"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Sansür

Yeni İnternete Doğru

Jeremy Corbyn liderliğindeki İngiltere İşçi Partisi erken genel seçimde ağır bir yenilgi aldı ve Corbyn istifa edeceğini açıkladı. Seçim sonuçlarının partisi için ağır bir yenilgi olduğunu kabul eden Corbyn, seçimi kaybetmiş olmalarına karşın seçim kampanyasında bir umut bildirisi sunduklarını söyledi. Seçim tartışmaları ağırlıkla Avrupa Birliği’nden çıkış üzerinde yoğunlaşırken gerçekten de İşçi Partisi’nin bu çemberin dışına çıkan, bir umut bildirisine yakışan, “devlet destekli, geniş bant internet hizmeti”gibi vaatleri vardı. Corbyn, 2030 yılına kadar tüm ev ve işyerlerine yüksek hızlı fiber erişim hizmeti sağlamayı vadediyordu.

Dördüncü Sanayi Devrimi

Avrupa Yönetim Forumu, İsviçreli bir akademisyen olan Klaus Schwab tarafından 1971’de kuruldu. Forum, ilk başlarda sadece şirket yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşirken 1974’te siyasi liderler de katılmaya başladı. 1987 yılında ise hem adını DEF (Dünya Ekonomik Forumu) olarak değiştirdi hem de uluslararası anlaşmazlıklara çözüm bulmayı hedefleyen bir platform olma vizyonuyla hareket etmeye başladı. Sonraki yıllarda DEF gerçekten de dünyanın çeşitli bölgelerindeki sorunların çözümü için uzlaşma platformu oldu. Savaşın eşiğine gelen Türkiye ve Yunanistan DEF gözetiminde Davos Bildirgesi’ni imzaladılar. Afrika Ulusal Kongresi Başkanı Nelson Mandela ile Güney Afrika Başkanı F.W. de Klerk ilk kez 1992’de DEF sayesinde bir araya geldi. 1994’te Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat’la İsrail Başbakanı Shimon Peres’i bir araya getiren yine DEF’ti.

Blokzinciri Uygulamaları

İnterneti icat edenlerin aklında bilgisayarları birbirine bağlayarak bir ağ oluşturmak vardır. Bunun için çalışan bilgisayar programcılarından biri olan Ray Tomlinson ise bambaşka bir dünyanın kapısını aralar. 1963’te Rensselaer Polytechnic Institute Elektrik Mühendisliği Bölümünden mezun olan ve eğitimine MIT’de devam eden Ray Tomlinson, 1965’te master derecesini aldıktan sonra bir süre doktora çalışmalarına devam eder. Daha sonra 1967’de BBN’de (Bolt, Beranek ve Newman) çalışmaya başlar. BBN’de internetin öncülü olan ARPANET (Advanced Research Projects Agency Network) için yazılım geliştirmektedir. Bir gün Tomlinson, iş arkadaşı Jerry Burchfiel’i çağırır ve eğlence amaçlı geliştirdiği “Mesaj Gönder” programını gösterir. Burchfiel, bunu kimseye göstermemesini, burada bununla uğraşmak için para almadıklarını söyler. Neyse ki ARPANET’i yöneten DARPA’nın (Defense Advanced Research Projects Agency) yöneticilerinden Larry Roberts’in bu yazılımdan haberdar olmasıyla beraber fazla endişelenmelerine gerek kalmaz. Mesaj gönderme programı Roberts’in çok hoşuna gider ve tüm iletişimini bu elektronik posta sistemini kullanarak yapmaya başlar (https://www.forbes.com/asap/1998/1005/126.html).

Facebook’tan Uber’e Dijital Ekonomi

Cambridge Analytica adlı veri analiz şirketinin milyonlarca Facebook kullanıcısının özel verilerine ulaştığı ve bu bilgilerle ABD seçmeninin davranışlarını etkilediği daha önce de konuşuluyordu. Ama geçtiğimiz günlerde bu skandalın ayrıntılarını da öğrendik. Mark Zuckerberg, 21 Mart’ta yaptığı açıklamada (https://www.facebook.com/zuck/posts/10104712037900071) ve ABD Senatosu’nda verdiği ifadede hatalarını kabul etmekle beraber bir mağduriyet portresi çizmeye çalıştı. Cambridge Analytica, Facebook’la yaptığı sözleşmeyi ihlal etmişti. Bu gibi sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemler alınacaktı. Ama sorun ya Cambridge Analytica değil de buna zemin hazırlayan dijital ekonomiyse?

Teknoloji Mitleri

Her 100 metrede bir polis gözetleme binasının önünden geçiyorsunuz. Cadde köşelerine ve elektrik direklerine yerleştirilen kameralar yüzünüzü algılıyor ve hareketlerinizi takip ediyor. Farklı kontrol noktalarında polis memurları kimlik kartlarınızı, irisinizi ve telefonunuzun içeriğini tarıyor. Süper market ve bankalarda yeniden taranıyorsunuz. Çantanız x ışını cihazından geçerken polisler ellerindeki çubuklarla üstünüzü arıyor. Bu uygulama, özellikle belirli bir etnik gruba üyeyseniz geçerli. Biyometrik verileriniz, veritabanlarındaki kimlik bilgileriniz ile eşleştirildikten sonra güvenilir, normal ve tehlikeli olarak sınıflandırılıyorsunuz. Müze ve alışveriş merkezi gibi yerlere girişiniz, otellerde konaklamanız, yakıt almanız, bir apartman dairesini kiralamanız veya iş başvurunuz bu sınıflandırmaya göre değerlendiriliyor (https://www.nytimes.com/2018/02/03/opinion/sunday/china-surveillance-state-uighurs.html ve https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-01-17/china-said-to-test-facial-recognition-fence-in-muslim-heavy-area).

