Batı medyasının Sosyal Kredi Sistemi bağlamında resmettiği Çin’deki distopik toplum, gerçeklikle pek uyuşmuyor. Kuşkusuz ABD dahil dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Çin’de de kitlesel gözetim teknolojilerinin kullanımı yaygın. Ancak akıllı dijital teknolojiler aracılığıyla Çinli yurttaşların her hareketini kesintisiz izleyen, bu izleme sonucu tüm yurttaşları puanlayan ve puanlarına göre ödüllendiren veya cezalandıran yekpare bir sistem, yalnızca Batı’nın hayal ürünü.
***
Sosyal Kredi Sistemi denilince, çoğu insanın gözünde hemen Black Mirror dizisinin Nosedive adlı bölümü canlanıyor. Nosedive kelimesi İngilizcede dibe vurmak ya da tepetaklak olmak anlamına geliyor. Dizide de insanlığın adeta dibe vurduğu karanlık bir distopya anlatılıyor. Kişiler birbirlerini akıllı telefonlarıyla puanlıyor; kişilerin aldıkları puanlar toplumsal statülerini ve kimin hangi olanaklara sahip olacağını belirliyor. Çin’in Sosyal Kredi Sistemi (SKS) uzun süredir, Nosedive’deki distopyanın ete kemiğe bürünmüş hali olarak konuşuluyor.
Fakat Batı medyasına baktığımızda, Çinlilerin durumunun Nosedive’dekinden çok daha dramatik olduğunu görüyoruz. Çünkü puanlamayı yapan insanlar değil, bizzat devletin kendisi. Medyada SKS; karmaşık algoritmalar, her yerde bulunan güvenlik kameraları ve çevrimiçi sohbet izleme yazılımlarıyla bireylerin toplumdaki yerlerini belirleyen bir puanlama sistemi olarak betimleniyor. Türk medyası da SKS hakkında benzer bir bakış açısına sahip. Örneğin, Anadolu Ajansı’nın 11 Şubat 2020’de yayımladığı “Çin’de ‘Bana puanını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim’ dönemi başlıyor” başlıklı haberi, “Black Mirror gerçek mi oluyor?” alt başlığıyla sona eriyor (https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cinde-bana-puanini-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim-donemi-basliyor/1730351).Alternatif medyanın yaklaşımı da pek farklı değil. Bianet’in 27 Ağustos 2019’da yayımlanan “Çin ve Silikon Vadisi’nin Sosyal Kredi Sistemi: Bir Nevi Black Mirror” başlıklı haberinde, SKS’nin Çinliler’i budizme ve faturalarını ödemeye teşvik eden bir puanlandırma sistemi olduğu iddia ediliyor. Haberde ayrıca, bazı Çinliler’in sistemin henüz farkında olmadığı ve bir ankete göre yüzde 80’inin sisteme olumlu baktığı vurgulanıyor (https://bianet.org/haber/cin-ve-silikon-vadisi-nin-sosyal-kredi-sistemi-bir-nevi-black-mirror-212302).
SKS’yi ele alan akademik çalışmalar da sık sık Black Mirror’daki distopyadan izler taşıyor. Ancak Yıldız’ın (2023) vurguladığı gibi, “hem amaç ve kapsam hem de işleyiş açısından karmaşık ve katmanlı bir yapıya sahip olan SKS’yi yalnızca kitlesel bir gözetim aracı olarak tanımlamak, indirgemeci bir yaklaşımı yansıtıyor”. Daha da önemlisi, Batı medyasının SKS bağlamında resmettiği Çin’deki distopik toplum, gerçeklikle pek uyuşmuyor. Kuşkusuz ABD dahil dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Çin’de de kitlesel gözetim teknolojilerinin kullanımı yaygın. Ancak akıllı dijital teknolojiler aracılığıyla Çinli yurttaşların her hareketini kesintisiz izleyen, bu izleme sonucu tüm yurttaşları puanlayan ve puanlarına göre ödüllendiren veya cezalandıran yekpare bir sistem, yalnızca Batı’nın hayal ürünü.
Bianet’in haberinde olduğu gibi, birçok Batılı çalışmada da bazı Çinliler’in sistemin farkında olmadığı iddia ediliyor. Ancak asıl sorun Çinliler’de değil; bizim SKS’nin yapısı ve gelişim süreci hakkındaki sınırlı farkındalığımızda yatıyor. Bu farkındalık eksikliği, büyük ölçüde Batı medyasının ve düşünce dünyasının etkisinden kaynaklanıyor. Çünkü SKS, yaygın dolandırıcılık, sahte ürünler ve halk sağlığı alanındaki başarısızlıklardan bıkmış birçok Çinli tarafından memnuniyetle karşılanan bir yönetişim mekanizması. Üstelik yaygın kanının aksine, kökenleri 1990’lı yıllara dayanan SKS’nin temelinde yapay zekâ ve yüz tanıma gibi ileri teknolojiler bulunmuyor. Günümüzde muhtemelen daha gelişmiş araçlar kullanılıyordur; ancak 2020 öncesinde pek çok yerde puanlar hâlâ kağıt ve el emeği ile takip ediliyordu. Çinliler bu sistemi, günlük yaşamlarında itici bir güç olarak değil, çevresel bir bürokrasi olarak görmekteler (Hao, 2019). Foreign Policy‘de yayımlanan yazısında Brussee (2021), SKS’nin parçalı, yerel ve çoğunlukla işletmelere yönelik bir sistem olduğunun altını çiziyor ve temel amacının yasal ve idari kuralların uygulanmasını iyileştirmek olduğunu savunuyor:
Gıda güvenliği skandalları, işyeri güvenliği sorunları, ücret gecikmeleri ve sözleşme ve mahkeme kararlarına uyulmaması gibi sorunlar Çin’de sıkça tekrarlanan sorunlardır. Bu sorunların çözümü için yasalar mevcuttu, ancak bunların uygulanması yetersizdi ve yakalanan kişiler başka bir eyalete gidip aynı suçu tekrar işleyebiliyorlardı. SKS, kurumlar arasında veri paylaşımını mümkün kılarak ve suçluları kurallara uymaya zorlamak için ülke çapında kara listeler oluşturarak bu sorunların çözümüne yardımcı olmayı amaçlıyordu. Siyasi muhaliflerin veya azınlıkların gözetimi ve baskı altına alınması, Golden Shield ve Sharp Eyes projeleri gibi daha müdahaleci diğer girişimlere bırakılmıştır (vurgu bana ait. ig)
Sosyal Kredi Sistemi’nin Doğuşu
SKS, 2000’li yılların başından bu yana Xi Jinping dahil olmak üzere Çinli liderlerin desteğiyle ilerledi. Ama SKS, yukarıdan aşağıya talimatlarla ortaya çıkmadığı gibi içinde farklı aktörlerin yer aldığı, çelişkilerle dolu ve süreç içinde somutlaşan bir sistemdi (Aslında tek bir sistemden bahsetmek de zor).
