#direninternet

Yaklaşık 10 yıl önce, bilgisayarın gerçekten verimliliği arttırıp arttırmadığının tartışıldığı yıllarda İngiltere’de bilgisayar kullanımı ile ilgili bir habere rastlamıştım. Haberde, iş süreçlerinin sayısallaşmasının kağıt tüketimini azaltması beklenirken tam tersi bir durumun yaşandığı anlatılıyordu. Gerekçe olarak da çalışanların, belgelerin yazıcıdan çıktısını birkaç kez almaları gösteriliyordu.

Gündelik hayatta bizde de öyle olmadı mı? Biraz geriye dönelim… Bilgisayardan okumak zor geldi, yazıları yazıcıdan çıkardık. Nasıl olsa bilgisayarda var diye kağıt üzerindeki makalenin saklanması eskisi kadar önemli değildi. Kağıtları kaybettik, sonra yeniden çıktısını aldık. E-postalarını, yazıcıdan çıktısını alarak okuyanların sayısı hiç de az değildi.

Türkiye solu, İnternet’in ülkemizde yaygınlaşmasıyla beraber “bir mücadele aracı olarak İnternet” sorunsalını da gündemine aldı. Zapatist Ulusal Kurtuluş Ordusu Komutan Yardımcısı Marcos’un İnternet kullanımı dikkatleri çekti. 1980 öncesinden günümüze uzanan sol yapılar, sendikalar ve meslek örgütleri İnternet’i yoğun olarak kullanmaya başladılar. Ama bu kullanım pratiklerine baktığımızda, çoğu zaman İnternet’in diğer medyalardan farklılığının tam olarak algılanamadığına şahit olduk, politik ve teknik “alışkanlık”lar buna izin vermedi.

Tüm Türkiye’ye yayılan “Gezi Direnişi” bu alışkanlıkların hem politik hem de teknik olarak aşılmasıydı. Şimdi gençler, anne ve babaları gibi yazıların çıktısını almıyorlardı. Uzun uzun mektup yazmıyorlar, kısa mesajlarla haberleşiyorlardı. Birkaç gün öncesinden randevulaşmıyorlar, anında karar verip buluşuyorlardı. Bilgisayar, hayatlarına sonradan eklemlenen bir mucize değil, çocukluklarından beri hayatlarının ayrılmaz bir parçasıydı.

Kimse beklemiyordu böylesini… “Kadrolu” eylemcilerin belirli gün ve haftalarda kentlerin “izinli” alanlarında miting yapmasını eylemciler de polisler de kanıksamıştı. Bu çapulcular, “yasaklı” alanları bilmiyorlardı.

Şimdi çocuklar sokaktaydı ve kedi videoları çekip, youtube’da kedi videoları izleyen bir kuşak kameralarını hayata yöneltiyordu.

“antenler yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa rotatifler,

kitaplar yalan söylüyorsa,

beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

dua yalan söylüyorsa,

ninni yalan söylüyorsa,

rüya yalan söylüyorsa,

meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,

söz yalan söylüyorsa,

ses yalan söylüyorsa,”

çapulcunun kamerası elbette ki bir “silah”a dönüşecekti. Aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi:

Artık biri sizi de gözetliyor
Artık biri sizi de gözetliyor

Devrim elbette ki ana akım medyanın televizyonlardan yayınlanmayacaktı. (http://www.sendika.org/2013/03/bir-belgesel-devrim-televizyondan-yayimlanmayacak/). Onlar ya penguenleri yayınlayacaklardı ya da molotof atan provakatörleri. Bu nedenle halkın kendisi muhabir, İnternet halkın tarafsız medyası oldu. Ustream.tv ve onun daha profesyonel kullanımı olan capul.tv’de, Gezi Parkı TV’de, Gezi Radyo’da, Videoccupy’da, Gezi Postası’nda, Revoltistanbul vb örneklerde gördüğümüz gibi eylemciler kendi medyalarını yarattılar ve tüm dünyayla paylaştılar. Üstelik kedileri çeker gibi değil, devrimi filme çeker gibi (http://www.sendika.org/2013/06/goruntuleyelim-haberlestirelim-paylasalim-devrim-nasil-filme-cekilir/)

Nazım’ın dediği gibi, antenlerin, radyoların yalan söylediği anlarda yalanlar İnternet’in ağlarına takıldı. Ana akım medyadan yayılan yalanlar, Twitter’ın ağında paramparça oldu. Haberler çok hızlı bir şekilde dalga dalga yayıldı. Haber otoritelerine olan güven zaten çok önceden sarsılmıştı. İnsanların en yakın haber kaynakları arkadaşları oldu.

