İnternet’e Eşit ve Özgür Erişim Hakkı

3 Haziran 2011’de, bizim filtreli İnternet uygulamasını tartıştığımız günlerde, Birleşmiş Milletler, İnternet erişimini temel bir insan hakkı olarak tanımlayan bir rapor yayımladı [1]. Hatırlanacağı üzere, “Arap Baharı” eylemlerinde muhaliflerin İnternet’i etkin kullanımı karşısında hükumetler ülkelerindeki İnternet kullanımını tamamen engellemeye kadar varan yaptırımlar uygulamıştı. Fakat İnternet erişimine yönelik tehdit, bu ülkelerle de sınırlı değildi. Tüm dünyada, çeşitli web sitelerinin kapatılması , engellenmesi ya da bizde olduğu gibi filtrelenmesi son zamanlarda çok sık rastlanan uygulamalardı. Ancak Fransa’da ve İngiltere’de gündeme gelen “üç vuruş” (three strikes) ya da “yükseltilmiş yanıt” (graduated response) olarak ifade edilen kanunlar, erişim engellemelerine yeni bir boyut kattı. Devamını Oku →

Google’ın Yeni Gizlilik Politikası: Ne değişti?

Google, 1 Mart 2012 tarihinden itibaren uygulayacağı yeni gizlilik politikasını duyurdu. Google tarafından sağlanan çeşitli hizmetleri artık bu politika çerçevesinde kullanacağız. Uygulamaların kullanıcı lisanslarını ve web sitelerinin gizlilik politikalarını genelde pek okumuyoruz. Yasal ve teknik jargonun iç içe geçtiği bu metinlerin okunması zor, karışık ve sıkıcı geliyor. Bu nedenle, işin kolayına kaçıyor ve yazılanları doğrudan kabul ediyoruz. Google’ın duyurusunu yaptığı yeni gizlilik politikası metni ise, örneklerine göre daha basit bir dil kullanılarak hazırlanmış. Kullanıcıya metnin okunmasında yardımcı olmak amacıyla, metinde kullanılan teknik terimlerin açıklamaları yapılmış. Basında yer alan haberlerin etkisiyle, birçok İnternet kullanıcısı (belki de hayatlarında ilk kez) Google’un sitesinde yer alan yeni gizlilik politikasını okumaya niyetlendi. Fakat, ne yazık ki, metin son derece açık bir dille yazılmış olmasına rağmen neyin değiştiği konusu o kadar açık değildi.

Bu yazıda, önce Google hakkında kısa bir bilgi verilecek. Daha sonra, Google’ın yaptığı açıklamalar doğrultusunda, Google’un gizlilik politikasında yaptığı değişiklik değerlendirilecek. Son olarak da, Google’a (ve diğer arama motorlarına) karşı ne yapılabilir sorusuna yanıt aranacak. Devamını Oku →

Fikri Mülkiyet Hakları?

Özgür Yazılım Hareketi, özel mülk yazılıma karşı yalnız teknik alanda değil, ideolojik alanda da mücadele ediyor. Bu mücadele kapsamında, kullanıcı/geliştirici hakları açısından olumsuz çağrışımlar içeren bazı kelimelerin kullanılmaması yönünde önerilerde bulunuyor. Örneğin, özgür yazılımda kaynak koduna erişimi ifade etmek için açık ve kapalı sözcüklerinin kullanımını doğru bulmuyor. Çünkü, kaynak kodunu ihtiyaca göre değiştirip yazılımı geliştiremedikçe kaynak kodunun görünür ya da gizli olması bir anlam ifade etmiyor. Ya da son yılların popüler teknolojisi DRM’in açılımını Sayısal Haklar Yönetimi (Digital Rights Management) olarak ifade etmek yerine bu teknolojiyi kullanıcı hakları açısından ele alıyor ve açılımını Sayısal Kısıtlamalar Yönetimi (Digital Restrictions Management) olarak yapmayı tercih ediyor. GNU sayfasında bir listesine ulaşabileceğiniz (bkz. http://www.gnu.org/philosophy/words-to-avoid.html) bu kelimelerin üstünkörü kullanımı egemen ideolojiyi güçlendiriyor. Bunun en tipik örneği de, fikri mülkiyet kavramı. Devamını Oku →

