Haziran’dan Sonra Sosyal Medya’ya “Eleştirel” Bir Giriş

Haziran’ın üzerinden üç yıl geçti ve sosyal medyanın altından çok sular aktı. Daha 2013 sona ermeden ses kayıtları art arda sosyal medyada dolaşıma sokuldu. Belki ses kayıtlarını dolaşıma sokanlar ikinci bir Gezi yaratmak, insanları tekrar sokağa dökmek istiyorlardı. Ama tam tersi oldu; sokağa dökülmek istenen kitle bir sonraki ses kaydını beklemek için bilgisayar başında çakılıp kaldı. Aynı eylemsizlik hali fuatavni’nin tweetleri sonrasında da görüldü. Bu süreçte, Haziran’dan sonra iktidarın dersine iyi çalıştığı ve sosyal medyayı başarılı bir biçimde yönettiği fark ediliyordu. Kriz anlarında son derece akıllıca bir hamleyle sosyal ağı ağırlaştırdı, bazı haber sitelerine erişimi engelledi. Ancak daha önemlisi, sosyal medyada Haziran’a karşı bir hegemonya oluşturmayı başarabildi.

Devamını Oku →

Yeni İnternetimiz Nasıl Olacak?

6 Nisan günü Twitter’a ve Youtube’a erişimin mahkeme kararı doğrultusunda engellendiği duyuruldu. İlgili karar sadece Twitter’a veYoutube’a yönelik olmayıp Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini yayınlayan tüm web sitelerini kapsıyordu (http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28662617.asp, http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49579):

Devamını Oku →

Google Her Yerde!

Google ilk başta bir arama motoruydu. Arama sayfasının son derece sade ve reklamsız olması, arama sonuçlarının isabetliliği internet kullanıcılarını kendine bağladı. Arama motorunu gmail, youtube, google maps, android, hangouts vd. (http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Google_products) izledi. Şöyle düşünülüyordu:

Google farklıdır. Google vizyon sahibidir. Google sadece bir şirketten daha fazlasıdır. Google topluluktan aldığını geri verir. Google iyiliğin gücüdür (Assange, 2014 : 46).

Şirketin sloganı “Kötü olmayın”dı (Don’t be evil). PRISM programı çerçevesinde kullanıcı bilgilerini ABD istihbaratına servis ederken suçüstü yakalandığında bile şirketle özdeşleşmiş olan “Kötü olmayın” sloganını gönül rahatlığı ile kullanmaya devam ettiler.

Devamını Oku →

Sosyal Medyanın Sosyalliği

Facebook’a herhangi bir eleştiri getirdiğimde önce karşıma Arap Baharı çıkardı; şimdi de Gezi çıkıyor. Tepki çoğunlukla aynı oluyor; sosyal ağların hükümetlerin etki alanının dışında özerk bir iletişim alanı yarattığıyla başlanıp Wall Street’ten, Tahrir’den ve Taksim’den dem vuruluyor. Sosyal medyanın isyanların nedeni olduğunu düşünene pek rastlamıyorum. Ama genellikle dünyanın dört bir yanındaki toplumsal hareketlerle sosyal medya kullanımı arasında bir bağ kuruluyor ve Facebook’u ya da Twitter’ı eleştirdiğinizde sosyal medya savunucularının gözünde teknoloji karşıtı bir makine kırıcısına dönüşüyorsunuz.

Devamını Oku →

Sosyal Ağlarda Örgütlenme

Ergin Yıldızoğlu’nun “Gezi Olayı”nın yarattığı yeni “zaman” üzerine düşünürken (http://www.sendika.org/2013/06/gezi-olayinin-yarattigi-yeni-zaman-uzerine-dusunurken-ergin-yildizoglu/) adlı makalesinde tartışılan ağ örgütlenmeleri üzerine düşünürken Henri Alleg’in Büyük Geri Sıçrama adlı eserini anımsadım.

Alleg yıkıntı Rusya’sında yaptığı röportajlarda “…bunca tarihsel ve dünya çapında zaferlerin kazanıldığı en az 70 yıllık sosyalist yönetim bu iflasa niçin ve nasıl varabildi?” sorusunun yanıtını arıyordu. Alleg’in Andrey adlı eski bir komünistle yaptığı röportaj çok şey anlatıyordu. SBKP Merkez komitesinde danışman ve Dış Politika Komisyonu’nun Mağrip Bürosu üyesi olarak çalışan Andrey yenilgiyi şöyle değerlendiriyordu: Devamını Oku →