Çöpe Atılan Bilgisayarlar

Görevimiz Tehlike’de “bu disk beş saniye içinde kendi kendini yok edecektir.” mesajından sonra Jim arkasını dönüp giderken bilgisayardan dumanlar yükselmeye başlar. Artık kimse diskin içeriğine erişemeyecektir. Böyle bir disk imha teknolojisinin gerçekte var olup olmadığını bilmiyorduk. Henüz yokmuş.

BBC’nin 2014 yılındaki bir haberine göre Görevimiz Tehlike’nin bu etkileyici teknolojisinin hayata geçirilmesi için ABD Ordusu, IBM’e 3,5 milyon dolarlık yatırım yapmış. IBM’in üzerinde çalıştığı bir teknolojiyle bu çipler radyo frekansları sayesinde pudra kıvamına getirilebilecek. Böylece ABD gizli bilgilerin savaş alanında düşmanlarının eline geçmesini engelleyebilecek (http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/02/140211_abd_imha_cipleri).

Devamını Oku →

Yeni İnternetimiz Nasıl Olacak?

6 Nisan günü Twitter’a ve Youtube’a erişimin mahkeme kararı doğrultusunda engellendiği duyuruldu. İlgili karar sadece Twitter’a veYoutube’a yönelik olmayıp Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini yayınlayan tüm web sitelerini kapsıyordu (http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28662617.asp, http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49579):

Devamını Oku →

Bilişim Dünyasının Karanlık Yüzü: Uluslararası Dijital İşbölümü

Brecht’in okuyan işçisi sorar:

Yedi kapılı Thebai şehrini kuran kim?

Kitaplar yalnız, kralların adını yazıyor,

yoksa krallar mı taşıdı kayaları?

Ama biz sormayız. Bilgisayarlarımız, yazıcılarımız, akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz… Her gün kullandığımız bu ürünlerin kimler tarafından üretildiğini bilmeyiz. Daha kötüsü bilmediğimizi de bilmeyiz. Sözkonusu ürünlerin kimler tarafından üretildiği sorulduğunda aklımıza sadece markaları gelir: HP, Apple, Samsung, LG, IBM, Acer, Asus, Dell, Sony vs. Haksızlık yapmayalım, Apple yerine Steve Jobs diyenlerimiz de vardır. Sol yanımız bastırır, biraz daha insaflı davranırsak ezberimizi konuşturur HP çalışanları, Apple çalışanları, Samsung çalışanları deriz.

Devamını Oku →

Nicelleştirilmiş Benlik ve Oyunlaştırma

Ocak ayında Google Glass’ın bireysel tüketicilere satışının durdurulduğu duyuruldu. Google Glass, medyada sıkça yer almasına karşın beklenen patlamayı gerçekleştiremedi ve popülerleşemedi. Bunda gözlüğün tasarımının beğenilmemesinin ve yüksek fiyatlı olmasının rolü olduğunu düşünen Google, gözlüğün daha kullanışlı ve ucuz bir sürümünü geliştirmeye karar verdi (http://www.ntv.com.tr/teknoloji/google-akilli-gozlugunun-satisini-durdurma-karari-aldi,RHEAYdZndUGmKa3q1eF1AQ). Google’ın bu geçici başarısızlığı, sadece gözlüğün tasarımına ya da yüksek fiyatına bağlanmamalı. Giyilebilir teknolojilerin kullanım alanları daha yeni yeni netleşiyor ve önümüzdeki birkaç yıl içinde hızla yaygınlaşacaklar.

Devamını Oku →

Çözümcülük ve İnternet Merkezcilik

30 Eylül 2013 tarihinde yayımlanan Time dergisinin kapağı çarpıcıydı:Google Ölümü Çözebilir Mi? 2013 yılında Google’ın Arthur D. Levinson ile birlikte kurduğu Carilo adlı bioteknoloji firması, sağlık ve özellikle yaşlanma üzerine çalışmayı hedefliyordu (http://en.wikipedia.org/wiki/Calico_%28company%29). Time’a göre eğer bu işe girişen Google değil de başka biri olsaydı bu girişim çılgınlık olarak nitelendirilebilirdi. Google’ın insansız arabaları ve giyilebilir teknolojileri düşünüldüğünde pek de haksız sayılmazlar.

Devamını Oku →

Google Her Yerde!

Google ilk başta bir arama motoruydu. Arama sayfasının son derece sade ve reklamsız olması, arama sonuçlarının isabetliliği internet kullanıcılarını kendine bağladı. Arama motorunu gmail, youtube, google maps, android, hangouts vd. (http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Google_products) izledi. Şöyle düşünülüyordu:

Google farklıdır. Google vizyon sahibidir. Google sadece bir şirketten daha fazlasıdır. Google topluluktan aldığını geri verir. Google iyiliğin gücüdür (Assange, 2014 : 46).

Şirketin sloganı “Kötü olmayın”dı (Don’t be evil). PRISM programı çerçevesinde kullanıcı bilgilerini ABD istihbaratına servis ederken suçüstü yakalandığında bile şirketle özdeşleşmiş olan “Kötü olmayın” sloganını gönül rahatlığı ile kullanmaya devam ettiler.

Devamını Oku →

Tarihten Örneklerle Siber Savaş

Bilişim teknolojileri tarihi, bilişim dünyasının önde gelen isimlerinin yanlış hatta bugün bize gülünç gelen kehanetleriyle doludur. 1945’de IBM’in yönetim kurulu başkanı Thomas Watson, birkaç büyük bilgisayardan oluşan bir dünya pazarı öngörmektedir.1977’de Digital Equipment şirketinin (DEC) kurucusu Ken Olsen, insanların kendi evlerinde bilgisayar bulundurmaları için bir nedenleri olmadığını söyler. Ethernet’in mucidi, 3Com şirketinin kurucusu Robert Metcalfe ise 1995 yılındaki bir yazısında İnternet’in 1996’da çökeceğini iddia eder ve 1999’da 6. Uluslararası WWW Konferansı’nda yaptığı konuşmada yazdığı makaleyi karıştırıcıdan (blender) geçirip yer [1].

Devamını Oku →

İnternet: Son Söz Söylenmedi

Günlerdir iPhone’un yeni modeli konuşuluyor. Gazeteler ve haber portalları reklam kokan haberlerden geçilmiyor. İnsanlar iPhone’un yeni modelini bir an önce satın alabilmek için türlü çılgınlıklar yapıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu durumu eleştiriyor [1]:

İnsanlar o marka telefonu alabilmek için gece dahi saatlerce kuyrukta bekliyorlar. Bu marka her yıl model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Tanınmışlık sayesinde bu uzun kuyrukları oluşturabiliyorlar. Burada bir çok arkadaşımız da bunu biliyor. Aslında satılan telefon değil, satılan o telefonun markası. ‘Bak yenisini aldım, bu.’

Devamını Oku →

Sosyal Medyanın Sosyalliği

Facebook’a herhangi bir eleştiri getirdiğimde önce karşıma Arap Baharı çıkardı; şimdi de Gezi çıkıyor. Tepki çoğunlukla aynı oluyor; sosyal ağların hükümetlerin etki alanının dışında özerk bir iletişim alanı yarattığıyla başlanıp Wall Street’ten, Tahrir’den ve Taksim’den dem vuruluyor. Sosyal medyanın isyanların nedeni olduğunu düşünene pek rastlamıyorum. Ama genellikle dünyanın dört bir yanındaki toplumsal hareketlerle sosyal medya kullanımı arasında bir bağ kuruluyor ve Facebook’u ya da Twitter’ı eleştirdiğinizde sosyal medya savunucularının gözünde teknoloji karşıtı bir makine kırıcısına dönüşüyorsunuz.

Devamını Oku →

Bildiğimiz sosyal bilimlerin sonu mu?

Abdurrahman Dilipak’ın bir konferansta söylediği sözler sosyal medyada alay konusu oldu. Dilipak, kredi kartı harcamalarımızın analistlere çok önemli ipuçları sunduğunu söylüyor ve insanları buna ilgisiz kalmamaları konusunda uyarıyordu. Dilipak’ı sosyal medyada alay konusu yapan ise verdiği örnekti [1]:

…kırmızı renk otomobil alan kadınlar genellikle üniversiteli kadınlardır. Kırmızı renk otomobil alan kadınlar sert sigara kullanıyorlar, içki kullanıyorlar. Bu kadınlar evlenemiyorlar ya da evliliklerini sürdüremiyorlar. Bu kadınlar kavgacı çok kaza yapıyorlar ve CHP’ye oy veriyorlar.

Devamını Oku →