WEB 1, 2, 3…

Dergimizin Aralık sayısında Dikizleme Günlüğü [1] adlı kitabın yazarı,  Niedzviecki’nin sorusuna yer vermiştik: “Biz bu ağın üzerinde örümcek miyiz, yoksa ağa yakalanmış sinekten başka bir şey değil miyiz?”

Web’deki eylemlerimizle, boyutunu ve kapsamını tam olarak bilemesek de, fişleniyoruz.

Ayrıca İnternet’in her geçen gün ticarileştiğini ve hükümetlerin kontrolüne girdiğini de biliyoruz. Facebook, Google, Oracle, Microsoft gibi şirketler İnternet’i kendi çıkarları etrafında şekillendirmek için büyük çaba harcıyorlar. Fakat İnternet’in 1960’lı yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nca yürütülen ARPANET adlı askeri projenin bir devamı olarak ortaya çıktığını hatırlayalım. Sürekli bir oluşum halinde olan İnternet bugün ilk kuruluş amacının çok çok ötesinde bir yerde. Bu nedenle, İnternet’i iyi ya da kötü olarak nitelendiremeyiz. Ağın üzerindeki örümcekler, kimi zaman ağı farklı şekilde kullanıyor, onun kullanımına müdahale edip İnternet’i yeniden şekillendiriyorlar. Örneğin, medya ve yazılım tekellerine rağmen fikri mülkiyet kısıtlamaları aşılıp farklı bir kültürel ortam yaratılabiliyor. Wikipedia ile bilgi üzerindeki tekeller yıkılabiliyor.

Bu yazıda, İnternet üzerinde çalışan servislerden biri olan Web’in (World Wide Web – WWW) tarihsel evrimi ve topluma sunduğu olanaklar tartışılacak. İlk bölümde, Web 1.0 başlığı altında Web’in ortaya çıkışı anlatılacak. İkinci bölümde, özellikle 2004 yılından sonra Web’i bir adım öteye götüren, kullanıcı ve site arasındaki etkileşimi arttıran, web üzerinde kolektif hareketlerin oluşturulmasına zemin hazırlayan Web 2.0 tartışılacak. Son bölümde ise Web 3.0 başlığı altında bizi nasıl bir Web’in beklediğine dair ipuçları verilecek.

WEB 1.0

1984 yılında, CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) çalışanlarından Tim Berners-Lee bilginin paylaşımında yaşanan sorunlara kafa yormaktaydı. Dünyanın dört bir yanındaki fizikçiler, verilerini ortak bir makine ve yazılım olmadan paylaşamıyordu. Berners-Lee’nin 1989 yılında sunduğu ilk tasarısı gereken ilgiyi görmedi. Berners-Lee daha sonra Robert Cailliau ile beraber çalışmaya başladı.  Berners-Lee ve Cailliau,1990 yılının Eylül ayında, hypertext ile (üstveri) İnternet’i buluşturma fikrini Avrupa Hypertext Teknolojisi Konferası’nda sundular. Fakat girişimcilerden hiçbir destek göremediler.

Berners-Lee 1990 yılının sonunda Web için gerekli tüm teknik alt yapıyı hazırlamıştı: HTTP (HyperText Transfer Protokolü), HTML (HyperText İşaretleme Dili), ilk Web tarayıcı ve ilk web sayfaları.

Günümüz teknolojileriyle anlatırsak: Firefox (web tarayıcınız) adres çubuğunahttp://www.bilimvegelecek.com.tr yazdınız. Adresin başındaki http ile kullanacağınız protokolü belirtiyorsunuz. Örneğin, http değil de ftp (dosya transfer protokolü) yazmış olsaydınız, İnternet üzerindeki Web hizmetinden değil de, dosya transfer hizmetinden faydalanmak istediğinizi belirtmiş olacaktınız.  Karşı taraftaki web sunucusu isteğinizi alacak ve siteyi tasarlayanlar tarafından html ile yazılmış aşağıdaki gibi bir web sayfasını tarayıcınıza gönderecek:

<HTML>
<BODY>
<b>Merhaba!</b>
</BODY>
</HTML>

Firefox ise sunucunun gönderdiği bu yanıtı alacak ve siz sadece “Merhaba” kelimesini, aşağıdaki şekilde göreceksiniz:
Merhaba!

