İnternet’ten Önce Fikri Mülkiyet Hakları

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun çağın gereklerine göre güncelleneceğini duyurdu ve yasa tasarısını (http://www.telifhaklari.gov.tr/kanuntasarisi/resources/documents/5846-SAYILI-FIKIR-VE-SANAT-ESERLERI-KANUNUNDA-DEGISIKLIK-YAPILMASINA-ILISKIN-KANUN-TASARISI.docx) kamuoyunun görüş ve önerilerine sundu. Penguen dergisinin kapanacağını duyurmasıyla gelişen tartışmanın da gösterdiği gibi yasa, toplumunun birçok kesimini yakından ilgilendiriyor.

Devamını Oku →

Özgür Yazılım: Bir Son Mu Yoksa Başlangıç Mı?

Geçen yıl kasım ayında Alternatif Medya Derneği, Dmytri Kleiner’in Telekomünist Manifesto adlı çalışmasının Türkçe çevirisini yayımladı. Telekomünist Manifesto’nun özgün sürümünü http://networkcultures.org/publications/#netnotebook, Türkçe çevirisini ise http://sendika48.org/wp-content/uploads/2016/11/2016-telekomunist_manifesto_pdf.pdf (*) adreslerinden ücretsiz indirebilirsiniz. Kleiner (2016), çalışmasını manifesto olarak adlandırmasına karşın bunun “bütün bir kuramsal sistem, dogmatik bir inanç kümesi veya siyasal bir hareketin platformu anlamında bir bildirge” olmadığının altını çiziyor; başlangıç ve tanıtım amaçlı bir bildirge olduğunu belirtiyor. Manifesto, 2004-2008 yılları arasında Kleiner’ın kendisinin ürettiği ve üretimine katkıda bulunduğu, yeniden düzenlenen metinlerden oluşuyor.

Devamını Oku →

İnternet Yaşamdır

ABD hükümetinin maddi olarak desteklediği bir sivil toplum kuruluşu olan Freedom House’un Freedom On The Net (Ağda Özgürlük) 2016 adlı raporu kasım ayında yayımlandı (https://freedomhouse.org/sites/default/files/FOTN_2016_BOOKLET_FINAL.pdf). Rapor 65 ülkeyi (dünyadaki tüm internet kullanıcılarının %88’ini) kapsıyor ve Haziran 2015’ten Mayıs 2016’ya kadar olan gelişmeleri değerlendiriyor. Raporda internet özgürlüğünün son altı yılda gerilediği, hükümetlerin şimdiye dek hiç olmadığı kadar sosyal medyayı ve iletişim uygulamalarını sansürlediği belirtiliyor. Hükümetler, özellikle hükümet karşıtı gösteriler sırasında enformasyonun hızlı yayılmasını önlemek amacıyla çeşitli yollara başvuruyorlar. Bir yandan sosyal medyaya erişim kısıtlamaları artarken diğer yandan da internet kullanıcıları yaptıkları paylaşımlar nedeniyle cezalandırılıyorlar. İçerik paylaşımının yanında Facebook’ta bir içeriği beğenmek veya başkalarının kendilerine gönderdiği mesajları ihbar etmemek bile soruşturma konusu olabiliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl Tayland’da bir işçi Facebook’ta kralın köpeğine hakaret ettiği gerekçesiyle askeri mahkemede yargılanırken Suudi Arabistan’da bir internet kullanıcısına ateizmi yaydığı gerekçesiyle 10 yıl hapis ve 2000 kırbaç cezası verilmiş. Ayrıca 2013’ten bu yana bu tarz tutuklamalar yapan ülkelerin sayısında %50 artış olduğu görülmekte. Rapora göre son zamanlarda sansürün teknik çapı genişledi. WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalar da artık hükümetlerin hedefinde.