Gazetelerin manşetlerinin bile birbirinin aynı olduğu bir dönemde Twitter’dan farklı haberlerin yayılıyor olması kabul edilemez bir durumdu. Önce Twitter’ın bir “baş belası” olduğunu söyleyerek sosyal medyaya karşı cephe aldılar. AKP’nin sosyal medyadan sorumlu Başkan Yardımcısı Ali Şahin’e göre “Yalan ve iftira dolu, provoke edici bir tweet bomba yüklü bir araçtan daha tehlikeli” idi.

Ardından Twitter gözaltıları geldi. Gözaltı gerekçesi olarak gösterilen tweet mesajları ise şöyleydi:

  • “Direniş için kullanılabilecek Wi-Fi şifreleri”
  • “19.30’da Gündoğdu Meydanı’nda buluşuyoruz”
  • “Gündoğdu Meydanı’na biber gazı atıldı, buraya gelmeyin”
  • “Tomalar gidiyor gaz sıkıyor, sopayla vuruyorlar”

Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz tarafından yapılan basın açıklamasında gözaltıların hukuki zemininin olmadığı belirtiliyor ve idarecilerin, sürekli sosyal medyanın soruşturulacağı, cezalandırılacağı mesajları vermelerinin kabul edilemezliğine dikkat çekiliyordu (http://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=1501):

Vali, Bakan ve diğer yetkililer, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmalıdır. Yetkililerin muğlak ifadelerle, kişilerin sosyal medya da dahil görüşlerini ifade etmelerini engelleyecek şekilde beyanlarda bulunması kabul edilemez. Bu açıklamalar sonrasında çok sayıda kişi, attıkları mesajların suç unsuru içerip içermediği konusunda tedirgin olmuştur. Bu tür açıklamaların yapılması hukuken de yasaklanmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesine göre:

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme

Madde 115- (1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Dini ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre ceza verilir.

Ayrıca 119. maddenin e fıkrası bu suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde cezanın arttırılacağını söylemektedir.

Gözaltılar kısa bir süreliğine de olsa amacına ulaştı, insanlarda tedirginlik yarattı. Atılan tweet sayısı ve paylaşımlar düştü. Ama sadece kısa bir süre… İnternet ve telefon erişiminin olduğu durumlarda, Ankara, İstanbul, Antakya, İzmir vb şehirlerin meydanları, sokakları tek bir meydanda, Twitter’da toplanmaya devam etti.

Elimizde resmi belge yok, ama Twitter’da AKP’nin bir sosyal medya ajansı ile anlaştığına yönelik mesajlar da dolaştı. Doğal bir refleks miydi, yoksa gerçekten bir ajans söz konusu muydu, ama Twitter’da gezi karşıtı bir hareketlenme de oluştu.

AKP’nin Twitter’ı sansürlemek yerine karşı bir hegemonya geliştirmeyi tercih etmesi olumlu bir adımdı. Hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda ısrarla Twitter için bir yasaklamanın gündemde olmadığını, her zamanki gibi bir “düzenleme” çabası içinde olduklarını söylerken 19 Haziran’da Hüseyin Çelik, 105 web sitesini ve 262 Twitter hesabını tespit ettiklerini ve gereğinin yapılacağını duyurdu.

Twitter üzerine komplolar yazıldı. Hareketin kökleri her zaman olduğu gibi dışarıda arandı. Dış mihraklar yine iş başındaydı. Buna karşı, “bakın Türkiye’den atılan tweetlerin %85’ine yakını Türkiye’den, Mısır’da ise bu oran sadece %30’du.” diyenler oldu. Ama tweetlerin ülke dışındaki IP adreslerinden gelmesi hareketin dış mihraklı olduğunu da göstermezdi. Mısır’da uygulanan yoğun gözetim ve sansür nedeniyle kullanıcılar bilişim teknolojilerini (BT) bizim gibi doğrudan kullanmamışlardı. Örneğin, TOR adlı yazılımı yoğun olarak kullandıklarını biliyoruz. “Aktivistler İçin Teknik Araçlar” (http://en.flossmanuals.net/tech-tools-for-activism/) adlı rehber hem Mısır’da ve sansürün yoğun olduğu diğer ülkelerde BT’nin nasıl kullanıldığına dair ipuçları veriyor hem de BT’yi güvenli bir şekilde kullanmanın yollarını gösteriyor.

