"Enter"a basıp içeriğe geçin

YARIMADA

Algoritma Sosyolojisi

Pandemiyle beraber hızlı bir dijitalleşme sürecine girdik. Uzaktan çalışma yaygınlaştı ve bir çok şirket pandemi sonrasında da buna devam etme kararı aldı. Öğrenciler uzun bir süre yüz yüze eğitimden uzak kaldılar ve eğitim süreci, dijital teknolojiler yardımıyla devam ettirilmeye çalışıldı. E-ticaret arttı ve analog dünyanın dükkanları dijital platformlara taşındı. Dijitalleşme tam anlamıyla tatmin edici değildi. Fakat bu süreçteki eksiklikler ve sorunlar, metaevren gibi dijitalleşme projelerinin vizyonlarının belirlenmesinde etkili oldu.

Bitcoin ve Güven

Mayıs ayında kripto paralarda sert bir düşüş yaşandı. Kripto pazarındaki en büyük üçüncü kararlı para olan TerraUSD (veya UST) ve piyasa değerine göre dördüncü en değerli kripto para birimi olan Luna âdeta sıfırlandı. 2018’de Güney Koreli girişimciler Daniel Shin ve Do Kwon tarafından geliştirilen Terra, kripto para sektöründe fiyat istikrarı sağlamayı hedefliyordu. Terra’daki bu düşüş, diğer kripto paraları da etkiledi. Bazı uzmanlar kripto paralardaki bu krizi 2008 krizine benzettiler. İronik bir şekilde, bitcoin, 2008 krizinin ertesinde krize yola açan koşulların eleştirisi üzerinde yükselmişti. Şimdi ise, David Gerard’ın Foreign Policy’deki yazısında belirttiği gibi 2008 mali krizine benzer bir durum vardı ve gerçek piyasalar da bu krizden etkilenebilirdi (https://foreignpolicy.com/2022/05/12/cryptocurrency-crash-2008-financial-crisis/). Allen (2022) de Şubat ayında yayımlanan bir çalışmasında 2008 krizinin dinamikleri ile kripto dünyası ve DeFi (merkezi olmayan finans) arasındaki paralelliklere işaret ediyor ve DeFi’nin 2008 krizi öncesinde yapılan birçok hatayı tekrarladığını savunuyordu.

Teknolojik Çözümcülük

2016’daki ABD seçimleri sonrası patlak veren Facebook/Cambridge Analytica skandalı sonrasında teknoloji şirketleri bir meşruiyet krizi içine girdiler. Özellikle internet kullanıcılarının gözetimi üzerine kurulu iş modelleri daha çok sorgulanmaya başlandı. Daha bir kaç yıl öncesinde Wall Street’ten Tahrir Meydanı’na demokrasinin yıldızı olarak görülen bu şirketler artık herkesin eleştirdiği “kötü adamlar”dı. Google, Facebook ve Amazon gibi teknoloji şirketleri bir kelime oyunuyla kötü (BAADD) olmakla suçlanıyorlardı: büyük (big), rekabeti engelleyen (anti-competitive), bağımlılık yapan (addictive) ve demokrasi için yıkıcı (destructive) aktörlerdi (https://www.economist.com/leaders/2018/01/18/how-to-tame-the-tech-titans). Düzenleyici kurumların ve politikacıların hedefindeydiler; kamuoyu desteği giderek azalıyordu.

NFT: Her şey satılabilir

2021’den beri garip bir NFT çılgınlığının içindeyiz. NFT teknolojisinin neredeyse sekiz yıllık bir geçmişi olmasına rağmen 2021’in başından itibaren astronomik paralara satılan NFT’ler hakkında çıkan haberler yeni bir altına hücum dönemi başlattı. Bitcoin ve Ethereum trenini kaçırmış olmanın pişmanlığı ile insanlar normalde bilgisayarlarında tutmayacakları resimleri inanılmaz paralara satın alıyorlar ve ileride bu resimleri büyük paralara satıp zengin olacaklarını düşlüyorlar. NFT’lere ödenen paralar hakkında çıkan haberler de bu düşü körüklüyor.

Web3 ve Ademimerkeziyetçilik

Facebook’un adını Meta olarak değiştirmesinden sonra metaevren (metaverse) hakkındaki tartışmalar arttı. Yapay zekâ, nesnelerin interneti, blok zinciri gibi somut teknolojilerin aksine metaevrenin ne olduğu veya ne olacağı hakkında henüz bir görüş birliği olmadığı gibi sanal gerçeklik (Virtual Reality – VR), artırılmış gerçeklik (Augmented Reality – AR), Karma Gerçeklik (Mixed Reality – MR), blok zinciri, akıllı sözleşmeler vb teknolojileri metaevrenle cilalayıp yeniden pazarlamak da yaygınlaştı. Meta ve Microsoft’un yanında NVIDIA, Unity, InfiniteWorld, Matterport, Disney gibi birçok şirket, metaevreni kendi bulundukları noktadan tanımlamaya ve metaevrenin oluşum sürecini etkilemeye çalışıyorlar. Melek yatırımcılar ve risk sermayesi gelecek vadeden metaevren girişimlerinin peşindeler. Daha şimdiden metaevrende arsa satanlar ve bunları satın alanlar var!