SKS, Çin’in gündemine 1999 yılında girdi. On yıldan fazla bir süredir ithalat/ihracat sektöründe çalışan Huang Wenyun adındaki iş kadını, Shenzhen’de faaliyet gösteren bir şirketin yöneticisiydi. 1987 yılında, çalıştığı şirket aniden kapanmış ve sahibi, şirketin tüm parasını alıp kaçmıştı. Huang, 1992 yılında kendi oyuncak şirketini kurdu. İş ortakları, kendi ürün serisini geliştirmemesi, sadece taklit ürünler üretmesi için onu zorlamaktaydı. Huang’ın idealist, girişimci bir ruhu vardı ve tam tersini düşünüyordu. Dört yıllık zorlu araştırma ve geliştirme sürecinin ardından sonunda başarıya ulaştı. Şirketi, çocuklar için bir öğrenme makinesi geliştirdi. Fakat ürün piyasaya çıkar çıkmaz, arka arkaya taklit ürünler gelmeye başladı. Huang’a göre bu şekilde iş yapmak olanaksızdı (Brussee, 2023).
Haziran 1999’da, özgünlüğü ve yeniliği teşvik eden daha dürüst bir iş ortamının nasıl inşa edilebileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek umuduyla ABD’ye gitti. Orada sekiz şehri ziyaret etti ve birçok insanla görüştü. Bir kavram dikkatini çekti: kredi yönetimi. Bu kavram, Çin’in mevcut piyasa ekonomisine oldukça yabancıydı. Deng Xiaoping’in reform ve açılımının başlamasından bu yana yirmi yıl geçmişti ve ekonomik ortam kontrolden çıkmış durumdaydı. Huang, ABD’de gördüklerinden çok etkilenmişti. Bir iş kadını gözüyle yaptığı değerlendirmede insanların güvenilirliğini övüyor ve “birinin kredi sicili kötü olduğunda, iş bulamayacağını söylüyordu (age).
Huang ABD’den döner dönmez, Çin’de bir kredi sistemi kurulmasını talep eden 10.000 karakterlik bir rapor hazırladı ve dönemin Başbakanı Zhu Rongji’ye gönderdi. Huang’a göre Zhu da kredi sisteminden çok etkilenmişti; sadece üç gün sonra, Ağustos 1999’da, Huang’ın talebini onayladı ve Çin Halk Bankası (PBOC) yönetimine derhal harekete geçmesini emretti. Eylül ayında, Çin’in en önemli devlet araştırma enstitülerinden biri olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi Ekonomi Enstitüsü, “Ulusal Kredi Yönetim Sisteminin Kurulması” konulu bir araştırma projesi başlattı. Ekibin hazırladığı “Ulusal Kredi Yönetimi Sistemi” başlıklı raporda, kredi kavramı; gerçek ve tüzel kişilerin borçlarını geri ödemesi, düzenlemelere ve sözleşmelere uyması, ayrıca ahlaken dürüst ve güvenilir olması gibi konulara vurgu yapacak şekilde ele alınıyordu (Yıldız, 2023).
Huang çabasıyla kredi konusu ülkenin gündemine girmişti. Fakat Yıldız’ın (2023) belirttiği gibi “sistemin ülkenin siyasi gündemine bu tarihte girmiş olması bir tesadüf değil, ülkenin 1978 yılında başlatmış olduğu reform ve dışa açılma programı ile içine girmiş olduğu piyasalaşma sürecinin bir sonucu”ydu. Çin’in merkezi planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçişiyle birlikte, buna uygun yeni düzenleyici sistemlerin geliştirilmesi ihtiyacı doğmuştu. Bu bağlamda, SKS’nin ortaya çıkışında üç temel gereklilik ve düşünce etkili oldu. İlk olarak, finansal ve ticari işlemlerin güvenliği garanti altına alınmalıydı. Bu kapsamda, finansal aktörlerin güvenilirliğinin tespit edilebilmesine yardımcı olacak finansal raporlama sistemleri geliştirilmeliydi. Böylece finansal kuruluşlar, kredi verecekleri kişileri daha sağlıklı bir şekilde belirleyebilecekti. Piyasa gözetimi ve düzenlemesi, kredi sağlama süreçleri ve daha genel olarak yasal yapılar için sistemlerin sıfırdan oluşturulması da zorunluydu. ABD, birçok Avrupa ülkesi ve hatta Japonya, 20. yüzyılın başından önce kredi raporlama mekanizmalarını geliştirmeye başlamış ve bunları kademeli olarak olgunlaştırmıştı. Çin ise geç kalmıştı ve kredilendirme sorununu çok daha kısa sürede çözmek durumundaydı.
İkincisi, piyasa ekonomisine geçişle birlikte, bireyler ve ticari işletmelerin yasa, düzenleme ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi önemli sorunlar yaratıyordu. Patent ve fikri mülkiyet hakları yasası, iş güvenliği düzenlemeleri, vergi işlemleri, özel mahkeme kararları ve ticari sözleşmeler gibi alanlarda kuralların uygulanmasında ciddi aksaklıklar yaşanıyordu. Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ülke genelinde her şeye muktedir olduğu gibi bir düşünce yaygın olsa da, nüfusu bir milyarı aşan bir ülkede yurttaşları yasalara uydurmak son derece güçtü. Mahkeme kararları uygulanamıyor, borçlar tahsil edilemiyordu. Yerel çıkarları korumak için bazı bölgelerdeki yönetimler, başka bir bölgedeki mahkemenin kararını uygulamayı reddediyordu. Bir bölgede ceza alan yurttaşlar, başka bir eyalete kaçarak yetkililerin borçları tahsil etmesini engelleyebiliyordu. Ayrıca cezaların hafifliği caydırıcılıklarını azaltıyor; birçok şirket, zahmetli düzenlemelere uymaktansa cezaları ödemeyi tercih ediyordu. Diğer durumlarda ise denetim mekanizmaları ya yeterli değildi ya da belirli bir kurumun dar bürokratik yetki alanıyla sınırlı kaldığı için etkisiz kalıyordu.