Twitter, gözlerimizi kamaştırmasın.

Twitter, kullanıcı bilgilerini paylaşırken birçok şirkete göre daha hassas bir politika izliyor. Kullanıcı bilgilerini talep eden hükümetleri (ABD dışındakileri!) adeta süründürüyor ve bu talepleri çoğu zaman karşılamıyor. Ama Bilim ve Gelecek’in daha önceki sayılarında sıkça bahsedildiği gibi gözetim bir bütün olarak değerlendirdirildiğinde Google, Facebook, Twitter, Microsoft ve Apple gibi şirketler karşısında daha uyanık olunması gerekiyor.

Şimdi bu rehbere bir göz atalım…

Bilgisayarımızdaki Kişisel Dosyaları Nasıl Daha Güvenli Saklayabiliriz?

Hiç kimse bilgisayarını veya usb belleğini kaybettiğinde özel dosyalarının (yazı, ses ve görüntü) kötü niyetli kişilerin eline geçmesini, maddi bir zararın ardından, manevi bir zarara uğramayı istemez.

Dosyalarınızı bilgisayarınızdan tamamen sildiğiniz (hatta format attığınız) zaman bile bu dosyalar bilgisayarınızda fiziksel olarak varlıklarını sürdürebilirler. Başkalarının eline geçmesini istemediğiniz özel verileri bilgisayarınızdan silerken dikkatli olmanız gerekir. Dosyanın fiziksel olarak diskte kapladığı alana tekrar yeni bir veri yazılmadıkça silinen dosyaya erişilebilir. Bu nedenle güvenli bir silme gerçekleştirmek için dosyaları sildikten sonra, dosyaların yerini başka bilgilerle doldurmak ve bu işlemi birkaç kez tekrarlamak gerekir.

Bunun için, Windows’ta, File Shredder (fileshredder.org), GNU/Linux’ta ise shred ve wipe yazılımlarını kullanabilirsiniz.

Özel dosyalarınızı ise üç farklı yöntemle saklayabilirsiniz:

  • Fiziksel Saklama: Dosyaları bilgisayar diskinizde bulundurmak yerine USB’de saklayabilir ve dosyaların saklanmasını USB’lerin fiziksel güvenliği ile sağlayabilirsiniz.
  • Şifreleme: Dosyalarınızı şifreleyerek doğrudan okunamaz hale getirebilirsiniz.
  • Şaşırtmaca: Dosyaları, başkalarının aklına gelmeyecek yerlere koyabilirsiniz.

Fiziksel saklama ve şaşırtmaca yöntemleri, şifreleme yöntemi ile beraber kullanılmadığı sürece sadece sınırlı bir koruma sağlar.

Şifrelemek için Windows, MacOS ve GNU/Linux işletim sistemlerinde TrueCrypt (http://www.truecrypt.org) yazılımı kullanılabilir (Kurulum için bkz. http://en.flossmanuals.net/basic-internet-security/ch037_using-truecrypt/).

Ancak güvenli bir işletim sistemi kullanmadığınız sürece TrueCrypt’in sağlayacağı güvenlik de sınırlı olacaktır. Bilgisayarınıza sızmış ve tüm klavye hareketlerinizi kaydeden (keylogger) bir casus yazılım tüm güvenlik önlemlerinizi boşa çıkaracaktır.

İnternet’i nasıl daha güvenli kullanabiliriz?

