırıdan son anda
Devamını oku2008 yılında, Trabzon’da Ramazan eğlencelerinin yapıldığı alanda stant açan polis, gönüllü vatandaşlarımızdan parmak izi toplar. Alınan parmak izleri, kimlik bilgileri ve vatandaşa ait bir fotoğrafla Emniyet Genel Müdürlüğü veritabanına eklenmektedir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda 2 Haziran 2007 tarihinde değişiklik yapan 5681 Sayılı Kanun, polise bu olanağı sunmaktadır. İlgili kanuna göre, pasaport, ehliyet ve silah ruhsatı alacakların parmak izi vermeleri zorunlu hale gelmiş ve polise gönüllülerden parmak izi alma yetkisi tanınmıştır. Radikal Gazetesi bu haberi “Trabzon’da gönüllü fişleme coşkusu!” diye verir (1). Haberde, fişlenenler, fişlenmenin yararından bahsederken “ben bile suç işlesem”li ifadeler kullanırlar. Fakat, sözlerinden kendilerinin suç işlemeyeceğinden emin oldukları
Devamını okuSilinen Dosyalar
İnternet, kredi kartları, cep telefonları… Her biri özgürlüğümüzün olmazsa olmaz bir gerekliliğiymiş gibi sunulur. Oysa, özgürlük diye sunulanların diğer bir yüzünde iktidarın toplum üzerinde artan denetimi vardır. İletişim güzeldir, gereklidir. Sevdiğimiz web siteleri kapatıldığında feryat ederiz. İktidarın iletişim özgürlüğümüze müdahale ettiğini düşünürüz. Ama şunu da unutmamak gerekir. İnternet sanıldığı kadar özgür bir ortam değildir. İktidarın gözleri üzerimizdedir. Kimin hangi siteyi ziyaret ettiğinin ya da arama motorlarında neyi arattığının bilgisi bile eşsiz bir güçtür. Facebook benzeri sosyal paylaşım sitelerini ve burada biriken ya da saçtığımız kişisel bilgileri düşünelim. Türkiye’den 22 milyondan fazla üyeye sahip olan Facebook’un, Türkiye hakkında sahip olduğu bilgi
Devamını okuDeğişen İnternet ve Korsan Partisi
ABD Savunma Bakanlığı’nın desteği ile yürütülen ARPA Net projesinin devamı olan İnternet’in, bizim “Eşit ve Özgür Bir Dünya” düşümüze yardımcı olması için geliştirilmediğini biliyoruz. Bugün oldukça popüler olan Facebook ve Youtube benzeri web uygulamalarının “aman gençler Devrim yapsın” diye geliştirilmediğini de biliyoruz. Fakat buna rağmen İnternet’i ve uygulamalarını iyi/kötü, yararlı/zararlı ekseninde tartışmayı seviyoruz.
Devamını okuÖzel Mülk Yazılım, Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Kod
Birkaç yıl öncesinde sık duyduğumuz ama şimdi var olan durumu kabullenmişlik içinde pek rastlamadığımız bir ifade var: “Sanayi devrimini kaçırdık, bari bilişim devrimini kaçırmayalım.” Bu temenni, iki açıdan sorunlu görünüyor. Birincisi, teknoloji, yoldan geçerken atlayabileceğimiz bir tren değildir. Teknoloji, hayatın her alanındadır; toplumsal hayatla iç içe geçmiştir. Dolayısıyla, sanayi devriminin neden başka bir ülkede değil de İngiltere’de ortaya çıktığı, Türkiye’nin neden sanayileşmekte geç kaldığı ya da Batılı ülkelerin izlediği yolun takip edilmesinin Üçüncü Dünya ülkelerinin sanayileşmesine ne ölçüde katkı sunacağı sorularının yanıtı salt teknolojik süreçlere indirgenemez. Çözümlemede, sosyoekonomik ilişkilerin ve süreçlerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bilişim devrimi bağlamında konuşursak, asıl
Devamını okuTürkiye’de Özgür Yazılım
2005 yılının ilk günleri Türkiye’deki özgür yazılımcılar için oldukça sıcak günlerdi ve özgür yazılımın Türkiye’de gelmiş olduğu aşamayı, bunu takiben gerçekleşen nitel sıçramayı göstermesi açısından da kritikti . Birincisi, hükumetin bilişim politikasındaki çelişkileri tüm açıklığıyla göstermekteydi. İkincisi ve daha önemlisi, özgür yazılımcılar, bilgisayarları başından kalkmış, belirli talepleri olan, eleştiren, eleştirdikleri yerine alternatif politikalar koyan özneler haline dönüşmüşlerdi. Aslında burada “bilgisayarlarının başından kalkmak” deyimi pek doğru değil. Çünkü bu yazının ilerleyen bölümlerinde de göreceğimiz gibi, söz konusu olan 90’ların başından beri devam eden bir topluluğun kendini oluşturma süreciydi.
Devamını okuDünden Bugüne Özgür Yazılım
27 Eylül 1983 tarihinde, UNIX kullanıcılarına yönelik bir haber grubunda “yeni UNIX gerçekleştirimi” başlıklı bir duyuru yapıldı. Duyuru sahibi, Richard Stallman, özgür bir işletim sistemi yazacağını söylüyor; bunun için de zaman, para, program ve donanım katkılarına büyük gereksinimi olduğunu belirtiyordu (Stallman, 1984b). Büyük bir iddiaydı. Herşeyden önce bir işletim sistemi yazmak çok kapsamlı bir işti. Ama daha önemlisi, katkılara açık olduğunu yazsa da, Stallman yola tek başına çıktığının farkındaydı. Ayrıca çalışmaya katkı koyacaklara hiçbir maddi vaatte bulunmuyordu. Ancak o günlerde Stallman’ı bir kaçık, en iyi ihtimalle bir maceraperest olarak nitelendiren bu hedef bugün gerçekleşmiş durumda. Özel mülk işletim sistemlerine karşılık
Devamını okuFREE AND OPEN SOURCE SOFTWARE HACKERS IN TURKEY
1 Introduction Availability of source code in Free/Open Source Software (FOSS [1]) is defined with its three essential features [2]. 1- Source code must be distributed with the software or otherwise made available for no more than the cost of distribution. 2- Anyone may redistribute the software for free, without royalties or licensing fees to the author. 3- Anyone may modify the software or derive other software from it, and then distribute the modified software under the same terms (Weber, 2004: 5). However, FOSS is still a puzzlement for a wide spectrum of academic disciplines: software engineering, industrial engineering, economics,
Devamını oku