Üçüncüsü, piyasalaşmayla birlikte ortaya çıkan ahlaki boşluktu. Planlı sosyalist ekonomiye dayalı sosyoekonomik yapıların dağılması ve yerine kârını artırmayı hedefleyen piyasa ekonomisi yapılarının gelmesiyle, dürüstlük ve güvenilirlik konusunda ciddi sorunlar yaşanıyordu (Bu gibi sorunlar 2000’li yıllarda da devam etti. 2004 yılında, düzinelerce bebek sahte süt tozu içtikten sonra yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. Dört yıl sonra, melaminle kirlenmiş süt skandalı yaklaşık 300.000 bebeği zehirledi ve tahminen altı bebek hayatını kaybetti. 2018 yılında ise yüz binlerce çocuğa hatalı aşı uygulandı. Bu tür olaylar, yurttaşların hem piyasalara hem de hükümete olan güvenini ciddi şekilde sarsmaktaydı.)
Kısacası, Huang’ın girişimi üst yönetim tarafından da desteklendi. Çünkü,
1. Ülkede bir finansal raporlama sisteminin olmamasından kaynaklı sorunlar vardı,
2. Hükümet, düzenlemeleri ve yasaları uygulamakta zorlanıyordu.
3. Piyasalaşmayla beraber bir ahlaki boşluk oluşmuştu.
Sosyal Kredi Sistemi’nin Kuruluşu ve İlk Denemeler
2002 yılında, ÇKP’nin 16. Parti Kongresi SKS’nin kurulacağını resmen duyurdu. Bu doğrultuda bazı ilk denemeler ve temel araştırmalar yapılmıştı. Artık asıl işe başlanacaktı, ancak merkezi hükümet SKS’nin nasıl şekilleneceği konusunda net değildi. Bu nedenle, yerel yönetimlerin öncülük ederek ülkeye yol gösterebileceği pilot girişimler üzerinde duruldu. ÇKP’nin stratejisi, merkezi yönetimin yerel deneylere rehberlik etmesi üzerine kuruluydu. Aslında bu, Çinli yetkililerin sıkça uyguladığı bir stratejiydi (Brussee, 2023):
Liderler soyut gereksinimleri veya hedefleri formüle eder ve birkaç pilot bölge belirlerler. Bu bölgeler, yaratıcı fikirler üretme ve bunları pratikte test etme konusunda büyük esnekliğe sahiplerdir. Üst düzey liderler resmi politika taslağı hazırlamasalar da pilot projelerin yönünü onaylamak veya başka yaklaşımlar önermek için gayri resmi ağları ve saha ziyaretlerini kullanırlar. Pilot projeler ilerleme kaydettikten sonra, liderler daha geniş çapta uygulanabilecek dersleri çıkarmakla görevlidir. Daha sonra, bunları daha geniş bir şehir veya bölge grubuna uygularlar ve diğer alanlar için model olarak kullanılabilecekleri seçerler. Gelişim sağlamlaştıktan sonra merkezi düzeydeki liderler resmi politikalar, yasalar ve düzenlemeler hazırlamaya başlarlar (s. 71).
İlk SKS deneyleri, Çin’in ekonomik olarak daha gelişmiş bölgelerinde başladı. Devlet Konseyi, 2003 yılında SKS’nin temel çerçevesinin ve operasyonel mekanizmalarının oluşturulmasının beş yıl süreceğini öngörüyordu. Devlet Konseyi, “hükümet teşviki, birleşik planlama, piyasa işletimi ve adım adım uygulama” sloganıyla pilot uygulamalar başlattı. Yerel yönetimler beş yıllık zaman çizelgesini takip ederek aşağıdaki hedefler doğrultusunda planlar yaptılar:
- Sistemin yasal omurgasını ve güvencelerini sağlamak için ilgili (yerel) mevzuatın oluşturulması.
- Kredi bilgileri, kredi değerlendirmesi ve finansal kredi kayıtları için bilgi paylaşım platformlarının kurulması.
- Hükümetleri, şirketleri ve bireyleri kapsayan üç büyük kredi sisteminin kurulması.
Bu deneyler, daha çok ekonomik faaliyetlere odaklanıyorlardı. Bireyler ise öncelikle mesleki kapasiteleri veya mevcut yasal yükümlülükleri bağlamında ele alınıyordu.
Yerel yönetimler aşağı yukarı benzer hedeflere yönelmiş olsalar da uygulamalar farklı biçimlerde şekillenebiliyor ve en temel kavramlar bile farklı yönlere evrilebiliyordu. Örneğin, güvenilirlik ne anlama geliyordu? Kredinin geri ödenmemesi veya yasalara ve düzenlemelere uyulmaması, güvenilmezliğin bir göstergesi olarak değerlendirilebilirdi. Ancak SKS, tüm yasaları ve düzenlemeleri mi yoksa sadece finans ve bankacılıkla ilgili olanları mı kapsayacaktı? 2004 yılındaki gıda güvenliği skandalları (sahte ürünler meselesi gibi) sonrasında, gıda güvenliği ihlallerinin de güvenilmezlik olarak nitelendirilip cezalandırılması sağlandı. Böylece SKS mekanizmaları, finans alanından başlayıp gıda ve ilaç güvenliğini de kapsayacak biçimde genişletildi.