Bir web sitesini ziyaret ettiğimizde,

  • Bilgisayarımız, ziyaret ettiğimiz siteye ait çeşitli bilgileri saklar. Bu çoğu zaman art niyetli bir işlem değildir, çeşitli kullanım kolaylıkları sağlamayı hedefler. Örneğin tekrar ziyaret edildiğinde web sitelerinin daha hızlı açılmasını, aynı bilgilerin tekrar tekrar girilmemesini sağlar.
  • İnternet’e erişim için kullandığınız ve hedefteki web sitesine erişirken kullandığınız İSS’ye (İnternet Servis Sağlayıcı) ait sunucularda iz bırakırsınız.
  • Çoğu web sitesi ve İnternet servisleri, erişim yapan kullanıcılara bilgileri kaydeder. Bu kayıtlar, IP adresi, sitede hangi sayfaların ziyaret edildiği, siteye ne zaman erişim sağlandığı, doğrudan mı yoksa başka bir site üzerinden mi erişildiği gibi bilgileri içerir. Bu kayıt işlemi kimi zaman ticari kimi zaman yasal nedenlerden kaynaklıdır. Teknik bir zorunluluk değildir.

Kısacası, normal şartlar altında, etrafa bilgilerimizi saçarak İnternet’i kullanırız. Dolayısıyla, İnternet’te sahte isimlerin kullanımı gözetime karşı sadece sınırlı bir koruma sağlar. Aynı anda, aynı IP adresine sahip tek bir bilgisayar olacağından IP adresinden gerçek kimlik bilgilerine de erişilebilir. IP adresiniz, özellikle reklam şirketleri ve farklı analizler yapmak için eşsiz bir bilgi kaynağıdır. Bu elektronik takipten, anonimleştiriciler kullanarak kurtulabilirsiniz. Anonimleştirici kullanımı, kötü adamlar tarafından takip edilirken takibi engellemek için sürekli farklı dolmuşlara, taksilere binip, farklı yollara sapıp kötü adamları yanıltmaya benzer.

Anonimleştiriciler,

  • Ağ yöneticilerinin uyguladığı erişim kısıtlamaların aşılması,
  • Bir web sitesinden indirme veya yükleme yaparken IP adresinin gizlenmesi,
  • Ziyaret edilen sitelerin, kişi ve şirketlerce analizinin engellenmesi,

için kullanılabilir.

Aşağıda genel olarak Web’in nasıl daha güvenli kullanılabileceğine yönelik öneriler vardır. Bilgisayarlar 0lar ve 1lerden anlar. Ama hayat öyle siyah beyaz değildir. Bu önerilerin de bazı durumlarda göz ardı edilebilecek, bazı durumlarda ise tercih edilebilecek seçenekler olarak değerlendirilmesi gerekir (GNU/Linux kullanımı , özgürlük için seçmeli değil, zorunludur :)). Örneğin, e-ticaret veya bankacılık işlemlerini yaparken bilgisayarınızda hiç bir iz bırakmamanız güvenliğiniz için önemlidir:

  • İşletim sisteminiz ve web tarayıcınız hakkınızda çok fazla bilgiye sahiptir. İnternet’te GNU/Linux işletim sistemini ve Firefox (Chrome değil!) tarayıcısını tercih etmeniz güvenliğiniz için gereklidir. Böyle bir şansınız yoksa en azında Window ya da MacOS’ta Firefox (http://www.mozilla.org/tr/firefox/new/) kullanabilirsiniz.
  • CD’den veya USB’den çalışan GNU/Linux dağıtımları vardır. Bilgisayarınızı BIOS’ta, CD’den açılabilir şekilde ayarladıktan sonra CD okuyucunuza GNU/Linux’un CD’den çalışan versiyonlarından birini takın. CD’den çalışan dağıtımlar, bilgisayarınızın diskine hiçbir şey yazmaz ve tüm işlemler bilgisayarın belleğinde gerçekleşir. Dolayısıyla, bilgisayarınızı açıp kapadığınızda tüm yaptıklarınız silinir. Bunun için kullanılabilecek çok sayıda GNU/Linux dağıtımı vardır. Fakat Tails (https://tails.boum.org/) özellikle İnternet’in güvenli kullanımı için hazırlanmış bir dağıtımdır.
  • Web sitelerine doğrudan erişmek yerine bunu bir vekil (proxy) sunucu ile yapabilirsiniz. Böylece İnternet Servis Sağlayıcınız sizin sadece vekile eriştiğinizin, eriştiğiniz site de sadece kullandığınız vekilin bilgisine sahip olacaktır. TOR (https://www.torproject.org/download/download-easy.html.en), bu amaçla kullanılabilecek bir yazılımdır. Windows, GNU/Linux ve Apple işletim sistemlerinde kurulumu ve kullanımı oldukça basittir. Android için birkaç işlem daha gerekmektedir. (bkz. Akıllı Telefonlarda Temel Güvenlik)
  • Güvenli gezinti için Özel Sanal Ağlar (Virtual Private Networks – VPN) da kullanılabilir. VPN aşağıdaki gibi çalışır. Özellikle sansürün yoğun olduğu ülkelerde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Web sitesine doğrudan erişmek yerine sansüre veya gözetime maruz kalmayan başka bir ağ kullanılarak erişilir.

