Özgür Yazılım: Bir Son Mu Yoksa Başlangıç Mı?

Geçen yıl kasım ayında Alternatif Medya Derneği, Dmytri Kleiner’in Telekomünist Manifesto adlı çalışmasının Türkçe çevirisini yayımladı. Telekomünist Manifesto’nun özgün sürümünü http://networkcultures.org/publications/#netnotebook, Türkçe çevirisini ise http://sendika29.org/wp-content/uploads/2016/11/2016-telekomunist_manifesto_pdf.pdf (*) adreslerinden ücretsiz indirebilirsiniz. Kleiner (2016), çalışmasını manifesto olarak adlandırmasına karşın bunun “bütün bir kuramsal sistem, dogmatik bir inanç kümesi veya siyasal bir hareketin platformu anlamında bir bildirge” olmadığının altını çiziyor; başlangıç ve tanıtım amaçlı bir bildirge olduğunu belirtiyor. Manifesto, 2004-2008 yılları arasında Kleiner’ın kendisinin ürettiği ve üretimine katkıda bulunduğu, yeniden düzenlenen metinlerden oluşuyor.

Devamını Oku →

İnternet Yaşamdır

ABD hükümetinin maddi olarak desteklediği bir sivil toplum kuruluşu olan Freedom House’un Freedom On The Net (Ağda Özgürlük) 2016 adlı raporu kasım ayında yayımlandı (https://freedomhouse.org/sites/default/files/FOTN_2016_BOOKLET_FINAL.pdf). Rapor 65 ülkeyi (dünyadaki tüm internet kullanıcılarının %88’ini) kapsıyor ve Haziran 2015’ten Mayıs 2016’ya kadar olan gelişmeleri değerlendiriyor. Raporda internet özgürlüğünün son altı yılda gerilediği, hükümetlerin şimdiye dek hiç olmadığı kadar sosyal medyayı ve iletişim uygulamalarını sansürlediği belirtiliyor. Hükümetler, özellikle hükümet karşıtı gösteriler sırasında enformasyonun hızlı yayılmasını önlemek amacıyla çeşitli yollara başvuruyorlar. Bir yandan sosyal medyaya erişim kısıtlamaları artarken diğer yandan da internet kullanıcıları yaptıkları paylaşımlar nedeniyle cezalandırılıyorlar. İçerik paylaşımının yanında Facebook’ta bir içeriği beğenmek veya başkalarının kendilerine gönderdiği mesajları ihbar etmemek bile soruşturma konusu olabiliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl Tayland’da bir işçi Facebook’ta kralın köpeğine hakaret ettiği gerekçesiyle askeri mahkemede yargılanırken Suudi Arabistan’da bir internet kullanıcısına ateizmi yaydığı gerekçesiyle 10 yıl hapis ve 2000 kırbaç cezası verilmiş. Ayrıca 2013’ten bu yana bu tarz tutuklamalar yapan ülkelerin sayısında %50 artış olduğu görülmekte. Rapora göre son zamanlarda sansürün teknik çapı genişledi. WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalar da artık hükümetlerin hedefinde.

Devamını Oku →

Bildiğimiz İnternet’in sonu mu?

Ağustos ayı sonunda BBC Türkçe’de “İran milli internet ağı kurdu” başlıklı bir haber yayımlandı. Haberin devamında ise İran’ın milli internet kurma projesinin bütününün değil ama ilk aşamasının tamamlandığı belirtiliyordu. Milli internet fikri ilk kez 2010’da ortaya atılmış ve projenin 2015 yılında tamamlanması hedeflenmişti. Haberde İran hükümetinin ve muhaliflerin proje hakkındaki görüşlerine de yer veriliyordu. İran hükümeti, milli internetin “yüksek kalitede, hızlı ve az maliyetli” internet bağlantısı sağlayacağını iddia ederken muhalifler projenin iktidarın gözetim olanaklarını artıracağına dikkati çekiyorlardı (http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37212801). Yalnız İran’ın değil, yazının devamında tartışılan diğer aktörlerin de girişimleriyle İnternet yerini internetlere bırakıyor.