Bilgisayarlarımızı Çalıyorlar

Bilişim teknolojilerinin (BT) gelişiminde en belirleyici etkenlerden biri fikri mülkiyet hakları için yapılan  mücadele oluyor. BT’de son yıllarda yaşanan gelişmelerle beraber ses ve görüntü içeriğinin kolayca saklanabilir ve taşınabilir olması medya ve eğlence sektöründeki yapımcı şirketleri telaşlandırıyor. Bilişim sektörünün kendisinde de benzer bir durum yaşanıyor. Bilişim şirketleri, rekabet güçlerini arttırabilmek amacıyla telif hakları ve patentler üzerinden kıyasıya bir mücadele yürütüyor.

Devamını Oku →

Jobs: Sadece Meta Üreticisi Değil, Şeytanın Ta Kendisi

Adettendir, ölen birinin arkasından kötü konuşulmaz. Fakat yalan söylemek de olmaz: En baştan söyleyelim, biz kendisini pek iyi bilmezdik. Asaf Güven Aksel, Sol’daki yazısında “Jobs: Ne Melek Ne Şeytan, Sadece Meta Üreticisi” diye başlık atmış [1] . Yanılıyor, Jobs şeytanın ta kendisi! Şeytanın şeytanlığı, ademoğluna yedirdiği elmada saklıdır. Devamını Oku →

Türkiye İnterneti Nereye Gidiyor?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun (BTK) 22 Şubat tarihinde aldığı “İnternet’in Güvenli Kullanımı” başlıklı kararı, 15 Mayıs’ta Türkiye’nin dört bir yanında binlerce İnternet kullanıcısı tarafından “İnternetime Dokunma” diyerek protesto edildi[1].

15 Mayıs eylemleri, her hak arama eyleminde olduğu gibi dezenformasyonu da beraberinde  getirdi:

Devamını Oku →

Özel Hayat

Kamuoyu önce Deniz Baykal’ın kaseti ile tanıştı. Baykal, olaydan kısa bir süre sonra  CHP Genel Başkanlığı’ ndan istifa etti. Seçimler yaklaşırken tanrılar bu sefer kurban olarak MHP yöneticilerini gözlerine kestirmişti. İki MHP yöneticisinin görüntüleri İnternet’e düştü. Hemen ardından da istifaları geldi. Bu yazı yazılırken, gizli güçler ellerinde daha dört MHP yöneticisine ait kayıtlar olduğunu söylemekte ve MHP Genel Başkanı’nın istifasını istemekteydi. CHP ve MHP yöneticileri yaşananlara “ama bu özel hayattır…” şeklinde cılız itirazlarda bulundular. Başbakan Erdoğan buna itiraz etti ve özel hayat kavramında da bir açılım yaptı. Bu vakaların özel hayat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, çünkü yaşananların ilgili kişilerin eşleriyle olmadığını söyledi ve ardından da bir ahlak vaazında bulunmayı ihmal etmedi. Devamını Oku →

Erişilebilir Web

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre nüfusumuzun %12’si engellidir. Renk körü olanları saymazsak, 420 bin kişi görme engellidir. Bu sayılara, yaşlılıktan kaynaklı oluşan doğal engeller dahil değildir. 2005 yılı itibariyle yaşlı nüfusun (65 yaş üstü) toplam nüfusun %5,7’sini oluşturduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla, var olan toplumsal yapıda doğal bir eşitsizlik vardır.

Ülkemizde engellilere ve yaşlılara dair sorunlar daha çok kişisel olarak algılanmakta ve “yardımseverlik” odaklı çözümlerle aşılmaya çalışılmaktadır. Sosyal devletin gereği olan en temel hakların yok edilmesiyle, toplumsal ilişkiler, “sadaka kültürü” ile örülmektedir. Bunun sonucunda da, yardım eden (yardımsever) ile yardım alan (engelli) arasındaki ilişki, engellilerin, her geçen gün “yardımseverlere” daha çok muhtaç hale gelmesiyle sonuçlanmaktadır.