vpn

Güvenli Twitter Kullanımı

Mikroblog, adından da anlaşılabileceği gibi kısa mesajlardan oluşan bir blog türü ve en bilineni de Twitter. Fakat farklı alternatifler de var. Peki neden Twitter tercih ediliyor?

Bir ağdaki kullanıcı sayısı arttıkça, ağın kullanım değeri de artar. Twitter, kullanıcı sayısıyla ve yaygınlığıyla kullanıcıları çekmektedir. Facebook’u tamamen reddeden FSF (Özgür Yazılım Vakfı), Twitter’a daha yakın durmakta. FSF’nin Twitter hakkında da da çekinceleri olmasına rağmen FSF bunların teknik çözümlerle aşılabileceği görüşünde.

FSF’ye göre Twitter’ın merkeziyetçi yapısı onu iktidarların müdahalesine açık hale getirmekte ve kişisel bilgilerin güvenliğini tehlikeye atmaktadır (bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Twitter_subpoena). Bugün, Twitter olmazsa ne yapacağını bilemeyen çok sayıda insan var. Twitter iletişim ağı, İnternet’in ruhuna aykırı olarak merkeziyetçi bir mimari üzerine kurulduğundan kullanıcıları aslında büyük bir risk altında.

Status.Net, ademi-merkeziyetçi yapısıyla Twitter yerine tercih edilebilecek bir mikroblog yazılımı. Status.Net’e, identi.ca veya indy.im sitelerinden erişebileceğiniz gibi kendi Status.Net kurulumunuzu da yapabilirsiniz. identi.ca sitesi daha çok bilgisayar meraklılarına yönelikken indy.im aktivistler tarafından kullanılmakta.

Status.Net kullanan mikroblog siteleri ile İnternet tamamen kesilmedikçe her zaman ayakta kalabilecek bir ağ oluşturulabilir. Status.Net’in güvenli bir bağlantı sağlar ve kullanıcıların ip adresleri kaydedilmez.

Daha önemlisi, status.net sitelerini (indy.im veya identi.ca gibi) kullanarak Twitter’ı daha güvenli kullanabilirsiniz. Bunun için,

  • Twitter’a ve indy.im’e (veya identi.ca’ya) giriş yapın.
  • indy.im ayarlarına gidin ve sayfanın başındaki Connections bağlantısına tıklayın.
  • Twitter sekmesine gelip Twitter hesabınızın bilgilerini girin.

Böylece, indy.im’e attığınız her mesaj, Twiiter’a da gidecektir ve Twitter sizin ip adresinizi bilemeyecektir. Status.net ile Twitter ağının gücünü kullandığınız gibi ağın merkeziyetçi yapısından kaynaklanan riskleri de aşmış olursunuz.

Status.Net’in aynı zamanda güvenli bir iç iletişim ağı olarak da kullanılabilir. Demokratik kitle örgütleri, kendi kuracakları Status.Net’i bir duyuru panosu olarak kullanabilir, hem ağ içine hem de kamuya (örneğin Twitter’a) mesajlar gönderebilirler.