Devamını Oku →

Haziran’dan Sonra Sosyal Medya’ya “Eleştirel” Bir Giriş

Haziran’ın üzerinden üç yıl geçti ve sosyal medyanın altından çok sular aktı. Daha 2013 sona ermeden ses kayıtları art arda sosyal medyada dolaşıma sokuldu. Belki ses kayıtlarını dolaşıma sokanlar ikinci bir Gezi yaratmak, insanları tekrar sokağa dökmek istiyorlardı. Ama tam tersi oldu; sokağa dökülmek istenen kitle bir sonraki ses kaydını beklemek için bilgisayar başında çakılıp kaldı. Aynı eylemsizlik hali fuatavni’nin tweetleri sonrasında da görüldü. Bu süreçte, Haziran’dan sonra iktidarın dersine iyi çalıştığı ve sosyal medyayı başarılı bir biçimde yönettiği fark ediliyordu. Kriz anlarında son derece akıllıca bir hamleyle sosyal ağı ağırlaştırdı, bazı haber sitelerine erişimi engelledi. Ancak daha önemlisi, sosyal medyada Haziran’a karşı bir hegemonya oluşturmayı başarabildi.

Devamını Oku →

Kesin Bilgi Mi?

Hatırlanacağı üzere 6 Şubat 2014 yılında kabul edilen 6518 sayılı torba kanunla (https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k6518.html) 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununun bazı maddeleri yeniden düzenlenmiş ve genişletilmişti. CHP de 1,5 yıl önce bu düzenlemelerin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Mahkeme kararını açıkladı. 6518’in bazı hükümlerini iptal ederken bazılarının iptal istemini reddetti. İptal istemi reddedilenler arasında TİB’e (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) hakim kararı olmaksızın erişim engelleme yetkisi veren düzenleme de vardı. TİB önümüzdeki günlerde de mahkeme kararı olmaksızın site engellemeye devam edebilecek!

Devamını Oku →

Cybersyn: Cesaret ve Aklın Gücüyle

Barack Obama’nın 2012 ABD Başkanlık seçimlerindeki zaferinde Amazon’un (amazon.com) bulut bilişim hizmetinin önemli bir rolü vardır. TSE’nin (2013) bulut bilişim tanımında belirtildiği gibi Amazon’un sunduğu “işlemci gücü ve depolama alanı gibi bilişim kaynaklarının ihtiyaç duyulan anda, ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması” ile seçim kampanyasına özel bir altyapıya gerek kalmamıştır. Kampanya için AWS (Amazon Web Services) üzerinde çalışan 200’den fazla uygulama kullanılmış ve bu uygulamalar milyonlarca kullanıcıya hizmet etmiştir. Kampanya çalışanları, çeşitli kaynaklardan akan verileri olası seçmenleri belirlemek ve gruplamak için kullanmış, neredeyse gerçek zamanlı elde edilen verilerin analiziyle kaynakları ihtiyaç duyulan alanlara kaydırarak ve doğru kişiye, doğru zamanda, doğru reklamları iletebilmiştir. Kullanılan uygulamalardan bazıları şunlardır (https://aws.amazon.com/blogs/aws/aws-in-action-behind-the-scenes-of-a-presidential-campaign/):

Devamını Oku →

Bilgisayarlar ve Hackerlar

Bilim ve Gelecek’in 127. sayısında yer alan Sol ve Bilişim başlıklı yazısında Can Başkent önemli fakat yeterince tartışmadığımız konulara dikkat çekiyordu. Başkent, Wikileaks hakkındaki kuşkularını dile getiriyor ve RedHack’in kullandığı yöntemlerin tam tersi amaçlar için de kullanılabileceğinin altını çiziyordu. Tüm bunlara itirazım yok. Ama ben yazının ilk alt başlığına takılmıştım [1]: “Bizi hackerlar mı kurtaracak?”

 

Devamını Oku →

Yeni İnternetimiz Nasıl Olacak?

6 Nisan günü Twitter’a ve Youtube’a erişimin mahkeme kararı doğrultusunda engellendiği duyuruldu. İlgili karar sadece Twitter’a veYoutube’a yönelik olmayıp Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini yayınlayan tüm web sitelerini kapsıyordu (http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28662617.asp, http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49579):

Devamını Oku →

Google Her Yerde!

Google ilk başta bir arama motoruydu. Arama sayfasının son derece sade ve reklamsız olması, arama sonuçlarının isabetliliği internet kullanıcılarını kendine bağladı. Arama motorunu gmail, youtube, google maps, android, hangouts vd. (http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Google_products) izledi. Şöyle düşünülüyordu:

Google farklıdır. Google vizyon sahibidir. Google sadece bir şirketten daha fazlasıdır. Google topluluktan aldığını geri verir. Google iyiliğin gücüdür (Assange, 2014 : 46).

Şirketin sloganı “Kötü olmayın”dı (Don’t be evil). PRISM programı çerçevesinde kullanıcı bilgilerini ABD istihbaratına servis ederken suçüstü yakalandığında bile şirketle özdeşleşmiş olan “Kötü olmayın” sloganını gönül rahatlığı ile kullanmaya devam ettiler.

Devamını Oku →