Devamını Oku →

WEB 1, 2, 3…

Dergimizin Aralık sayısında Dikizleme Günlüğü [1] adlı kitabın yazarı,  Niedzviecki’nin sorusuna yer vermiştik: “Biz bu ağın üzerinde örümcek miyiz, yoksa ağa yakalanmış sinekten başka bir şey değil miyiz?”

Web’deki eylemlerimizle, boyutunu ve kapsamını tam olarak bilemesek de, fişleniyoruz.

Ayrıca İnternet’in her geçen gün ticarileştiğini ve hükümetlerin kontrolüne girdiğini de biliyoruz. Facebook, Google, Oracle, Microsoft gibi şirketler İnternet’i kendi çıkarları etrafında şekillendirmek için büyük çaba harcıyorlar. Fakat İnternet’in 1960’lı yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nca yürütülen ARPANET adlı askeri projenin bir devamı olarak ortaya çıktığını hatırlayalım. Sürekli bir oluşum halinde olan İnternet bugün ilk kuruluş amacının çok çok ötesinde bir yerde. Bu nedenle, İnternet’i iyi ya da kötü olarak nitelendiremeyiz. Ağın üzerindeki örümcekler, kimi zaman ağı farklı şekilde kullanıyor, onun kullanımına müdahale edip İnternet’i yeniden şekillendiriyorlar. Örneğin, medya ve yazılım tekellerine rağmen fikri mülkiyet kısıtlamaları aşılıp farklı bir kültürel ortam yaratılabiliyor. Wikipedia ile bilgi üzerindeki tekeller yıkılabiliyor.

Bu yazıda, İnternet üzerinde çalışan servislerden biri olan Web’in (World Wide Web – WWW) tarihsel evrimi ve topluma sunduğu olanaklar tartışılacak. İlk bölümde, Web 1.0 başlığı altında Web’in ortaya çıkışı anlatılacak. İkinci bölümde, özellikle 2004 yılından sonra Web’i bir adım öteye götüren, kullanıcı ve site arasındaki etkileşimi arttıran, web üzerinde kolektif hareketlerin oluşturulmasına zemin hazırlayan Web 2.0 tartışılacak. Son bölümde ise Web 3.0 başlığı altında bizi nasıl bir Web’in beklediğine dair ipuçları verilecek.

Devamını Oku →

Sanal Eylemler

Kuşkusuz 2010 yılının en önemli olaylarından biri Wikileaks belgeleri oldu. Belgeler birçok ülkenin istihbarat kayıtlarını ve yakın tarihteki savaşlarla ilgili gizli bilgileri  içeriyordu. Kimileri Wikileaks’i ayakta alkışlarken, kimileri de Wikileaks hakkındaki kuşkularını dile getirdi. Belgelerin doğruluğu ya da bu bilgilerin bilinçli olarak sızdırılıp sızdırılmadığı ayrı bir tartışmanın konusu. Ancak Wikileaks’ın 2010 yılı sonunda maruz kaldığı çeşitli yaptırımlar birçok insan tarafından ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlama olarak nitelendirildi.
Wikileaks’i sunucularından kaldıran Amazon’ıun yanı sıra Wikileaks’e yapılan bağışları engelleyen PayPal, Mastercard  ve Visa şirketleri İnternet aktivistlerinin  hedefi haline geldi. Bu şirketlere İnternet üzerinden örgütlü saldırılar düzenlendi. Amazon’a yapılması planlanan saldırıdan son anda vazgeçildi. Fakat  diğer şirketler  (PayPal, Mastercard ve Visa) Amazon kadar şanslı değildi; yapılan saldırlarla bu şirketlerin sunucuları bir süre çalışamaz hale getirildi. Bu protestoları yöneten Anonymous (Anonim) adlı aktivist topluluğunun bir üyesi BBC’ye yaptığı açıklamada Wikileaks ile bir iletişimlerinin olmadığını ancak eylemlerinin amacının İnternet’in herkes için açık ve özgür karakterini korumak olduğunu belirtti.
Peki Anonymous ve benzer gruplar eylemlerini nasıl gerçekleştiriliyorlar?