Yapay Zekânın Adaleti

ABD’de yaşayan Kristin Livdahl ve kızı, Youtube’daki bir beden eğitimi öğretmeninin “ayağınızda bir ayakkabıyı tutarak uzanın ve yuvarlanın” gibi meydan okuma (challenge) önerilerini yerine getirmeye çalışarak eğleniyorlardı. Kötü hava koşulları nedeniyle dışarı çıkamayan küçük kız, Alexa’dan yeni bir meydan okuma önerisi istedi. Alexa, web’i araştırdı ve Our Community Now (https://ourcommunitynow.com/) adlı haber sitesinde bulduğu bir meydan okumayı kıza önerdi: Şarj cihazını elektrik prizine yarıya kadar yerleştir ve açıkta kalan uçlarına madeni parayla dokun.

Facebook’un Metaevreni

Geçtiğimiz ekim ayı sonunda Facebook, adını Meta olarak değiştireceğini duyurdu. Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi sosyal medya platformları artık Meta çatısı altında yer alacak. Şirketlerin kendilerini yeniden adlandırması sık rastlanılan bir durum olmamasına karşın Facebook ilk değildi. 2011’de Netflix, video işini ikiye ayırmayı planladığını ve postayla DVD gönderim işini Qwikster şirketi adıyla yapacağını duyurmuştu. 2015’te de Google, uygulama ve hizmetlerini Alphabet adını verdiği bir üst şirketin altında bir araya getirmişti. Fakat bu gibi değişiklikler çoğunlukla büyük bir kurumsal yeniden yapılanmanın başlangıcında gerçekleşiyordu. Facebook’ta ise ne bir yeniden yapılandırma ne de yönetici değişikliği vardı. Mark Zuckerberg’in CEO’luğu ve şirketin geleceğini etkileyebilecek kararlardaki belirleyiciliği devam ediyordu.

ABD-Çin Teknoloji Savaşı

Trump yönetiminin 2017 yılının sonunda yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi, ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyordu. Stratejide, ABD’nin Çin’in liberalleşeceği beklentisiyle yıllarca Çin’in yükselişini ve savaş sonrası uluslararası düzene entegrasyonunu desteklediği belirtiliyordu. Fakat Çin beklentileri boşa çıkarmıştı. ABD’nin milyarlarca dolar değerindeki fikri mülkiyetini çalmış; Hint-Pasifik bölgesini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlemeye girişmiş; gelişmekte olan bölgelere yaptığı yatırımlarla etki alanını genişletmeye çalışmış; adil olmayan ticaret uygulamalarını genişleterek ve kilit sektörlere, hassas teknolojilere ve altyapıya yatırım yaparak Avrupa’da stratejik bir dayanak kazanmıştı. Ama daha önemlisi Çin ve Rusya, ABD’nin kritik altyapısını ve komuta ve kontrol mimarisini tehdit edebilecek gelişmiş silah ve yetenekler geliştiriyordu (https://trumpwhitehouse.archives.gov/wp-content/uploads/2017/12/NSS-Final-12-18-2017-0905.pdf).

Komplo Teorileri ve Sosyal Medya

Facebook/Cambridge Analytica skandalından bu yana sosyal medya platformları siyasetçiler tarafından sürekli eleştiriliyorlar. Facebook ve Twitter gibi platformların yanında WhatsApp ve Telegram gibi mesajlaşma uygulamaları da mezenformasyon (bir kasıt olmaksızın yapılan yanlış bilgilendirme) ve dezenformasyon (yalan veya yanlış enformasyonun kasıtlı olarak yayılması) için elverişli bir ortam yaratmakla suçlanıyorlar. Dünyanın düz olduğunu veya aya hiç çıkılmadığını iddia edenlere gülüp geçebiliriz. Ancak bir kasıt olsun veya olmasın, sosyal medyada yayılan yalan/yanlış haberler kovid-19’da olduğu gibi ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Yapay Zekâ Stratejileri

Yapay Zekâ (YZ), 21. yüzyılın en önemli dönüştürücü güçlerinden biri ve dünyanın geleceğini belirleyebilecek bir teknoloji. Geride kalmak istemeyen ülkeler arasında büyük bir rekabet var. Fakat YZ, içerdiği fırsatların yanında ülkeler için çeşitli riskler de içeriyor. Bu nedenle, hükümetler YZ’nin gelişiminde daha aktif bir rol almaya ve YZ’nin kendi ülkelerindeki gelişimini yönetmeye çalışıyorlar. Hükümetler, ülkelerinin öncelik ve çıkarları doğrultusunda rehberler, düzenlemeler ve stratejiler oluşturuyorlar.