Sunucunun yanıtını, siteyi tasarlayanlar Merhaba! kelimesini <b> ve </b> işaretleri içinde yazdıklarından koyu harflerle göreceğiz. Benzer şekilde çok renkli ve estetik sayfalar yapmak mümkündür.  Web’in genel işleyişi günümüzde de bu şekildedir. Berners-Lee tarafından hazırlanmış ilk web sitesine aşağıdaki adresten erişebilirsiniz:
http://www.w3.org/History/19921103-hypertext/hypertext/WWW/TheProject.html

Web ile  Berners-Lee,  bilginin paylaşımını kolaylaştırmak amacıyla insanlık için dev bir atmıştır. Daha sonra da bu amacına sadık kalarak, Web teknolojisi için gerekli teknolojik alt yapıyı özel mülkiyeti olarak görmemiş, kamuyla paylaşmıştır.

Web’in ilk kullanıcıları da çıkış amacına paralel olarak üniversitedeki araştırmacılar ve öğrenciler olur. İlk web sitelerinin çoğu yine bilim insanlarının bilgi paylaşımına olanak sağlayan sitelerdir. Fakat daha sonra ortaya çıkan web siteleri, web’in hangi yönlerde gelişeceğini ve eğilimlerini göstermektedir. Bu siteleri aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz:

Bilimsel bilgi paylaşımına yönelik web siteleri:
• NCSA (http://www.ncsa.illinois.edu/)
• Fermilab (http://www.fnal.gov/)
• Üniversitelerin ve araştırma kuruluşlarının bilimsel bilgi paylaşımı için kurduğu siteler

Kültürel bilgi paylaşımına yönelik web siteleri:
• WWW Sanal Kütüphanesi (http://vlib.org/)
• İnternet Film Veritabanı (http://www.imdb.com/)
• art.net
• Art Crimes – Duvar yazısı sitesi (http://graffiti.org/)

İnternet’i bir eğlence alanı olarak değerlendiren web siteleri:
• Doctor Fun (http://www.ibiblio.org/Dave/ar00517.htm)
• Sohbet sitesi Bianca’s Smut Shack (http://bianca.com)
• Simpsons ailesinin arşivi ve hayran sitesi (http://www.snpp.com/)
• Akvaryum Gözetleme (http://www.fishcam.com/)

Çevrim içi ticareti başlatan web siteleri:
• Pizza Hut
• Powells.com

İlk gazeteler/dergiler:
• MIT tarafından çıkarılan The Tech gazetesi (http://tech.mit.edu/)
• HotWired
• Nando.net

Web siteleri hızla artmaktadır. 1994’ün ortalarına gelindiğinde toplam 7438 web sitesi varken, 1994’ün sonunda bu sayı 10000’i aşmaktadır.
1995-2000 yılları arasında web tabanlı ticarette büyük bir patlama yaşanır. 2001 yılında web tabanlı ticaret üzerine kurulu çok sayıda şirket iflas eder. Bir kısmı web dünyasından çekilirken, bir kısmı da büyük şirketler tarafından yutulur. Bu dönemde, geleneksel medya web’e doğru kayışını sürdürür ve kendilerine yeni reklam alanları yaratır.

Türkiye’nin İnternet alt yapısının henüz yeni yeni olgunlaşması ve kullanıcı sayısının azlığının da etkisiyle Türkiye’de toplumsal muhalefetin İnternet’le tanışması biraz daha geç olur. Klasik dergilerin web’de de kendine yer açtığını; sendika.org, bianet.org gibi sadece web tabanlı yayın organlarının çıktığını görürüz. Özellikle Özgür Yazılım Hareketi’nin sunduğu olanaklarla, bir web sitesi açmanın maliyeti son derece düşüktür. Artık, medya tekellerinden bağımsız olarak daha hızlı ve güncel haber sunma olanağı vardır.

Web 1.0 olarak adlandırdığımız bu dönemin iki temel özelliği vardır. Web’in;
• Enformasyon temelli olması
• Sadece okunabilir olması

Bir diğer deyişle, Web sitesi sahipleri ve kullanıcılar arasındaki ilişki, site sahiplerinin çeşitli bilgileri sitesine yüklemesi ve kullanıcının da bu içeriği okuması/kullanması olarak özetlenebilir.