Akıllı Telefonlarda Temel Güvenlik

Akıllı telefonlar, örgütlenme ve hayatın belgelenmesi açısından giderek daha fazla önem kazanıyor. Fakat akıllı telefonları kullanırken de dikkatli olmalı. Bu teknoloji de getirdiklerinin yanında birtakım riskler de içeriyor:

  • Telefonunuzun fiziksel güvenliği önemlidir. İçerdiği sms’ler veya diğer mesajlarınız kötü niyetli kişilerin eline geçebilir. Adres defterinizdeki kişiler, sosyal mühendislik uygulamalarıyla sizin veya arkadaşlarınızın aleyhine kullanılabilir. Bu nedenle yalnız SIM kartınızı değil, telefonun kendisi de şifreyle korunmalıdır.
  • Twitter, e-posta, Facebook gibi hesaplarınızı, bu uygulamaların kullanılmadığı zamanlarda kapatılması gerekir.
  • Telefondan gerçekleştirilen ses ve görüntü iletişimi güvenli değildir.
  • Akıllı telefonlar henüz gelişim aşamasındadır ve PC’lerdeki güvenlik önlemlerinin birçoğuna sahip değildir. Bu telefonları kullanırken, kurmayı planladığınız uygulamanın güvenli olup olmadığını araştırmanız gerekmektedir.

Android uygulamalarınızı İnternet’te daha güvenli kullanabilmek için aşağıdaki özgür yazılımlardan faydalanabilirsiniz:

Orbot: İnternet’te anonimliğe izin veren TOR yazılımın Android için kullanılabilen sürümüdür.

Orweb: Orbot ile beraber kullanıldığında güvenlik için ağ analizini önleyen, çerezleri kabul etmeyen, ziyaret edilen siteleri saklamayan ve flash uygulamalarını çalıştırmayan bir web tarayıcıdır.

Android’de TOR ve Twitter’da kullanabilmek için aşağıdaki adımların takip edilmesi gerekir:

1- Tor’un Android tabanlı işletim sistemlerinde kullanımını sağlayan Orbot adlı yazılımı kurun.

2- Orbot’u başlatın.

3- Twitter uygulamasının Orbot yazılımını kullanabilmesi için bazı ayarlar yapmalısınız. Twitter uygulamasını ve sonra da Twitter’ın uygulama ayarlarını açın.

4- Twitter ayarlarında, Proxy yazan yere tıklayın ve açılan ekranda:

HTTP Proxy’yi etkinleştir kutucuğunu işaretleyin

Proxy Sunucusu’nu localhost olarak girin

Proxy Bağlantı Noktası 8118 olsun.

5- Eğer Twitter uygulamanız, Orbot açıkken çalışıyor, Orbot kapalıyken çalışmıyor ise ayarları doğru yapmışsınız demektir!

Gibberbot: Açık kaynaklı Google Talk uygulamasının güvenli iletişim için geliştirilmiş sürümü.

ObscuraCam: Kamera görüntülerinde belirli bilgileri gizleyen bir yazılımdır. Yazılım geliştiricileri, WITNESS.org adlı insan hakları örgütüyle beraber çalışmaktadır. Çektiğiniz fotoğraf veya videolarda bazı özel bilgileri gizlemek için kullanılabilmektedir. Örneğin, mağdurun ikinci kere mağduriyetini önlemek için mağdur olanı gizleyip, mağdur edeni deşifre etmek mümkündür.

Data Wipe: Zehirli hap olarak da bilinen bir uygulamadır. Telefon bilgilerinizin kötü niyetli kişilerin eline geçmesini engellemek için kullanılır. Tüm bilgileri siler.

TextSecure: Whisper Systems tarafından geliştirilen şifreli Kısa Mesajlaşma Hizmeti (SMS). Fakat sadece diğer TextSecure kullanıcıları ile kullanılabilir.

***

Daha güvenli İnternet kullanımına yönelik bu öneriler bir mücadele aracı olduğu kadar aynı zamanda bir mücadele alanı da olan İnternet’i özgürleştirebilmek için kullanabileceğimiz teknik yöntemlerden bazılarıdır. Gelişen teknolojiyle beraber, bazı yöntemlerin geçersizleşebileceği gibi bazılarının kullanımının farklılaşması (örneğin klasik Tor yerine obfsproxy kullanımı gibi – https://www.torproject.org/projects/obfsproxy.html.en) söz konusu olabilir. Şu anda sosyal ağlar içinde en uygunu Status.Net tabanlı ağlar olmasına rağmen yakın zamanda farklı alternatifler de çıkabilir.

Fakat her zaman İnternet’in ademi-merkeziyetçi mimarisini koruyan ve geliştiren bir stratejinin izlenmesi gerekir.

Kullandığımız akıllı telefonları, işletim sistemlerini, çeşitli yazılım uygulamalarını bir kez daha değerlendirelim!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir