Yuval Harari’nin Davos konuşması, kitaplarını okuyanlar için sürpriz olmadı. Kitaplarında ele aldığı konuları ve tarih yaklaşımını bu kez yapay zekâ çerçevesinde tekrar etti. Konuşmanın en sorunlu yanı ise yapay zekâyı sanki kendi başına hareket eden tarihsel bir güçmüş gibi sunmasıydı.
Virginia Dignum’un vurguladığı gibi, günümüz yapay zekâ sistemleri ekonomik ve siyasi yapılar içine yerleştirilmiş, insanlar tarafından tasarlanmış araçlardır. Buna karşın medyada sürekli bir kaçınılmazlık vurgusu yapılıyor ve “yapay zekâ uzmanları” geride kalma korkusunu körüklüyor. Sonuç olarak yapay zekâ, kerameti kendinden menkul bir güç gibi sunuluyor.
Oysa yapay zekâ, kendiliğinden başımıza gelen bir olay değil; günümüzde doğrudan büyük teknoloji şirketleri ve sınırlı sayıda devletin kararlarıyla ve çıkarları doğrultusunda tasarlanan ve fonlanan bir süreçtir.
Süper zekâya dair hayali senaryolar, bugünün gerçek sorunlarını gölgeliyor. Günümüzde asıl ihtiyaç, kolektif karar süreçleri ve demokratik denetim mekanizmalarını oluşturmak ve güçlendirmektir.