 

WEB 2.0

Web 2.0 terimi ilk kez Darcy DiNucci tarafından 1999 yılında kullanılır.  DiNucci, Web 2.0 ile tasarımcıların İnternet’e erişimde kullanılan farklı araçları dikkate alarak tasarım yapmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Günümüzdeki anlamı ile ise ilk kez O’Reilly Media ve MediaLive tarafından düzenlenen konferansta kullanılır. Web 2.0 ile, Web 1.0’daki tek yönlü iletişimin yerini çift yönlü iletişime bıraktığı iddia edilmektedir.

Örneğin, Web 1.0 döneminde ansiklopedilerin web’e taşınması önemli bir adımdır. Böylece bilgiye erişim daha ucuz olduğu gibi bilginin güncelliği de artmıştır. Fakat Web 2.0’ın karakteristik uygulamalarından biri Wikipedia ve benzeri siteler olur. Şimdi bir yanda uzmanlar tarafından oluşturulan Online Britannica Ansiklopedisi vardır, diğer yanda anonim kullanıcılar tarafından kolektif çalışmayla oluşturulan Wikipedia.

Wikipedia’nın dışında başlıca Web 2.0 siteleri ise şunlardır:
• Bloglar
• Facebook, MySpace, Tweeter vb sosyal ağlar
• Youtube
• Flickr

Web 2.0 ile beraber web yalnızca tek yönlü bir yayın ortamı olmaktan çıkarak kullanıcılara katılımcı bir ortam sağlar. Dolayısıyla, Web 1.0’ın sadece okunabilir ortamı, hem okunabilir hem de yazılabilir hale gelir.. İkinci olarak Web 2.0, enformasyon temelli olan Web 1.0’ın aksine insan temellidir. Web 2.0’ın başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz [3]:
• Esnek web tasarımı ve kolay güncelenebilirlik
• Zengin kullanıcı arayüzleri
• Birlikte çalışmaya ve ortak akla verilen değer
• Aynı ilgi alanına sahip insanlardan oluşan sosyal ağların kurulması
• Var olan uygulamaların diğer uygulamalarla birleştirilerek ya da iyileştirilerek daha işlevsel hale getirilmesi
• Ademi merkeziyetçilik ya da merkezin daha az görünür ve müdahale eder olması

Tabi ki web 2.0’ın ortaya çıkışı ve gerekli teknolojik altyapının hazırlanması var olan toplumsal ilişkilerden ve içinde yaşadığımız toplumsal sistemden bağımsız değildir. Web 2.0 teknolojik olarak desteklenirken ve yeni uygulamalar geliştirilirken çoğu zaman arkasında ekonomik çıkarlar vardır. e-Ticaret web sitelerindeki müşteri yorumları, bu sitelere artı bir değer katmaktadır. Ya da şirketler, katılımcılığın coşkusu içindeki kullanıcılardan ürün geliştirirken veya piyasa araştırması yaparken büyük katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda, web 2.0’da özgür yazılım/açık kaynak kod projelerinin fikri etkisi vardır: Toplumsal bilginin sürekli birikmesi sağlanmakta ve şirketler bunu kullanmaktadır. Dolayısıyla, kullanılmışlık hissine kapılan web kullanıcıları da olmuyor değildir. Sonuçta, biriken toplumsal bilgi özgür yazılımda olduğu gibi topluma geri dönmeyip, doğrudan şirketin çıkarları için kullanılmaktadır.

Bunun yanında web 2.0, politikacılar tarafından da yoğun olarak kullanılır. Facebook’ta farklı politikacıları destekleyen ya da yeren gruplar ortaya çıkar. Üstelik son zamanlarda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek gibi Türk Siyaseti’nin önemli simalarını da Tweeter’da görürüz.

1982 yılında Bilgisayarı yılın adamı seçen Time dergisi, 2006 yılında da, Wikipedia’yı, Youtube’u, MySpace’i, Facebook’u ve GNU/Linux’u var eden milyonlarca insanı yılın adamı seçer.