Brussee (2023), politika yapımına deneysel yaklaşımın nispeten basit hedefler için iyi sonuç verdiğini, ancak SKS gibi farklı bölgeler ve birimler arası girişimlerde hızla sorunlarla karşılaşıldığını vurguluyor. Daha sonra göreceğimiz gibi, ortaya çıkan parçalı politik yapı, SKS mekanizmalarının aşırı uygulanmasına ve kötüye kullanılmasına zemin hazırladı. Dijitalleşme girişimleri doğası gereği standardizasyon ve birleşik prosedürler gerektiriyordu. Ancak her şehir farklı biçimlerde SKS’yi uyguladığından dolayı bunları birbirine bağlamak imkânsız hâle gelmekteydi. Oysa SKS’nin hedeflerinden biri de bölgeler arası yasa ve yönetmelik ihlallerini önlemekti. Ayrıca yerel yönetimler, devlet veya ticari sırların ve kişisel bilgilerin korunması gibi alanlarda ilerleme kaydetmek için yeterli yetkiye sahip olmadıklarını belirtiyorlardı; merkezi yasalara ve düzenlemelere ihtiyaç duyuluyordu. Her bölgenin farklı gizlilik düzenlemeleri olduğunda, karmaşık bir ekonomiyi yönetmek giderek zorlaşıyordu. Daha sistematik bir rehberlik olmadan sistem, SKS kapsamında belirlenen hedeflere ulaşılamayacaktı.
Aslında Devlet Konseyi de rehberlik ihtiyacının farkındaydı ve işin daha başında, 2002 yılında, temel görevlerden birinin ilgili düzenlemeleri ve mevzuatı hızla hazırlamak olacağını duyurmuştu.
Bu bağlamda, SKS’nin içeriğine dair ilk kapsamlı tasarım 2007 yılında yayımlandı. Devlet Konseyi, “Sosyal Kredi Sisteminin İnşasına İlişkin Fikirler” başlıklı belgede, SKS’nin gerekliliğini “kötü niyetle geciktirilen ve ödenmeyen banka borçları, vergi dolandırıcılığı ve kaçakçılığı, ticari sahtekârlık, hileli malların üretim ve satışı, yasadışı kaynak yaratma ve benzeri olayların” (Yıldız, 2023) önüne geçilememesine dayandırıyordu. SKS, piyasanın ihtiyaçlarına uygun biçimde güvenilirlik bilgisi hizmetlerini geliştirmeyi hedefliyordu. Böylece sistem, geleneksel finansal kredi derecelendirme mekanizmalarının ötesine geçiyordu. Bireylerin ve işletmelerin yalnızca finansal güvenilirliği değil, yasal, idari ve sözleşmesel yükümlülüklere uyumları da değerlendirme kapsamına alınacaktı (age).
Ancak yerel yönetimlerin başlangıçtaki coşkusuna rağmen, temel hedeflerin çoğu gerçekleştirilemedi ve özellikle sistemin finansal olmayan yönlerinde başarı sağlanamadı. Hükümet süreci yönetmekte yetersiz kaldı. Her birim kendi işine odaklandığından, hem halk hem de yetkililer ne yapacaklarını bilmiyordu; mahkemeler hâlâ kararlarını uygulamaya koyma yetkisine sahip değildi, hükümet ilgili düzenlemeleri formüle edemiyordu ve ceza mekanizmaları hâlâ etkisizdi. 2002 yılında sistemin kurulması için ilk çağrılar yapıldıktan sonra, 2014 yılına kadar sadece bir üst düzey rehber belge yayınlanmıştı. İlk beş yıllık planlama dönemi sona ermişti ama sonraki adımın ne olacağı belirsizdi.
1999’dan 2014’te yayımlanan Plan Çerçevesi‘ne kadar, SKS umulandan çok daha az ilerleme kaydetti. Ayrıca merkezi liderlik, SKS’deki suistimallerden de rahatsızdı. 2014 yılında Devlet Konseyi, Sosyal Kredi Sistemi’nin İnşasına Yönelik Plan Çerçevesi (2014–2020) ile sistemde köklü bir değişim sürecinin başlayacağının sinyalini verdi.
Sosyal Kredi Sistemi’nin İnşasına Yönelik Plan Çerçevesi (2014–2020)
Plan Çerçevesi, SKS’nin inşasında kritik bir belgeydi ve artık merkezi yönetim inşa sürecine doğrudan katılacaktı.
Plan Çerçevesi’nin resmi sona erme tarihi 2020’ydi ama bu tarih SKS’nin 2020’de tamamlanacağı anlamına gelmiyordu. Bu tarihe kadar ulaşılması gereken beş temel hedef belirlenmişti:
- Ortak ödül ve ceza mekanizması tam anlamıyla etkili olacaktı.
- Toplumun tamamını kapsayan temel bir kredi incelemesi oluşturulacaktı.
- Kredi gözetim mekanizmaları kurulacaktı.
- Kredi hizmetleri piyasaları iyi performans göstermeliydi.
- Sosyal krediye ilişkin temel yasalar, düzenlemeler ve standartlar oluşturulmalıydı.
Bu hedefler (yetkililer tüm hedefleri gerçekleştirse bile) gelişmenin sonraki on yıl boyunca da devam edeceğini ima ediyordu. Brussee’nin (2023) altını çizdiği gibi planın hiçbir yerinde sosyal kredi puanlaması, büyük veri ve yapay zekâ konularına değinilmiyordu.
Belge esas olarak hükümet işleri, ticaret, toplumsal bütünlük ve yargının güvenilirliği olmak üzere dört reform alanındaki ekonomik faaliyetlere odaklanıyordu. Bu dört alanda, kişi ve kurumların güvenilirliğinin sağlanması hedefleniyordu. Yıldız’ın (2023) belirttiği gibi güvenilirliğin sağlanması her bir alanda farklı anlamlar içeriyordu. Hükümet işlerinde güvenilirliğin anlamı “devlet kurumlarında karar alma, uygulama, denetleme ve hizmet süreçlerinin tümünde hukuka uygun davranılması ve şeffaf olunması; tüm düzeylerdeki halk hükümetlerinin idari faaliyetlerini yürütürken kredi bazlı işlem yapması; devlet kurumlarının topluma, piyasa aktörlerine ve merkezi hükümete olan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesi”ydi. Ticari işlerde ise işletmelerin güvenilirliğinin sağlanması hedefleniyordu. Toplumsal ilişkilerde kredi düzeyinin yükseltilmesi ve güvenilirliğin sağlanması SKS’nin temeli olarak görülüyordu. Yargı alanındaki güvenilirlik ise “hem yargı kurumlarının otoritesini pekiştirmenin ön koşulu hem de adaletin sağlanmasının garantisi”ydi.
Uygulamadan sorumlu resmi kurumlar olarak belirlenen NDRC (National Development and Reform Commission – Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu) ve PBOC (People’s Bank of China – Çin Halk Bankası), oldukça soyut olan Plan Çerçevesi’ni hızla eyleme geçirmek için harekete geçti. 2015 yılında 11 pilot şehir açıklandı, 2016 yılında pilot şehirlerin sayısı 43’e çıktı. Bu şehirlere, SKS’nin inşası için temel koşulları oluşturma görevi verildi. Pilot şehirlerden, merkezi planlamacılar tarafından belirlenen hedeflere yenilikçi ve yerel çözümler sunmaları ve bunları farklı yerel bağlamlara uyarlamaları bekleniyordu. Böylece yetkililer başarılı uygulamaları ve potansiyel sorunları tespit edebilecek ve bunları diğer alanlardaki uygulamalara rehberlik etmek için kullanabileceklerdi. Başka bir deyişle, bu şehirler ulusal politika ve ülkenin diğer bölgelerindeki uygulamaları için bir model oluşturacaktı. Ancak bu, bir şehrin yaptığı her şeyin resmi olarak onaylandığı anlamına gelmiyordu. Sonraki yıllarda yetkililer, öncü şehirlerdeki birçok uygulamayı yasaklayacaktı (Brussee, 2023). 2002-2007 döneminden farklı olarak merkezi hükümet çok daha fazla işin içindeydi.
SKS, ülkenin büyük gelişmiş şehirlerinden daha küçük ve daha yoksul bölgelerine kademeli olarak taşındı. En uzak ve yoksul bölgelerdeki faaliyetler çok azdı. Bir diğer deyişle, Xi döneminde yoğun gözetim altında tutulan batı bölgelerinden çok ekonomik olarak gelişmiş bölgeler ön plandaydı. 62 pilot şehirden sadece biri (Yunnan eyaletindeki Baoshan Şehri) resmi olarak tanınan azınlık gruplarının nispeten yoğun olduğu bölgedeydi. Bu şehrin çalışmaya dahil edilmesi ise çok daha sonra, 2021 yılında, gerçekleşmişti (age).
Plan Çerçevesi’ndeki soyutluğun aksine NDRC ve PBOC, pilot şehirleri değerlendirmek için aşağıdaki gibi somut göstergeler belirlemişti:
- temel bilgi üretimi ve paylaşımı altyapısının kurulması,
- etkili ortak ödül ve ceza mekanizmalarının oluşturulması (kırmızı listeler ve kara listeler)
- kredi kullanımına yönelik somut uygulamaların oluşturulması
Bu hedefler, 2000’li yılların başında belirlenen ve bugüne kadar tamamlanmamış olan hedeflerden çok da farklı değildi. Ancak artık, şehirlerin olumlu bir değerlendirme almak istemeleri için bu hedeflerin kesin olarak tamamlanması gerekiyordu.
Ayrıca devlet kurumları uzun süredir, piyasanın SKS unsurlarının oluşturulmasında aktif rol almasını teşvik etmeye çalışıyordu. 2015 yılında PBOC, kişisel kredi raporlama mekanizmalarını denemek üzere çoğunluğu teknoloji odaklı olan sekiz şirket seçti. 2016’da Devlet Konseyi, piyasa kuruluşlarını, ciddi şekilde güvenilmez kişilere farklılaştırılmış hizmetler sunmaya ve kredi sicili mükemmel olanlara ayrıcalıklı muamele yapmaya teşvik etti. Bu şirketlerden biri de Alibaba’ydı. Bu kapsamda Alibaba, Susam Kredisi adlı hizmetini başlattı. Susam Kredisi yalnızca gelir düzeyi ve cari borçlar gibi standart ölçümleri içermiyor; kullanıcıların satın alma tercihlerini, harcama istikrarını, otel rezervasyonlarına gelip gelmediklerini, paylaşımlı bisikletleri doğru yerlere park edip etmediklerini ve hatta ağlarındaki kişilerin kredi puanlarını da değerlendiriyordu. Alibaba’nın Ant Financial biriminin teknoloji direktörü bir röportajda daha da ileri giderek çok fazla oyun oynayan kişilerin daha az güvenilir olabileceğini öne sürmüştü (ancak Çin’de bu bilgiden yararlanıldığına dair herhangi bir kanıt yok).
Susam Kredisi piyasaya sürüldüğünde, 2020 yılına kadar SKS’ye dönüşeceği ve herkes için zorunlu hâle geleceği yönünde spekülasyonlar ortaya çıkmıştı. PBOC, pilot uygulamaları onayladı ve bunları SKS’nin oluşturulması genel hedefiyle ilişkilendirdi. Fakat zaman içinde Susam Kredisi’nin etkili bir kredi değerlendirme aracı olmadığı görüldü. Topladığı farklı veriler ile kişinin kredi geri ödeme kabiliyeti arasındaki bağlantı hiçbir zaman bilimsel olarak kanıtlanamamıştı. Bunun yerine, Alibaba hizmetlerini kullanan ve mağazalarından alışveriş yapan kullanıcıları ödüllendiren bir sadakat programı haline geldi. Ayrıca Alibaba’nın; kredileri sağlayan bankacı, borçlanma kapasitesini değerlendiren kurum ve krediyle alınan paranın harcanacağı pazar yeri olarak üçlü bir role sahip olması da ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyordu. Bu sorunlar nedeniyle PBOC, 2018 yılında sekiz şirketin kredi lisanslarını uzatmama kararı aldı.
Çinli yetkililer, Plan Çerçevesi ile SKS’ye bir ivme kazandırmışlardı. Çok sayıda pilot proje hayata geçirilmiş ve çeşitli düzenlemeler test edilmişti. Fakat bunların genel kredi kavramıyla nasıl bir ilişkisi olduğu veya nasıl bağlantılı olması gerektiği sorusu sonraya bırakılmıştı. Yukarıda belirttiğim gibi reform sonrası Çin’deki politika oluşturma sürecinde sık sık başvurulan stratejide liderler soyut gereklilikler belirliyor ve (yarı) düzenli olarak yeni kılavuzlar yayınlıyorlar, ancak yenilikçi fikirler geliştirmek ve bunları pratikte test etmek yerel yönetimlerin sorumluluğunda oluyordu. Fakat birimler ve bölgelerin birlikte çalışabilirliğinde sorunlar yaşanıyordu. Ayrıca kişisel veya kurumsal bilgi koruma ve bilgi paylaşımı gibi sorunların çözümü için yeterli ulusal standartlar yoktu. Birimler ve bölgeler arası bilgi paylaşımı sağlanamadan SKS ancak parçalı bir biçimde ilerleyebiliyordu.
Her pilot şehir SKS’yi kendi bölgesinde en yaygın olan alanlara uyarlamaya çalışıyordu. Rongcheng taksi şoförleri için bir dürüstlük derecelendirme sistemi geliştirmişti. Huizhou’da vatandaşların ve piyasa denetçilerinin petrol ve tahıl gibi ürünleri üretim, lojistik ve dağıtım boyunca takip etmelerini sağlayan bir QR kod sistemi oluşturulmuştu. Xiamen, özellikle serbest ticaret bölgesinde Tayvan tarafından finanse edilen işletmeler için bir kayıt sistemi başlatmıştı. Bu girişimler, yerel yönetimlerin yerel koşullara en uygun politikaları geliştirmelerine olanak sağladı. Ancak bir şehirde iyi gelişmiş bir alanın başka bir şehirde hiç gelişmemiş olması gibi sorunlara neden oldu. Bu durum, SKS’nin başlıca hedeflerinden biri olan veri paylaşımını zorlaştırdı. Ayrıca bir şehirde daha düşük bir kredi notuna yol açabilen bir şey, diğerinde kabul edilebilir düzeyde olabiliyordu. Değerlendirme sistemleri arasında birlikte çalışabilirliği sağlamak için şehirlerin dönüşüm anlaşmaları imzalamaları gerekiyordu.
Sistemin parçalanmışlığı ve düşük dijitalleşme düzeyi iç içe geçmişti. Bir şehrin verisini yüklemenin farklı yolları vardı. Bazıları resmi Credit China altyapısını kullanıyor, bazıları haber sayfalarına elektronik tablolar ekliyor, bazıları da bu elektronik tabloların ekran görüntülerini yüklüyordu. Birçok belge kağıt üzerinde kalıyor veya taranıyor, şehirler farklı teknolojiler ve veri standartları kullanıyor ve hatta birimler bilgi güvenliği kisvesi altında yatay ve dikey veri paylaşımına engeller koyuyordu. Bilgi güvenliği, veri paylaşmamanın bahanesi olabiliyordu.
2020’nin sonuna yaklaşırken, SKS’nin hâlâ ele alması gereken birçok sorun olduğu ortaya çıktı. SKS, Çin’in piyasa ekonomisine olumlu katkılarda bulunmuştu ama hâlâ ciddi zorluklar vardı. İronik bir şekilde, bu zorluklar, Batı’nın sistemle ilgili iddialarının tam tersi nedenlerden kaynaklanıyordu. SKS, yüksek teknolojili bir sistem olmaktan ziyade, öncelikle insanlar tarafından işletilen bir sistemdi. Her şeyi kontrol eden bir merkezi hükümet yoktu; merkezi hükümetin kendisi neye odaklanmak istediğinden emin değil gibiydi. 2020’nin başlarında Çinli uzmanlar, bu şekilde devam edilirse, Planlama Çerçevesi’ndeki hedeflere ulaşmanın zor olacağı sonucuna vardılar. Hükümetin 2014’deki hamlesi yeterli olmamıştı; sürecin daha çok içinde olması gerekiyordu.
Yereldeki Uygulamaların Düzeltilmesi ve Sınırlanması
Planlama Çerçevesi, SKS’nin gelişimini hızlandırmasına karşın yeni zorluklar da getirmişti. Parçalanma, veri adaları ve bazı durumlarda aşırıya kaçan uygulamalar ve suistimaller yaygınlaşmıştı. Akademisyenler, gazeteciler ve yurttaşlar mevcut gidişatı sorgulamaya başladılar (Batı’dan bakıldığında görüldüğü gibi yurttaşların sorgulamadan kabul ettiği bir süreç yoktu). En temel eleştirilerden biri kredinin içine her şeyin konulabildiği bir sepet haline gelmesiydi. Sosyal kredi, o kadar kapsamlı bir kavram haline gelmişti ki herkes ona farklı anlamlar yükleme başlamıştı. SKS’den önce, yetkililer sadece yasa ve yönetmelik ihlallerinden dolayı vatandaşları cezalandırabiliyordu. Artık, istenmeyen davranışları güvenilmez olarak etiketlemek, kara listeye almayı haklı çıkarmak için yeterliydi. Kırmızı ışıkta geçmek, çöp ayrıştırmamak, komşularla kavga etmek veya vahşi köpek yetiştirmek, Çin’in farklı şehirlerinde cezaya tabi tutulacak davranışlar haline gelmişti. Bir diğer deyişle SKS, belirlenen ilk hedeflerden farklı yönlere gitmekteydi.
Hükümet yetkilileri eleştiriler karşısında sessiz kalmadı. 2019 yazında, NDRC sözcüsü “güvenilmez davranışların” genelleştirilmesini ve genişletilmesini önlemek için önlemler alacaklarını duyurdu. 2020 yılında da Şehir Kredi Durumu İzleme ve Erken Uyarı Göstergeleri belgesini yayımlandı. Bu belgeye göre aşağıdaki gereklilikleri yerine getirmeyen şehirler, değerlendirmelerinde puan kaybedeceklerdi:
- Kredi onarım prosedürleri şeffaf olmalı ve uygun bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmelidir. Belediyeler, çevrimiçi bir kredi onarım portalı veya özel bir çevrimdışı kredi onarım penceresine sahip olmalıdır.
- Belediyeler, bireylerin ve şirketlerin hak ve çıkarlarını korumak için etkili bir sistem kurmalıdır.
- Şehirler, kredi mekanizmalarının kötüye kullanılmasını ve kredinin genelleştirilmesini önlemelidir: Hükümete karşı imza toplamak, kırmızı ışıkta geçmek, vahşi köpek yetiştirmek, apartman aidatını geciktirmek, uygunsuz çöp ayrıştırma ve benzeri bireysel davranışların vatandaşların kredi kayıtlarına dahil edilmesi yasaktır.
Kasım 2020’deki konuşmasında Başbakan Li Keqiang, SKS’nin daha da geliştirilmesi için altı gerekliliğe işaret ediyordu:
- SKS’nin kapsamı sınırlandırılmalı,
- bilgi paylaşımı (örneğin, isim yayımlayan ve utandırma amaçlı uygulamalar) yasallık ve gereklilik ilkelerine uygun olmalı,
- kara listeler yalnızca ciddi zararların söz konusu olduğu durumlarda uygulanmalı,
- cezalar orantılı olmalı ve vatandaşların yasal haklarını ihlal etmemeli,
- kredi onarımı iyileştirilmeli,
- bilgi güvenliği ve gizlilik öncelikli hale getirilmeli
Li’nin konuşmasından kısa bir süre sonra yayımlanan resmi belge ise SKS tarihinde bir ilkti. Belge tamamen SKS’yi tanımlamak, sınırlarını belirlemek ve standartlaştırmak için hazırlanmıştı. Belgenin ana mesajı, yetkililerin artık hiçbir dayanağı olmayan kara listeler oluşturamayacağı ve konsensüs sağlanamayan alanlarda SKS’nin uygulanmasında dikkatli olunması gerektiğiydi. 2021 sonuna kadar tüm yerellerde ve birimlerde bu yeni belgeye uymayan düzenlemeler kaldırılacaktı.
Aralık 2021’de yayımlanan Ulusal Rehber’de ise yetkililerin kredi bilgisi olarak hangi bilgileri toplayabileceğini ve dolayısıyla hangi bilgilerin ödül veya cezaya yol açabileceği tanımlanmıştı. Bu bilgiler üçe ayrılıyordu: değerlendirmeye dahil edilebilecek bilgiler, yalnızca ciddi durumlarda dahil edilebilecek bilgiler ve SKS kapsamında asla dahil edilemeyecek bilgiler. Örneğin, mahkeme kararları veya alınan kredilerin ödenmesi hakkındaki bilgiler SKS’ye dahil edilebilirdi. Kırmızı ışıkta geçmek ise ancak ciddi durumlarda dahil edilebilecek bir bilgiydi. Çöp ayrıştırma davranışları, dini inançlar, özel kişisel bilgiler ve kan bağışları (kan bağışı yaparak sosyal kredisini yükseltmeye karşı alınan bir önlem) gibi bilgilerin listelerde yer alması yasaktı.
2020 ile 2022 yılları arasında yetkililer, sistemin kapsamını netleştirmek ve SKS’nin temel alanları için yasal güvenceler sağlamak konusunda olumlu ilerlemeler kaydettiler. Ama Black Mirror’daki gibi bir sistemin yanına yaklaşıldığına dair elimizde bir kanıt yok.
| Mit | Açıklama |
| Sosyal Kredi Sistemi, vatandaşların toplumdaki yerini belirleyen bir puanlama sistemidir. | Bazı şehirler ve şirketler derecelendirme sistemlerini denemişlerdir, ancak bunlar sadece “sadakat ödül programları”dır. Vatandaşlar düşük puanlar nedeniyle cezalandırılamazlar. Şirketler, öncelikle denetimi kolaylaştıran ancak kara listelerle bağlantılı olmayan belirli alanlarda derecelendirme alabilirler. |
| Sosyal Kredi Sistemi, bireylerin kitlesel olarak izlenmesi için bir araçtır. | SKS öncelikle işletmelere ve pazar davranışlarına odaklanmaktadır. Her yıl şirketlerin yaklaşık %1’i ve bireylerin %0,3’ü SCS ile ilgili cezalar almaktadır. Çoğu kişi bu durumdan etkilenmemektedir. |
| Sosyal Kredi Sistemi, çevrimiçi yorumlar, satın alımlar ve daha fazlası gibi bireysel davranışları değerlendirir. | Yalnızca yasa ve yönetmeliklerin ihlali ceza gerekçesi olarak kabul edilebilir. Vatandaşlar, çok fazla oyun oynamak, ara sıra kırmızı ışıkta geçmek vb. nedenlerle kara listeye alınamazlar. Çin’de gözetim yaygın bir şekilde devam ediyor ancak genellikle SKS’yi kapsamıyor. |
| Sosyal Kredi Sistemi yapay zekâ ve büyük veriye dayanıyor. | Ceza kararlarını yapay zekâ değil, insanlar alıyor Sistemin dijitalleştirilmesi sınırlı ve oldukça parçalıdır. Bu durum, yetkililer yavaş yavaş iyileştirme ve entegrasyon girişimlerinde bulunsa bile, öngörülebilir gelecekte de değişmeyecektir. |
| Sosyal Kredi Sisteminin inşasına 2014 yılında başlanmış olup, 2020 yılında tamamlanması planlanmaktadır. | SKS, 2002 yılından beri resmi olarak üzerinde çalışılmaktadır ve hâlâ tamamlanmaktan uzaktır. 2020 yılı, önemli bir inşaat aşamasının sonu olmasına rağmen geliştirme çalışmaları önümüzdeki on yıl boyunca devam edecek. Çin hükümeti bile SKS’nin ne olması gerektiği konusunda hala net değildir. |
Kaynak: Brussee (2023, s. 14) |
Sosyal Kredi Sistemi ve Tekno-oryantalizm
SKS’nin, Çin Komünist Partisi’nin vatandaşların her adımını kontrol ettiği bir puanlama mekanizması olarak tasvir edilmesi Batı medyasında oldukça yaygın. Öte yandan, son yıllarda SKS’nin hem medyada hem de akademide sıkça yanlış anlaşıldığını ve bu algı ile ampirik gerçekler arasındaki farkı ortaya koyan çalışmaların giderek arttığını görüyoruz. Peki, medyanın ve akademinin bu yanlış algısını yalnızca düzeltilmesi gereken basit hatalar olarak mı değerlendirmeliyiz? von Blomberg ve Liu’nun (2025) bu konuyu tekno-oryantalizm çerçevesinde tartışıyorlar ve Batı’nın tekno-oryantalist bakış açısının SKS distopyasının oluşumundaki rolünü vurguluyorlar.
Geleneksel oryantalizm, Doğu’yu geri kalmış olarak gösterirken, tekno-oryantalizm onu teknolojik olarak gelişmiş ve Batı yaşam tarzına bir tehdit olarak sunuyor. von Blomberg ve Liu (2025), tekno-oryantalist bakış açısının üç temel unsuru olduğunu belirtiyor: ileri teknolojilerin kullanımı, otoriterlik ve Asya ülkelerinin Batı’ya yönelik siyasi tehdidi.
SKS haberlerine bir de bu açıdan bakalım.
İleri teknolojiler ve Asyalıların ötekileştirilmesi, tekno-oryantalizmde derin bir şekilde iç içe geçmiş durumda. Bilim kurgu eserleri genellikle Doğu Asya metropollerini anımsatan özelliklere sahip şehirlerde geçer ve Asyalılar ileri teknolojinin yaratıcıları olarak tasvir edilir. Çin’in tüm yurttaşlarını takip edecek ve onları puanlayacak çok gelişmiş bir altyapıya sahip olduğu düşünülse de gerçekte piyasalara ayak uydurmaya çalışan bir Çin vardır ve SKS’nin birçok adımı analog olarak yürütülmektedir.
Çin odaklı tekno-oryantalizmi tanımlayan ikinci temel unsur, otoriterliğe verilen önemdir. Tekno-oryantalist distopyayı Japonya bağlamında ele aldığımızda Batı’nın, Japonya’nın “Batı’dan daha Batılı olacağı” korkusu öne çıkar. Çin merkezli tekno-oryantalizmde ise korku otokratik ve sosyalist sistemin ötekiliğine kayar. Bu, yirminci yüzyılın sonlarında internetin tam bir demokratikleşmeye yol açacağı yönündeki yaygın varsayıma karşı distopik anlatı sunar. İleri teknolojinin doğasında var olan otoriter eğilimlere ilişkin yaygın endişeleri dile getirir. Aşağıdaki gibi iddialar çok yaygındır :
Çin’in 21. yüzyıl otoriterliği, artık büyük veri ve yapay zekâyı birleştirerek Çin vatandaşlarını siyasi, ticari, sosyal ve çevrimiçi faaliyetlerine göre ödüllendirmek ve cezalandırmak için bir “sosyal kredi sistemi başlatma planlarını da içeriyor (https://www.foreignaffairs.com/china/china-reckoning).
Yapay zekânın insan sağlığı ve insan varlığı için oluşturduğu tehditler başlıklı çalışmada da şunlar yazmaktadır (https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10186390/):
YZ destekli gözetim, hükümetler ve diğer güçlü aktörler tarafından insanları daha doğrudan kontrol etmek ve baskı altında tutmak için de kullanılabilir. Bu durum, belki de en iyi şekilde Çin’in Sosyal Kredi Sistemi ile örneklenebilir. Bu sistem, yüz tanıma yazılımı ile insanların finansal işlemleri, hareketleri, polis kayıtları ve sosyal ilişkilerinin bulunduğu “büyük veri depolarının analizini birleştirerek bireysel davranış ve güvenilirlik değerlendirmeleri üretir ve bu da kötü davranış sergilediği düşünülen bireylerin otomatik olarak cezalandırılmasıyla sonuçlanır.
Bunun yanında SKS’nin otoriter bir süper araç olarak tasvir edilmesinin bir parçası, Çin vatandaşlarının ve teknoloji şirketlerinin ya sistemin kurbanları ya da beyinleri yıkanmış destekçileri olarak gösterilmesidir. Fakat SKS’nin ortaya çıkışında ve gelişiminde etkili olan sosyoekonomik koşullar dikkate alınmadığında Çin halkının SKS’ye desteğini anlamak güçtür.
Üçüncüsü, Asya’nın sınırlarının dışına çıkarak Batı’yı ele geçireceği korkusudur. Bazı makalelerde, SKS’nin Çin’in yargı yetkisi dışındaki kişileri de hedef aldığı iddia edilmektedir. SKS’nin tarafsız teknolojik cihazlar ve altyapılar kisvesi altında Batı topraklarındaki Çin vatandaşı olmayan kişilere ve kuruluşlara da zaten uygulanıyor olabileceğinden şüphelenilmektedir. Bu korkunun bir diğer biçimi ise Çin’in SKS’yi politik bir ideoloji olarak diğer ülkelere ihraç etmesinden duyulan endişedir. Ayrıca SKS’yi ABD öncülüğündeki dünya düzenine daha iyi bir alternatif sunarak Doğu’nun genişlemesini temsil eden bir girişim olarak korkuya kapılanlar da vardır.
Elbette Çin, bir özgürlükler ülkesi değil. Ama Çin’de yürütülmekte olan Sosyal Kredi Sistemi ile Batı’nın medyada ve akademik çalışmalarda betimlediği distopya arasında derin bir uçurum vardır. Her şeyden önce bunun nedenleri üzerinde düşünmek gerekiyor.
Kaynaklar
Hao, K. (2019). Is China’s social credit system as Orwellian as it sounds?’.
Brussee, V. (2021). China’s social credit system is actually quite boring. Mercator Institute for China Studies.
Brussee, V. (2023). Social credit: the warring states of China’s emerging data empire. Singapore: Palgrave Macmillan.
von Blomberg, M., & Liu, C. (2025). Techno-orientalism in the US media: the case of ‘China’s social credit system’. Information, Communication & Society, 1-17.
Yıldız, İ. A. (2023). Çin’in Sosyal Kredi Sistemi: Nedir, Ne Değildir?. Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 15(4), 375-390.
İlk Yorumu Siz Yapın