"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: ABD

Uzun Bir Yol: 5G

Yeni teknolojilere çeşitli mitlerin eşlik etmesi; söz konusu teknolojilerin umutları ve korkuları beslemesi olağan bir durum. En son internetin gelişiminde gördüğümüz gibi bir süre sonra sular duruluyor ve teknoloji gündelik yaşamın içinde sıradanlaşıyor. Şimdi sahnede 5G teknolojisi var. Buhar makinesi, demir yolu, değiştirilebilir parçalar, elektrik, elektronik, internet, yapay zekâ vb teknolojiler gibi genel amaçlı bir teknoloji olarak görülen 5G’nin ulusal ve küresel düzeyde bütün ekonomiyi etkilemesi, var olan sosyoekonomik yapıları değiştirmesi bekleniyor. Kablosuz iletişimde yeni bir dönem başlatacak olan 5G ile uzun süredir konuştuğumuz nesnelerin interneti, gündelik yaşamın bir parçası haline gelebilecek. Ancak son zamanlarda, 5G ağları konuşlandırma çalışmalarıyla beraber, elektromanyetik alanların insan sağlığı üzerine etkileri hakkındaki endişeler yeniden gündeme geldi.

Ağ Tarafsızlığı ve Tekelleşme

2016’nın sonunda FCC (Federal Communications Commission – ABD Federal İletişim Komisyonu) üyesi Ajit Pai, ağ tarafsızlığının (net neutrality) ortadan kalkmasına sayılı günler kaldığını duyurmuştu. Donald Trump’ın 2012’den beri FCC üyesi olan Pai’yi 2017’nin Ocak ayında FCC Başkanı olarak atamasıyla beraber ağ tarafsızlığı tartışması yeniden alevlendi. Aralık ayında da üç Cumhuriyetçi ve iki Demokrat üyeden oluşan FCC, Cumhuriyetçi üyelerin desteğiyle Obama döneminin ağ tarafsızlığı ilkelerinin yürürlükten kaldırılması için harekete geçti.

Hatırlanacağı üzere 2015’te FCC önce interneti daha az düzenlenen enformasyon hizmetleri sınıfından çıkararak daha katı düzenlenen telekomünikasyon hizmetleri sınıfı altına almış daha sonra da hem sabit hem de mobil geniş bant hizmetleri için geçerli olacak Açık İnternet İlkeleri’ni ilan etmişti. Açık İnternet İlkeri’ne göre geniş bant sağlayıcıların,

  • yasal içeriklere, uygulamalara, hizmetlere ve zararsız cihazlara erişimi engellemesi,
  • yasal internet trafiğine içerik, uygulama, hizmet ve cihaz temelinde müdahale etmesi,
  • ödemeyle bazı trafiği önceliklendiremesi

yasaklanıyordu.

Enformasyon Savaşı: ABD, Çin ve Rusya

1979 yılının mayıs ayında Omni [1] dergisinde yayımlanan “Sibernetik Savaşlar” başlıklı makalede Jonathan V. Post, bilgisayarın gelecekteki savaşlarda üstlenebileceği rolü tartışmaktadır. Post’a (1979) göre sibernetik savaş, bilgisayar ve savaş amacıyla kullanılabilen teknolojik gelişmelerin (robotlar, lazerler, füzeler, akıllı bombalar vb) birleşmesidir ve Üçüncü Dünya Savaşı dönemine işaret etmektedir. 1993’te ise John Arquilla ve David Ronfeldt, “Siber savaş geliyor!” başlıklı makalelerinde (http://www.rand.org/content/dam/rand/pubs/reprints/2007/RAND_RP223.pdf) siber savaşı, 21. yüzyılın yıldırım harekatı (blitzkrieg) olarak değerlendirirler. Arquilla ve Ronfeldt’nin makalesi, siber savaşı modern bir bakış açısıyla tartışan, siber savaşı basitçe ordunun ve silah sistemlerinin bilgisayarlaşması olarak görmeyen ilk çalışmadır. Bu yeni savaş türünün hem olumlu (daha ucuz, kansız ve daha az riskli) hem de olumsuz (uluslar için geçmiştekinden çok daha büyük bir tehdit) olabileceğini belirtirler.