Ancak Web 2.0’a getirilen iki temel eleştiri vardır. İlk eleştiri, Web 2.0, belirli bir alanda uzmanlığın karşısına amatörlüğü koyuyor olmasıdır. Kullanıcılar tarafından üretilen tüm içerik eşit değerde olmamalıdır. Örneğin, jeoloji konusundaki bir uzmanın deprem hakkındaki görüşleriyle, bir amatörün görüşleri aynı olamaz, diye düşünülmektedir. Ayrıca Wikipedia’nın, hatalarla, yarı doğrularla ve yanlış anlamalarla dolu olduğu iddiasındadırlar [4].

İkincisi, kişinin gerçek kimliğiyle bulunmaya teşvik edildiği sosyal ağlar (Facebook, Tweeter vb) ve bloglar bilgi güvenliği açısından önemli handikaplar oluşturmaktadır. ABD ordusunun resmen, başta Facebook ve Tweeter olmak üzere web sitelerinde Amerikan Karşıtı hareketleri fişleyeceğini duyurduğuna bakılırsa, gayri resmi olarak neler yaptıkları gerçekten endişe vericidir…[5]

Türkiye’deki toplumsal muhalefet açısından bakıldığında ise zaman zaman Youtube’a ya da benzer sitelere video yükleme ya da Facebook’da muhalefet örgütleme dışında Web 2.0’ın olanaklarından yeterince faydalanılmadığı gözlenmektedir.  Oysa, Facebook, Tweeter gibi anonimliği zedeleyen, toplumsal gözetime zemin hazırlayan web 2.0 siteler değil, ama kolektif üretime olanak veren wiki tarzı çalışmalar eşsiz fırsatlar barındırmaktadır. Türkiye’de bu tarz çalışmalardan uzak durulmasında, Wikipedia’ya yöneltilen eleştirilerde olduğu gibi içerik kalitesinden kaynaklı kaygılar olabilir. Fakat, web boşluk kabul etmemekte, biz doldurmazsak başkaları onu örmektedir. Sınırlı sayıda kişinin katkısıyla, uzun bir zamanda yaratılacak sınırlı bir içeriğe karşın, çok sayıda insanın gönüllü katkısıyla geniş, mükemmel olmayan ama mükemmelleşen bir içerik yaratılabilir. Örneğin bu şekilde farklı görüşlere yer veren bir tarih ansiklopedisi oluşturulabilir. Bilim ve teknolojinin yeni bir okuması yapılabilir ya da daha dar kapsamda, sadece evrim üzerine bir çalışma yapılabilir. Özellikle genç nesilde, kitaplardan araştırma yapmanın yerini Google’a, Wikipedia’ya ya da ekşi sözlüğe bıraktığı bir dönemde web’de bir hegemonya mücadelesine girmek gerekiyor. Bu bağlamda, var olan Wikipedia ya da yeni oluşturulacak wikiler kullanılabilir.

Bunun yanında, e-posta listelerinde gerçekleşen tartışmaların verimsiz olduğunu, yüz yüze iletişimin her zaman daha sağlıklı olduğunu iddia edenler vardır. Ancak wiki üzerinden tartışma, demagojiden uzaklaşarak, farklı görüşlerin net olarak belirtilmesini ve sunulmasını sağlayacağından, e-posta üzerinden gerçekleşen tartışmalardan da yüz yüze tartışmadan da daha verimli olabilir. Üstelik yüz yüze iletişimdeki zaman ve mekan sınırlılıklarını da ortadan kaldıracaktır. Wikiler yine ortak metin hazırlamada, oturup masa başında birlikte yazmaktan ya da e-posta yoluyla belgeleri gönderip durmaktan daha kolay bir çözümdür.

WEB 3.0

Web 2.0’ın temelinde insanlar arasında iletişim vardır. Web 3.0 terimi ise makineler arası iletişime, içeriğin insanlar tarafından değil de makineler tarafından zenginleştirildiği bir web yapısına yönelik bir kavramsallaştırmadır. Bir bakıma, yapay zeka ile İnternet’in birleşimidir. Henüz şimdi değil, ama gelecekteki İnternet’i, ağ içindeki makinelerin bir biriyle konuşup size en uygun yanıtları verdiği dev bir beyin olarak düşünebiliriz. Web 3.0 henüz teoride, nasıl bir teknoloji olacağını tam olarak bilemiyoruz. Kimi bilim insanları, Web 3.0’ı, klasik web’in tamamen dışında, ayrı bir ağ olacağını düşünürken kimileri de onun web 2.0’ın devamı olacağı görüşündedirler.

Peki web 3.0 nasıl çalışacak?

Ağustos ayında, sakin bir Ege Kasabası’nda 1 hafta tatil yapmak istiyorsunuz. Ayrıca, yemekler konusunda bazı özel tercihleriniz de var. Tatil için ayırdığınız bütçeniz sınırlı. Yolculuğu kendi aracınızla yapmak istediğinizden güzergahı da öğrenmek istiyorsunuz.

Tüm bu sorulara yanıt bulmak için arama motorlarında, tatil sitelerinde ve google map’te epey uğraşmanız gerekecektir. Web 3.0 ise tüm tercihlerinizi belirtmenizden sonra, size kalacak bir yer ayarlayacak ve güzergahı gösterecektir. Hatta bununla da kalmayacak, büyük beyin İnternet, sizin daha önceki gezilerinizden, ilgi alanlarınızdan haberdar olduğundan güzergahınız boyunca konaklanacak yerleri de söyleyecek, seyahatinizi Ağustos’un belirli bir gününe denk getirmeniz durumunda ilginizi çekebilecek bir festivale katılabileceğinizi de ekleyecektir.

Arama motorlarındaki aramalarınız, önceki aramalarınızla bağlantılı olacaktır. Örneğin, Türkiye’de bir sürü Mustafa Yılmaz var. Ama arama yapanın satrançla ilgilendiğini bilecek olan  (çünkü daha önce satrançla ilgili aramalar yapmıştır) Web 3.0, ekrana öncelikli olarak Türkiyeli satranç oyuncusu Mustafa Yılmaz hakkındaki siteleri listeleyecektir
Dolayısıyla, Web 3.0 ile bizi bekleyen tamamen kişiselleşmiş bir web ve akıllı bir İnternet’tir. Heyecan verici olduğu kadar korkutucu bir gelecek…

Sonuç

Web’in versiyonlamasını, yazılım uygulamalarının versiyonlamasıyla karıştırmamak gerekiyor. Örneğin, Firefox 1.0, Firefox 2.0 ve Firefox 3.0 tamamen ayrı içerikteki ve özellikteki uygulamalardır. Web’de ise durum daha farklıdır; Web 1.0 ve 2.0 eş zamanlı olarak var olmaktadır. Hatta günümüzde bir site hem Web 1.0 hem de Web 2.0 özellikleri taşıyabilir. Aslında Web 2.0’ın, yeni teknolojik gelişmelerle web’in temel eğilimlerini devam ettirdiğini söyleyebiliriz. Fakat, unutulmaması gereken Web’in tamamlanmış, sınırları çizilmiş bir proje olmadığıdır. Web’i örenler, şirketlere ve hükümetlere rağmen, onda çatlaklar, özgür alanlar yaratabilmektedir. Web 3.0’ü de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Web’in bugüne kadar izlediği yol, geliştiricilerin olduğu kadar kullanıcıların tercihlerinin ve Web’i kullanış biçimlerinin de Web’i şekillendirdiğini göstermektedir. Bu nedenle günümüzde Web 2.0’ın, özellikle de wikilerle sunduğu kolektif üretimin ve içerik paylaşım sitelerinin iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

Aslında örümcek ya da sinek olmak biraz da bizim inisiyatifimizde..

 

Referanslar

[1] Niedzviecki H., Dikizleme Günlüğü, Ayrıntı Yayınları
[2] http://en.wikipedia.org/wiki/History_of_the_Web, son erişim 20.03.2011
[3] Murugesan S., Web X.0: A Road Map, Handbook of Research on Web 2.0, 3.0, and X.0: Technologies, Business, and Social Applications, IGI Global, 2010
[4]http://technology.timesonline.co.uk/tol/news/tech_and_web/personal_tech/article1874668.ece, son erişim 20.03.2011
[5]http://bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/128690-abd-ordusu-gozetleyecegini-resmen-acikladi, son erişim 20.03.2011
[6] http://computer.howstuffworks.com/web-30.htm,son erişim 20.03.2011

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir