SSCB ve Bilişim Teknolojileri

SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) 1991 yılında dağıldı. O zamanlar internet emekleme evresindeydi ve www (World Wide Web) henüz icat edilmişti. Tarih öncesi gibi görünse de SSCB’deki girişimler mutlaka tartışılması gereken bir konudur. SSCB’li bilim insanları ve mühendisler hedeflerine ulaşamamıştır ama idealleri bugün bile oldukça cüretkardır. Ancak idealleri ne kadar büyük olursa olsun SSCB yenilmiştir.

Aslında Melih Pekdemir’in Anne bak, kral çıplak! kitabında yazdığı gibi hepimiz yenildik:

Sadece Gorbaçov ya da SBKP değil, sen ve ben yenilmedik mi? Katılmadığımız bir savaşta… Sen ve ben, istediğimiz kadar, vakti zamanında revizyonizme karşı çıkmış, ya da Brejnevleri kıyasıya eleştirerek kendimizi onlardan sürekli ayrı tutmuş olalım, fark ediyor mu? Senin ve benim sosyalist olduğumuzu bilen mahallemizdeki bakkalın, komşumuz işçinin gözünde, sen de ben de yenilmiş sayılmıyor muyuz?

Bu yenilginin farklı boyutlarıyla ele alınması gerekiyor. Örneğin, internetteki ortaklaşa üretim pratikleri sık tartışılan konulardan biridir. Buna karşın İnternet neden ABD’den çıkmıştır da SSCB’den çıkamamıştır?

Devamını Oku →

Bulut Bilişim Miti

Bulut bilişim, son yıllarda hakkında çok konuşulan ama az tartışılan bir teknoloji. Bulut bilişim şirketleri, kurumları ve bireyleri bulut bilişimin gerekliliği konusunda ikna edebilmek için yoğun çaba harcıyorlar. Bulut bilişimin sadece gerekli değil aynı zamanda kaçınılmaz olduğuna inanmamız isteniyor.

Devamını Oku →

İnternet ve Politika

İnternet, bir mücadele alanıdır ve mücadele içinde sürekli yeniden üretilir. Şirketler, internetteki ilişkilerin metalaşmasını arzulamaktadır. Kendileri bu yönde sınırsız hareket ederken internet kullanıcılarının hareketlerinin sınırlanması için lobi faaliyetleri yürütürler. Hükümetler, diğer iletişim araçlarında olduğu gibi tamamen kontrol edebilecekleri bir internet için uğraşmaktadır. Ayrıca ABD, internetteki hegemonyasını devam ettirmek isterken diğer ülkeler buna son vermek için çeşitli girişimlerde bulunmakta ve ABD kökenli şirketlere karşı kendi şirketlerini desteklemektedir. Bireylerin geliştirdiği uygulamalar (vikiler, portal yazılımları, sosyal ağlar, bitcoin vb) internette yeni ufuklar açmıştır. Hükümet dışı uluslararası örgütler ve sivil toplum örgütleri internete yönelik düzenlemelerde kamuoyu oluşturarak internetin yeniden üretiminde belirleyici olabilmektedir.

Devamını Oku →

Bilgisayarlar ve Hackerlar

Bilim ve Gelecek’in 127. sayısında yer alan Sol ve Bilişim başlıklı yazısında Can Başkent önemli fakat yeterince tartışmadığımız konulara dikkat çekiyordu. Başkent, Wikileaks hakkındaki kuşkularını dile getiriyor ve RedHack’in kullandığı yöntemlerin tam tersi amaçlar için de kullanılabileceğinin altını çiziyordu. Tüm bunlara itirazım yok. Ama ben yazının ilk alt başlığına takılmıştım [1]: “Bizi hackerlar mı kurtaracak?”

 

Devamını Oku →

Çöpe Atılan Bilgisayarlar

Görevimiz Tehlike’de “bu disk beş saniye içinde kendi kendini yok edecektir.” mesajından sonra Jim arkasını dönüp giderken bilgisayardan dumanlar yükselmeye başlar. Artık kimse diskin içeriğine erişemeyecektir. Böyle bir disk imha teknolojisinin gerçekte var olup olmadığını bilmiyorduk. Henüz yokmuş.

BBC’nin 2014 yılındaki bir haberine göre Görevimiz Tehlike’nin bu etkileyici teknolojisinin hayata geçirilmesi için ABD Ordusu, IBM’e 3,5 milyon dolarlık yatırım yapmış. IBM’in üzerinde çalıştığı bir teknolojiyle bu çipler radyo frekansları sayesinde pudra kıvamına getirilebilecek. Böylece ABD gizli bilgilerin savaş alanında düşmanlarının eline geçmesini engelleyebilecek (http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/02/140211_abd_imha_cipleri).