Ağ Tarafsızlığı ve Tekelleşme

2016’nın sonunda FCC (Federal Communications Commission – ABD Federal İletişim Komisyonu) üyesi Ajit Pai, ağ tarafsızlığının (net neutrality) ortadan kalkmasına sayılı günler kaldığını duyurmuştu. Donald Trump’ın 2012’den beri FCC üyesi olan Pai’yi 2017’nin Ocak ayında FCC Başkanı olarak atamasıyla beraber ağ tarafsızlığı tartışması yeniden alevlendi. Aralık ayında da üç Cumhuriyetçi ve iki Demokrat üyeden oluşan FCC, Cumhuriyetçi üyelerin desteğiyle Obama döneminin ağ tarafsızlığı ilkelerinin yürürlükten kaldırılması için harekete geçti.

Hatırlanacağı üzere 2015’te FCC önce interneti daha az düzenlenen enformasyon hizmetleri sınıfından çıkararak daha katı düzenlenen telekomünikasyon hizmetleri sınıfı altına almış daha sonra da hem sabit hem de mobil geniş bant hizmetleri için geçerli olacak Açık İnternet İlkeleri’ni ilan etmişti. Açık İnternet İlkeri’ne göre geniş bant sağlayıcıların,

  • yasal içeriklere, uygulamalara, hizmetlere ve zararsız cihazlara erişimi engellemesi,
  • yasal internet trafiğine içerik, uygulama, hizmet ve cihaz temelinde müdahale etmesi,
  • ödemeyle bazı trafiği önceliklendiremesi

yasaklanıyordu.

Tor, Bitcoin ve Karanlık Ağ

Bir zamanlar bir web sitesini ziyaret etmek istediğimizde web tarayıcımızın (Firefox, Chrome, Internet Explorer, Safari vb) adres çubuğuna gitmek istediğimiz sitenin adresini (örneğin http://www.lkd.org.tr/) tam tamına yazardık. Adres çubuğuna yazılan http veya https web sitesine erişim protokolünü, www ise alt alanını gösterir. Http yerine başka bir protokol (örneğin ftp), www yerine özel bir alt alan adı (örneğin https://uye.lkd.org.tr/) da kullanılabilir. lkd.org.tr’deki tr, alan adının Türkiye’den olduğunu gösterir. Adreste org olduğu için de web sitesinin bir örgüte ait olduğunu anlarız.

Dördüncü Endüstri Devrimi’ne Doğru

11 Eylül 2001, veri toplama ve analizinde bir dönüm noktasıydı. İstihbarat servisleri daha önce de veri topluyordu ve kamuoyuna yansıyan, ABD’nin yönetiminde yürütülen ECHELON gibi geniş kapsamlı uluslararası istihbarat sistemleri vardı. Ama 11 Eylül’den sonra gündeme gelen gözetim projeleri daha farklıydı. Saldırganlardan biri ABD’ye öğrenci vizesiyle girmiş ve ticari havacılık kursu almıştı. 11 Eylül saldırganlarının beşi daha önceden FBI veritabanlarında bulunuyordu ve bu saldırganlardan biri sadece iki yıldır ABD’de olmasına rağmen 30 kredi kartına sahipti. Bill Clinton’a göre bunlar hayatın olağan akışına aykırı ve kuşkulanılması gereken verilerdi (Larose, 2005). Bundan sonraki yönelim, artık yalnızca şüpheli kişilerin izlenmesi değil bütünün izlenerek içindeki ayrıksı hareketlerin tespit edilmesi olacaktı.

Çemberin Dışına Çıkabilmek

George Orwell’in 1984’ü de Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünyası da uzak bir gelecekten bahseden karşı ütopyalardır. Her iki eser de günümüze dair önemli öngörülere sahiptir. Bugün artan mahremiyet ihlalleri ve gözetim uygulamaları nedeniyle sık sık 1984’ü anımsarız. Fakat 1984’ün hedefinde herhangi bir sistem değil Sovyetler Birliği vardır. Orwell o kadar başarılıdır ki şu an bile 1984’e en çok yaklaşan ülkeler hangileridir diye sorulsa ilk akla gelecek ülkeler yine Batı’nın azılı rakipleri Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore olacaktır. Ancak Cesur Yeni Dünya, ütopya ve karşı ütopyanın iç içe geçtiği, hatta karşı ütopyanın çoğu zaman ütopya olarak pazarlandığı günümüz dünyasına daha uygun düşmektedir.

Büyük Beşli: Apple, Microsoft, Alphabet, Facebook ve Amazon

Teknoloji firmalarını heyecanla takip ediyoruz. Bill Gates’in söylediği gibi iki yılda neler yapılabileceği hakkında abartılı tahminler yapılsa da gelecek on yıl için hep düşük tahminlerde bulunuluyor. Dünya için birkaç bilgisayarın yeterli olacağını veya insanların evlerinde bir bilgisayar istemeleri için herhangi bir neden olmadığını düşünenler yanıldılar. On yıl sonra büyük veri, yapay zeka ve diğer alanlardaki araştırmaların sonuçlarının gündelik yaşamı nasıl etkileyeceği sorusuna yanıt vermek güç. Büyülenmiş gibi izliyoruz ve biz izlerken dünya değişiyor. Bir zamanlar internetin “Büyük Beşli”si olarak bilinen Apple, Microsoft, Alphabet (Google’ın ana şirketi), Facebook ve Amazon artık kapitalizmin Büyük Beşli’si olarak anılıyor. Büyük Beşli’yi takip eden IBM, Intel, Cisco gibi eski devlerin yanı sıra Airbnb, Tesla ve Uber gibi hızla büyüyen yeni şirketler de yenilikçi teknolojiler geliştirmede iddialı.