Devamını Oku →

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine: Debian

Debian GNU/Linux dağıtımının kurucusu Ian Murdock 28 Aralık 2015’te, 42 yaşında aramızdan ayrıldı. Ölüm nedeni hakkında fazla bilgi sahibi değilim. Sadece San Francisco’da yaşayan Ian Murdock’un polis şiddetine maruz kaldığını ve sonrasında intihar ettiğini biliyorum (http://techaeris.com/2015/12/28/debian-founder-ian-murdocks-tweets-raising-eyebrows/). Ian Murdock bir Steve Jobs değildi. Ölümünün o kadar haber değeri yoktu. Okullarda onun için anma törenleri de düzenlenmedi (bkz. http://www.kartalgazetesi.com/15679-ahmet-simsek-koleji-teknoloji-kulubu-mr-steve-jobs%E2%80%99u-anma-toreni-duzenledi). GNU/Linux’u biraz duymuş olanlar içinse Ian Murdock sadece yüzlerce dağıtımdan biri olan Debian’ın kurucusuydu.

Devamını Oku →

Cybersyn: Cesaret ve Aklın Gücüyle

Barack Obama’nın 2012 ABD Başkanlık seçimlerindeki zaferinde Amazon’un (amazon.com) bulut bilişim hizmetinin önemli bir rolü vardır. TSE’nin (2013) bulut bilişim tanımında belirtildiği gibi Amazon’un sunduğu “işlemci gücü ve depolama alanı gibi bilişim kaynaklarının ihtiyaç duyulan anda, ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması” ile seçim kampanyasına özel bir altyapıya gerek kalmamıştır. Kampanya için AWS (Amazon Web Services) üzerinde çalışan 200’den fazla uygulama kullanılmış ve bu uygulamalar milyonlarca kullanıcıya hizmet etmiştir. Kampanya çalışanları, çeşitli kaynaklardan akan verileri olası seçmenleri belirlemek ve gruplamak için kullanmış, neredeyse gerçek zamanlı elde edilen verilerin analiziyle kaynakları ihtiyaç duyulan alanlara kaydırarak ve doğru kişiye, doğru zamanda, doğru reklamları iletebilmiştir. Kullanılan uygulamalardan bazıları şunlardır (https://aws.amazon.com/blogs/aws/aws-in-action-behind-the-scenes-of-a-presidential-campaign/):

Devamını Oku →

SSCB ve Bilişim Teknolojileri

SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) 1991 yılında dağıldı. O zamanlar internet emekleme evresindeydi ve www (World Wide Web) henüz icat edilmişti. Tarih öncesi gibi görünse de SSCB’deki girişimler mutlaka tartışılması gereken bir konudur. SSCB’li bilim insanları ve mühendisler hedeflerine ulaşamamıştır ama idealleri bugün bile oldukça cüretkardır. Ancak idealleri ne kadar büyük olursa olsun SSCB yenilmiştir.

Aslında Melih Pekdemir’in Anne bak, kral çıplak! kitabında yazdığı gibi hepimiz yenildik:

Sadece Gorbaçov ya da SBKP değil, sen ve ben yenilmedik mi? Katılmadığımız bir savaşta… Sen ve ben, istediğimiz kadar, vakti zamanında revizyonizme karşı çıkmış, ya da Brejnevleri kıyasıya eleştirerek kendimizi onlardan sürekli ayrı tutmuş olalım, fark ediyor mu? Senin ve benim sosyalist olduğumuzu bilen mahallemizdeki bakkalın, komşumuz işçinin gözünde, sen de ben de yenilmiş sayılmıyor muyuz?

Bu yenilginin farklı boyutlarıyla ele alınması gerekiyor. Örneğin, internetteki ortaklaşa üretim pratikleri sık tartışılan konulardan biridir. Buna karşın İnternet neden ABD’den çıkmıştır da SSCB’den çıkamamıştır?

Devamını Oku →

Bilgisayarlar ve Hackerlar

Bilim ve Gelecek’in 127. sayısında yer alan Sol ve Bilişim başlıklı yazısında Can Başkent önemli fakat yeterince tartışmadığımız konulara dikkat çekiyordu. Başkent, Wikileaks hakkındaki kuşkularını dile getiriyor ve RedHack’in kullandığı yöntemlerin tam tersi amaçlar için de kullanılabileceğinin altını çiziyordu. Tüm bunlara itirazım yok. Ama ben yazının ilk alt başlığına takılmıştım [1]: “Bizi hackerlar mı kurtaracak?”

 

Devamını Oku →