Devamını Oku →

Yeni İnternetimiz Nasıl Olacak?

6 Nisan günü Twitter’a ve Youtube’a erişimin mahkeme kararı doğrultusunda engellendiği duyuruldu. İlgili karar sadece Twitter’a veYoutube’a yönelik olmayıp Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini yayınlayan tüm web sitelerini kapsıyordu (http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28662617.asp, http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49579):

Devamını Oku →

Bilişim Dünyasının Karanlık Yüzü: Uluslararası Dijital İşbölümü

Brecht’in okuyan işçisi sorar:

Yedi kapılı Thebai şehrini kuran kim?

Kitaplar yalnız, kralların adını yazıyor,

yoksa krallar mı taşıdı kayaları?

Ama biz sormayız. Bilgisayarlarımız, yazıcılarımız, akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz… Her gün kullandığımız bu ürünlerin kimler tarafından üretildiğini bilmeyiz. Daha kötüsü bilmediğimizi de bilmeyiz. Sözkonusu ürünlerin kimler tarafından üretildiği sorulduğunda aklımıza sadece markaları gelir: HP, Apple, Samsung, LG, IBM, Acer, Asus, Dell, Sony vs. Haksızlık yapmayalım, Apple yerine Steve Jobs diyenlerimiz de vardır. Sol yanımız bastırır, biraz daha insaflı davranırsak ezberimizi konuşturur HP çalışanları, Apple çalışanları, Samsung çalışanları deriz.

Devamını Oku →

Nicelleştirilmiş Benlik ve Oyunlaştırma

Ocak ayında Google Glass’ın bireysel tüketicilere satışının durdurulduğu duyuruldu. Google Glass, medyada sıkça yer almasına karşın beklenen patlamayı gerçekleştiremedi ve popülerleşemedi. Bunda gözlüğün tasarımının beğenilmemesinin ve yüksek fiyatlı olmasının rolü olduğunu düşünen Google, gözlüğün daha kullanışlı ve ucuz bir sürümünü geliştirmeye karar verdi (http://www.ntv.com.tr/teknoloji/google-akilli-gozlugunun-satisini-durdurma-karari-aldi,RHEAYdZndUGmKa3q1eF1AQ). Google’ın bu geçici başarısızlığı, sadece gözlüğün tasarımına ya da yüksek fiyatına bağlanmamalı. Giyilebilir teknolojilerin kullanım alanları daha yeni yeni netleşiyor ve önümüzdeki birkaç yıl içinde hızla yaygınlaşacaklar.

Devamını Oku →

Çözümcülük ve İnternet Merkezcilik

30 Eylül 2013 tarihinde yayımlanan Time dergisinin kapağı çarpıcıydı:Google Ölümü Çözebilir Mi? 2013 yılında Google’ın Arthur D. Levinson ile birlikte kurduğu Carilo adlı bioteknoloji firması, sağlık ve özellikle yaşlanma üzerine çalışmayı hedefliyordu (http://en.wikipedia.org/wiki/Calico_%28company%29). Time’a göre eğer bu işe girişen Google değil de başka biri olsaydı bu girişim çılgınlık olarak nitelendirilebilirdi. Google’ın insansız arabaları ve giyilebilir teknolojileri düşünüldüğünde pek de haksız sayılmazlar.

Devamını Oku →

Google Her Yerde!

Google ilk başta bir arama motoruydu. Arama sayfasının son derece sade ve reklamsız olması, arama sonuçlarının isabetliliği internet kullanıcılarını kendine bağladı. Arama motorunu gmail, youtube, google maps, android, hangouts vd. (http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Google_products) izledi. Şöyle düşünülüyordu:

Google farklıdır. Google vizyon sahibidir. Google sadece bir şirketten daha fazlasıdır. Google topluluktan aldığını geri verir. Google iyiliğin gücüdür (Assange, 2014 : 46).

Şirketin sloganı “Kötü olmayın”dı (Don’t be evil). PRISM programı çerçevesinde kullanıcı bilgilerini ABD istihbaratına servis ederken suçüstü yakalandığında bile şirketle özdeşleşmiş olan “Kötü olmayın” sloganını gönül rahatlığı ile kullanmaya devam ettiler.

Devamını Oku →